Çarmıklı, neden yılbaşı armağanı veremedi?

Çarmıklı, neden yılbaşı armağanı veremedi?

Meral TAMER

26 aralık günü Ankara Sheraton Oteli'nde standı bulunan ABC Yayınevi'ne, 2 kitap için 20 milyon lira ödedi. "Ertesi gün elinizde olur" dedikleri kitaplar hala gönderilmiş değil.
ANAP Merkez Karar Yürütme Kurulu üyesi ve İstanbul İl Başkan Yardımcısı Sibel Çarmıklı'nın telefonla aradığını söylediklerinde, bir süre öncesine kadar üyesi bulunduğu Arı Grubu'nun bir faaliyetini haber vereceğini ya da ANAP'ın bir toplantısına çağıracağını düşünmüştüm. Çarmıklı'nın tüketici kimliğiyle başından geçen bir sorunu benimle paylaşmak istediğini öğrenince daha çok sevindim.
Çarmıklı, 26 aralık günü Ankara Sheraton'da resepsiyonun hemen yanında standı bulunan ABC Yayınevi'nden 2 kitap satın almış. Daha doğrusu satın aldığını zannetmiş. Çünkü kitapların bedeli olan 200 dolar karşılığı 20 milyon lirayı standdaki görevliye ödeyip makbuzunu almış. Ancak kitaplar o sırada yanlarında bulunmadığı için hemen ertesi gün İstanbul'daki adresine göndereceklerini vaadetmişler.
Ve Çarmıklı'nın bekleyişi böylece başlamış. 27 aralık: Kitaplar yok! 28 - 29 aralık... Kitaplar hala yok!
Çarmıklı telaşlanmaya başlamış. Çünkü 2 kitabı da yılbaşı armağanı olarak düşünmüş. Dalgıçların dünyasını anlatan Light in the Sea adlı kitabı, dalmaya çok meraklı olan eşine, tropikal bölgelerdeki villaların iç ve dış dizaynını fotoğraflarla anlatan Tropical Resorts adlı kitabı ise yakın bir arkadaşına verecekmiş.
Kitaplar 30 ve 31 aralıkta da gelmemiş. Ankara ile telefon görüşmeleri de fayda etmemiş.
Çarmıklı, yılbaşını yakınlarına armağan veremeden geçirdikten sonra, bu kez İstanbul'daki ABC bürosunu arayarak ya kitapları ya da parasını almaya çalışmış. Ama İstanbul topu Ankara'ya, Ankara'da İstanbul'a attığı için sonuç alınamamış.
Ve çaresiz kalınca da şansını bir de bizim köşemiz aracılığıyla denemek istemiş.
ABC'nin İstanbul ve Ankara büroları, biz devreye girdikten sonra topu birbirlerine atmaktan vazgeçtiler. Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan ABC Yayınevi'nin satış müdür yardımcısı Emrah Kaya, kitaplar stoklarında kalmadığı için ulaştıramadıklarını söyledi. "Zaten sözleşmeyi iptal edip, parasını da iade etmişiz," dediyse de bu bilgi yanlış çıktı.
İlkay tekrar aradığında Kaya, bize yanlış bilgi verdiğini kabul ederek, "çıkış işlemini yapmışız, ama para gönderilmemiş," dedi. Çarmıklı'nın banka hesap numarasını alan ABC yetkilileri, 20 milyon lirayı Çarmıklı'nın banka hesabına havale ettiler.

Yaşar Holding'den yılbaşı armağanı olarak gelen Urartu Krallığı adlı kitap, bizi Van Gölü havzasına yerleşmiş büyük bir uygarlığın tarihine ve sanatına götürüyor.
İzmirli bu büyük grubun yaptırdığı bu kapsamlı çalışma neden Ege yöresine ait değil diye düşünenleriniz olabilir. Hemen belirtelim. Yaşar Grubu'nun bu tarz ilk yayını "Eski Çağda Ege ve İzmir" adlı kitaptı. Ardından "Hatti ve Hitit Uygarlıkları" geldi.
Bu son kitapta Doğu'ya uzanılmış. Demir Çağ'da kurulan Urartu Krallığı, coğrafyasından mimarisine, saraylarından tapınaklarına değişik yönleriyle tanıtılıyor.
Ancak Prof. Altan Çilingiroğlu'nun yazdığı kitapta Urartuların yaşamı ve ölümü nasıl algıladıklarına dair de pek çok ipucu var. Örneğin Urartu ölü gömme geleneklerinde en önemli kısım, ölü yemeği merasimiymiş. Kitaptan boğa ve keçi gibi hayvanların kurban edilip, etlerinin bir kısmının tanrılara adandığını, diğer bir kısmının ise merasime katılanlar tarafından mezar başında yenildikten sonra kalanların tabak ve çanaklar içinde mezarın içine konduğunu, yani ölüye sunulduğunu öğreniyoruz. Mezarlık alanlarında ocak ve tandırların bulunması bu geleneğin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor.
Mücevher işlemeciliğinde önemli varlık gösteren Urartular, altın ve gümüşü yalnızca yüzük, küpe ve kolyede kullanmamışlar. Kayıtlardan anlaşıldığına göre tapınaklardaki kapı kanatlarını tutan sürgülerden, tanrıça formundaki anahtarlara, kama ve kılıçlara, meyve sepetlerinden mühürlere kadar pek çok eşya altından yapılmış.

