DenizBank’ın düğün gecesinde Putin’in izleri

Haliç Kongre Merkezi’ne onlarca kez gitmişimdir, ama hiç böylesini görmemiştim. Kapalı otoparktan mecburi giriş yapıp, masmavi ışıklarla aydınlatılmış büyük avluya çıkıp, açık havada yol gösteren kırmızı halılar üzerinde uzuuuun bir gezinti sonrası ana kapıdan içeri girdik. İçerisi de rengarenk; ama DenizBank mavisinin yerini bu kez bir yanda kırmızı, diğer yanda yavruağzı ışıklar almış... Bir yanda Osmanlı Sultanları DenizBank Koleksiyonu sergisi, diğer yanda içkiler, yemekler, iş dünyasının her kesiminden üst düzey davetliler...
DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş’in ifadesiyle bu davet “DenizBank’ın düğün gecesiydi.” Rusya’nın en büyük, Avrupa’nın 3. büyük bankası Sberbank’ın, DenizBank hisselerini devralmasını, dünyaca ünlü orkestra şefi Valery Gergiev ve Rusya’nın en iyi orkestralarından Mariinsky Tiyatrosu Senfoni Orkestrası’nın konseriyle kutlayacaktık.

Cesur yürek Gref
Açıkçası ben Gergiev’i dinlemek için gitmiştim davete, ama konser öncesinde sahnede Sberbank’ın CEO’su Herman Gref’i görünce işin rengi değişti. DenizBank’ın satın alma sürecinde başrol oynayan Gref, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Başbakanken, Başbakan Yardımcılığı yapmış, Putin yeniden Devlet Başkanı olunca da Sberbank ve Gazprom’un kaptan köşküne oturmuş, Putin’in yakın çevresinden önemli bir isim.
Nitekim Ateş de kendisini “Bugüne kadar üstlendiği stratejik görevlerle Rusya ekonomisinin halihazırdaki gücüne kavuşmasında önemli rol oynayan, vizyonel liderliğiyle yönettiği her kurumda değişimin tartışmasız öncüsü ve kriz tanımaz bir değişim emekçisi olan, benim ‘cesur yürek’ diye tanımladığım Gref” diye takdim etti bizlere.
Rus ekonomisinin nabzını tutan, önemli Rus işadamlarının da katıldığı davette Gref de “İyi ki bu yatırımı Türkiye’ye yaptık. Burası benim 2. vatanım. Ben gerçekten buralıyım” dedi.

Putin’in isteği üzerine...
DenizBank, tabii ki Putin’in isteği üzerine satın alındı ve Türkiye’nin 6. büyük özel bankası, artık bir Rus bankası oldu. Gref’in dediği gibi Türkiye-Rusya ticari ilişkileri son dönemde çok hızlı tempoda gelişiyor. 2002’de 5 milyar dolar olan ticaret hacmimiz, bu yıl 35 milyar doları bulacak. AB Bakanı Egemen Bağış’ın dediği gibi Putin ve Başbakan Erdoğan, önceki gün imzaladıkları 11 anlaşma sonrasında ticari ilişkilerimiz için 100 milyar dolar gibi çok iddialı yeni bir hedef koydular. Sberbank, bu hedefin yakalanmasında kilit rol oynayacak.

ABD yerine Rusya mı?
100 milyarlık hedef iddialı, ama atılan adımlara baktığımızda ulaşılmaz da değil. Almanya’nın ardından 2. büyük ticari partnerimiz haline gelen Rusya, Türkiye ile ilişkilerinde gerek savunma, gerekse enerji ve siyasette ön plana geçiyor. Nükleer santralin ilkini Ruslar yapıyor, ama 2. ve 3. santraller için de Rusya’nın şansı var.
Zaten Putin’le Başbakan Erdoğan’ın tarzları da birbirine benziyor ve onun içinde birbirlerinin dilinden çok iyi anlıyorlar. Rusya’da Putin’in bilgisi dahilinde olmayan bir iş düşünülemez; Türkiye’de de Erdoğan bu yolda ilerliyor. Diğer taraftan Amerika’nın da artık bizim bölgemizde baş aktör olma hevesini kaybettiğini biliyoruz. Dolayısıyla o rol başkalarına kalacak. Ve Putin, bu role
talip görünüyor.