Deprem Dedenin Kandilli bütçesi

Japonyanın depremlerle sarsıldığı günlerde kitapçıların raflarına giren, TÜYAP Kitap Fuarında da okurlarıyla buluşan bir kitap, bizleri 17 Ağustos Körfez Depremi ertesinde, kime ve neye inanacağımızı şaşırdığımız günlere götürdü.Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinde her kafadan ayrı bir ses çıkarken, geceleri korkudan sokaklarda geçirenler için en sıcak ve şefkatli nefes "Deprem Dede" idi. Gazeteci Nazire Kalkan sormuş, Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara yanıtlamış. Ortaya Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından basılan "Depremden Kalan Anılar" çıkmış. Kalkan, Işıkara ile son dönmede örneklerine sıkça rastladığımız türden bir nehir söyleşi gerçekleştirmiş.17 Ağustosun öncesinden başlayan bir süreç, Işıkaranın yaşadıklarından ve bizzat tanık olduklarından yola çıkılarak ayrıntılı olarak masaya yatırılıyor. Japonyanın batısı 5 eylülde 2 büyük depremle sarsıldı. 6.8 büyüklüğündeki ilk depremde, 89 yaşındaki bir kadın düşerek başından yaralandı. 5 saat sonra yine aynı bölgede 7.3 büyüklüğünde bir deprem daha oldu, sadece 38 kişi yaralandı. 6 ekim günü bu kez Japonyanın doğusunda 5.8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi yine ölen olmadı, hatta bu depremde yaralanan bile yok. Japonyanın kuzeybatısında 23 ekimde meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde ise can kaybı Japonlar için çok büyük: 31 ölü. Bizde olsa 31 ölüyle atlattık diye bayram ederdik. Bu depremden 4 gün sonra, aynı bölge 6 büyüklüğünde yeni bir depremle sarsıldı. Yine can kaybı yok. Işıkara hem o günlerde Kandilli Rasathanesinin başında bulunması itibarıyla, hem de halkın gönlünde en güvenilir deprem uzmanı tahtına yerleşmesi nedeniyle olayların tam göbeğinde yer almış bir isim. Halk, Işıkarayı televizyonlarda, medyada sıkça gördü ama onun dönemin koalisyon hükümetiyle, mensubu bulunduğu Boğaziçi Üniversitesiyle (BÜ), TÜBİTAKla ve daha pek çok kişi ve kurumla ne sıkıntılar yaşadığını bilmedi. Işıkara, o günlerde üstü kapalı olarak geçtiği konulara, kitapta açıklık getiriyor. Kandilliye kimler, nasıl göz koydu?Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Işıkara Hocayı görevden aldırmak için nasıl uğraştı?Hükümet, bilim adamı diye falcıları Prof. Işıkaranın başına nasıl musallat etti? Bürokrasimizde yıllar yılı hiç eksik olmayan kişilik çekişmeleri, alicengiz oyunları, belki de ilk kez 17 Ağustos depremi ertesinde halk tarafından net olarak algılanabilmişti. Çünkü deprem hepimizi TV başına kilitlemişti. Kimler göz koydu? Kitabın sayfalarını karıştırırken Prof. Işıkaranın şu sözleri dikkatimi çekti:"Depremleri izlemek pahalı bir iştir. Her dönem bütçe görüşmeleri sırasında diğer üniversitelerimiz Boğaziçi Üniversitesinin bütçesine itiraz etmişlerdir. Bu itirazın nedeni Kandilliye verilen paradır. Kandillinin kaynak ihtiyacı, BÜnün bütçesinden karşılanır. Burada dileğim, takip edilen yılların bütçesi yapılırken Üniversitenin ve Kandillinin bütçelerinin ayrı ayrı ele alınmasıdır. O zaman rektörler, çok daha fazla rasathaneye sahip çıkarlar."Kandilli Rasathanesinin bütçesi, hâlâ Boğaziçi Üniversitesi bütçesinin içinde 17 Ağustos 1999daki Körfez Depreminde 17 bine yakın insanımız, ülkeyi yönetenlerin son 40 yıllık ihmali yüzünden hayatlarını kaybettikleri halde, beklenen büyük İstanbul depremi için hâlâ ciddi herhangi bir önlem alınmış değil. Acil deprem istasyonları ve ceset torbaları hariç!Acaba Japonyanın en gelişmiş rasathanesinde deprem nasıl izleniyor? Öylesine merak ettim işte... mtamer@milliyet.com.tr Bütçeye itiraz