Tepe Karizma'nın Oran mağazası, 417 milyon liralık satışı kaçırmamak için gerçekleştiremeyeceği vaadde bulununca, Dr. Kaptanoğlu'nun istediği 3 raf, biz devreye girmeden gönderilmedi.
Ankaralı Dr. Cüneyt Kaptanoğlu, elektronik posta mesajında, "bugüne dek maalesef iyi bir tüketici olamadım. Ülkemizdeki çoğu insan gibi ben de bir çok sorunla karşılaşmama rağmen, tüketici haklarından yararlanmak için bir çaba sarfetmedim. Bu ilk çabam olacak," diyor. Ve "bu bir ilke meselesi" dediği ilk denemesinde bizden destek istiyor:
"Tepe Karizma'nın Oran mağazasından 10 ekimde, 417 milyon liralık alışveriş yaptım. Siparişlerime ek olarak, ücreti karşılığında 3 tane de raf istedim. Kaplamasının özelliğinden dolayı rafları başka bir yere yaptırmam mümkün değildi.
Önce bu tür bir uygulamalarının olmadığını belirttiler. Üç rafın eksik kalması durumunda, takımı almaktan vazgeçeceğimi belirtince gerekli yerlerden onay alındı ve ben ilk ödemeyi yaptım. Sonuçta biraz gecikmeyle de olsa ürünler geldi. Ancak raflarda kocaman montaj delikleri ve her deliğin kenarında 4 mm yarık vardı.
Fabrikanın bu üç rafı vermediğini, mahçup olmamak için kendi kullandıkları dolabın raflarını söktüklerini söylediler. Çizik ve kullanılmış bu rafların değiştirilmesini istedim. Aradan zaman geçti, birkaç kez daha aradım. "Tamam" dediler. Ne yazık ki, hiçbir şey değişmedi.
Müşteri kaçırmamak uğruna siparişi alırken "olur" deniyor. Senetler imzalanıp paralar ödenince de "pardon!"
Son taksidi özellikle bir gün geciktirdim. Tabii hemen hatırlandım. Ben de rafları hatırlattım. Gene "bakarız, ederiz" dediler. Parayı ödemek için geldiğimde yeni rafları hazırlamalarını rica ettim. Ama gittiğimde rafları vermeyeceklerini söyleyip, ödediğim parayı geri vermeyi önerdiler. Kabul etmedim ve rafları aldıklarına dair bir belge vermelerini istedim. Haksız duruma düşmemek için kalan taksidi de ödeyerek ayrıldım.
Her şeyi önceden onaylatmama, parasını da ödememe rağmen Tepe Karizma yüzünden kafamda canlandırdığım odaya hala kavuşabilmiş değilim. Başta da söyledim, benim sorunumun parasal yönü önemsiz. Ancak şirketin bu kadar gün sonra "rafları vermiyoruz" demesini hazmedemiyorum."
Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Oran'daki Tepe Karizma'nın satış yetkilisi Meltem Öztürk, siparişi merkeze danıştıktan sonra aldıklarını ama fabrikanın parçaları göndermemesi yüzünden zor durumda kaldıklarını söyledi. Montaj elemanlarının konuyu kendisine eksik aktardıklarını da belirten Öztürk, "hala fabrikadan parça gelmesini bekliyoruz," dedi.
Okurumuzun bekleyişi İlkay'ın Tepe Karizma'nın pazarlama müdürü Ayşen Dağıstanlı'yla görüşmesi üzerine derhal sona erdi.
Rafları aynı gün okurumuza gönderen Dağıstanlı, "hata, işin başından beri bayinin duruma kendince çözümler bulmaya çalışmasından kaynaklanıyor" dedi. 5 bine yakın parça ürettiklerini belirten Dağıstanlı, "seri üretimi bozup, 3 raf yapmamız mümkün değil. O yüzden siparişi baştan kabul etmemek en doğrusu. Söz verdiğimiz için ambalajlanmış malzemeyi bozduk. Ancak bundan sonra benzer sorunların yaşanmaması için, talep görebilecek parçaların stoğunu tutacağız," dedi.



Yazara EmailM.Tamer@milliyet.com.tr