Gensoru, AKP için bir fırsat

Şimdi CHPnin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında verdiği gensoruyla, böyle bir fırsat doğmuş durumda. Bakalım Başbakan Erdoğan bu fırsatı iyi değerlendirip, tren faciasıyla birlikte kamuoyunda AKP hükümetine karşı sarsılan güveni telafi etmeyi başarabilecek mi? Şaşırtıcı bir durum, ancak sokaktaki vatandaştan İstanbullu iş çevrelerine kadar geniş bir yelpazede tren faciası sanki bir milat oldu. Kaza gününden bu yana İstanbul büyük iş çevrelerinden kiminle konuşsam, "Hükümetin kriz yönetimi sıfır!" tepkisini alıyorum. "Bizim şirketlerimizin bile kriz yönetimi vardır. Değişik felaket senaryolarına göre kimin nasıl davranacağı, hangi noktada kimin ne söyleyeceği bellidir. Kaldı ki kriz yönetimi olmasa bile, kimse ertesi gün yalanlanacağı belli olan bir açıklama yapmaya cüret edemez" diyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, "Tren faciası evet bir felaketti, ama AKP hükümetinin sorumluluğunu kamuoyuna göstermesi açısından da bir fırsattı. Bu fırsatı değerlendirebilselerdi, hükümete güven artardı, ama değerlendiremediler" demişti geçen gün. Vatandaş ise tuhaf bir biçimde ölü sayısına takılmış. Sokakta, markette, doktor muayenehanesinde TVden ya da gazetedeki fotoğrafımdan tanıyarak yanıma gelip hâlâ ısrarla ölü sayısını soruyorlar. Ve her nedense faciayı izleyen ilk saatlerde Sağlık Bakanlığının 132 olarak açıkladığı ölü sayısını doğru kabul ediyorlar. Ben bu soruya muhatap olduklarımdan hiçbirini, gerçek ölü sayısının Ulaştırma Bakanlığının açıkladığı gibi 36 (sonradan ölenlerle 38e çıktı) olduğuna inandıramıyorum. "O trene binmiş yakınlarınız olsaydı ve haber alamasaydınız, siz işin peşini bırakır mısınız?" diye sorduğumda "bırakmazdık" deseler de, ölü sayısının düşük gösterilip bir şeylerin örtbas edildiği endişesini tuhaf bir biçimde hâlâ taşıyanlar var. Kaza yerine 120 ceset torbası gönderildiği için ilk anda böyle bir yanlış açıklama yapıldığını söylediğimde genel tepki "Külahıma anlat" havasında. Gerçek ölü sayısı Geçmiş dönemin siyasetçileri o kadar kötü sınav verdiler ki... Zaten tüm kamuoyu yoklamalarında siyasetçiler, halkımızın en az güvenilir bulduğu kesim olarak temayüz ediyor. Geniş seçmen kitlesinin desteğini sağlayan AKP hükümetinin, bu desteği çantada keklik olarak telakki etmemesi gerektiğini ise tren faciası gibi beklenmedik bir olay ertesinde gördük.AKPnin önünde şimdi gensoru sınavı var. Genel kanı, Başbakan Erdoğanın "korkmuyoruz, kaçmıyoruz" türü bir meydan okuma havasında gensoruyu desteklediği ve CHPnin gensorusunu görüşmek üzere 4 ağustosta olağanüstü toplanacak TBMMden, AKPli milletvekillerinin oylarıyla "Gensorunun görüşülmesine gerek yoktur" sonucunun çıkacağı. AKPnin sınavı Umarız aksi olur ve AKPli milletvekillerinin de oylarıyla gensoru gündeme alınır. Hükümet, hızlandırılmış tren faciasını gerçekten bir soruşturma konusu olarak kabul edip hesap vermeyi göze alır. Hazır Erdoğan da bilirkişi raporunun 4 ağustosa kadar çıkmayacağını belirttiğine göre, gensoru keşke çarşamba günü reddedilmese de, azınlıkta olan bir partinin de toplum vicdanında rahatsızlık yaratan bir konuyu Meclis çatısı altında gündeme getirebileceği kanıtlanmış olsa... Azınlığın gensorusu Tahmin edildiği gibi gensoru 4 ağustostaki oturumun sonunda reddedildiği takdirde ise hem Bakan Yıldırım teknik bir konuşmayla kendisini savunup çeşitli demeçlerindeki çelişkileri düzeltmiş olacak, hem de CHPnin "AKP Meclise gelmeye korktu" diyerek hükümete yüklenmesi ve prim yapması engellenmiş olacak. Tabii bu arada adet de yerini bulacak.Ama pek çok kişinin kafasında da şu soru takılı kalacak: Eğer korkulacak bir şey yoksa, gensorunun neden gündeme alınmasına izin verilmedi? Gensoru gündeme alınmış olsa bile karar günü geldiğinde, sonucu yine AKP milletvekillerinin oyları belirlemeyecek miydi? mtamer@milliyet.com.tr Gensorunun 2 yüzü