Bu tepkiler, Demirel'in merakını giderir mi?

Bu tepkiler, Demirel'in merakını giderir mi?


Bu tepkiler, Demirelin merakını giderir mi Hasan Cemal, Süleyman Demirel'le söyleşi yaptı. Demirel'in siyasete girme hazırlıkları bizim gazeteye manşet oldu. Okurlardan azarı işiten ben oldum!
Daha doğrusu ben öyle zannediyordum. Hasan Cemal'in cuma günkü, Okur Temsilcimiz Yavuz Baydar'ın da dünkü köşesinden öğrendiğime göre onlar da okurların tepkilerinden en az benim kadar paylarını almışlar.
Amca Bey'in Hasan'la röportajının ardından Demirel'in geçmişiyle ilgili olarak okurlarımızın gönderdiği eski gazete kupürlerini ve mektupları yayımlamayı hiç düşünmemiştim. Ancak Hasan Cemal'in pazar günkü köşesinde yayımlanan Süleyman Demirel imzalı şu satırlar beni fena halde kışkırttı:
"(...)'Uzun zamandır hiçbir yazım bu kadar olumsuz tepkiyle karşılaşmamıştı. Toplumun değişik kesimlerinden geliyordu. Demirel'i protesto ediyorlardı' diyorsunuz.
Demirel'in nesini protesto ettiklerini yazsaydınız, herkes meraktan kurtulurdu. Demirel de hangi çeşit protestoya uğradığını öğrenir, kendisini savunma hakkını kullanırdı.
Protesto edenin ne kadar hakkı varsa, edilenin de o kadar hakkı vardır.
Her kimin ne zoru varsa, bunu bilirsem, cevap vermeye değer bulursam, birtakım yanılgıları, yanlışları, ondan doğan haksız ufunetleri gidermek imkanını bulurum. Böylece de protesto edilmiş olmaktan kurtulurum."
Okur tepkilerinin büyük bölümü aile fotoğrafında yoğunlaşıyor. Hatta Demirel'in, "dağılan aile fotoğrafının yerine yenisini oluşturmak için siyasete girdiği" iddiasında bulunanlar bile var.
Siyaseten eskimişlik ve yaşlılık, tepkilerin yoğunlaştığı bir diğer nokta. Örneğin bir okurumuz, "Başta Demirel olmak üzere, onun kuşağından çektiğimiz çileler yetmedi mi? Bakınız Türkiye'yi ne hale getirdiler? Biz bunlardan nasıl kurtulacağız? Her biri birer kahramanmış gibi meydanlara inmeye başladı. Doktor raporu olmadan evini bile satamayacak yaştaki adamların, siyasete kene gibi yapışmalarındaki motifler farklı herhalde. Ama aile fotoğrafı gibisi yok!"
Okurlarımın tüm ısrarlarına karşın aslında Demirel meselesini fazla uzatıp kabak tadı vermek niyetinde değilim. Bu nedenle de okurlarımdan son dönemde gelen arşiv fotoğraflarının en çarpıcılarını yayımlamakla yetineceğim.
Biri tesadüfen Milliyet'te yayımlanmış 7 Aralık 1993 tarihli manşet haber. Eski Genel Yayın Yönetmenimiz Yalçın Doğan'ın imzasını taşıyor ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden İnci Baba'nın öldürülmesinin ardından, onun için anıt mezar yapılması konusunda ricacı olduğu iddiasına yer veriliyor. Genelde bu tür nabız yoklamaları yapılır, tepki çekerse "Ben dememiştim" denilerek konu kapatılır. Nitekim bu örnekte de böyle olmuştur.
Demirel'in Aksaray'daki otelinde önceki yıl öldürülen ülkücü babalardan Nihat Akgün ile İnci Baba'nın arasındaki fotoğrafını ise okurlarımızın uyarısı üzerine gazetemizin arşivinden bulup çıkarttık. Belki bu çerçevedeki protestolara Amca Bey'in verecek yanıtı vardır. TBMM'ye ait kırmızı plakalı bir otomobildeyken, trafik kazası sonucu ölen Yafes Öztürk'le birlikte çektirdikleri fotoğraf, İnci Baba'nın oğlunun nikah şahidi oluşu, 28. 7. 1992 tarihli Sabah gazetesinde "İnci Baba, bürokrat atamalarında kilit adam oldu" başlıklı haber...
Bir okurum Günaydın gazetesinin 1970 ylında Demirel'lerle ilgili olarak verdiği 26 sayfalık eki, yararlanmam için ödünç verdi. Bir dostum, CHP eski Genel Başkanı Altan Öymen'in hızlı gazetecilik yıllarında Uğur Mumcu ile birlikte yazdıkları "Mobilya Dosyası" başlıklı kitabı armağan etti.
Yazılacak neler var neler? Siyasete kesinkes soyunursa, eski defterler de ister istemez aralanacak. Sadece Demirel için değil, herkes için bu böyle...