Hamidiye'de klor ne arıyor?

Hamidiye'de klor ne arıyor?


     Hıfzısıhha'nın raporuna göre Hamidiye içme suyunda insan sağlığına zararlı olduğu bilinen aktif klor var

     Kaynak suyunda klor olur mu?
       Gıda Maddeleri Tüzüğü'ne göre kaynak sularının içine dezenfekte etmek amacıyla klor katılması yasak. Ancak Sağlık Bakanlığı İstanbul Bölgesi Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün verdiği rapora göre Hamidiye kaynak suyunda insan sağlığına zararlı aktif klor bulunuyor.
       Klor tıp adamlarına göre "oksidant" bir madde. Yani beli bir sınırı aşınca vücutta toksik etki yaratıyor. Metabolizmayı etkiliyor, ciğerlerdeki oksijen konsantresini düşürüyor, daha ileri durumlarda da beyin ve böbreklerin işleyişinde tahribata neden olabiliyor.
       İSKİ'nin musluklardan akan suyunda bol miktarda klor kullanıldığını biliyoruz. Çünkü İstanbul'un barajlarında biriken suyun mikrobiyolojik kirliliğini başka türlü gidermeye olanak yok. Kaynak sularının ise "temiz" olduğu varsayılıyor. Yalnızca şişe ve kapaktan suya geçmesi muhtemel bakterileri yok etmek için daha modern bir yöntem olan ozonlamaya izin veriliyor. Yönetmeliğe göre şişe ve kapakların da suyun dolum yapıldığı tesislerde üretilmesi gerekiyorsa da bu koşulu tam olarak yerine getiren kuruluş pek yok.
       İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan Hamidiye suyunda e - koli bulunduğuna, yani suyun mikroplu olduğuna dair yazılar çıktı. Tam da bu günlerde bazı okurlarımız Hamidiye suyu yüzünden hastalandıkları iddialarıyla köşemize başvurdular. Hatta bu şikayetleri Hamidiye yetkililerine de ilettik.
       Hemen arkasından da Tüketici Gözüyle Köşesi olarak piyasadan rastgele aldığımız 19 litrelik polikarbon ambalajdaki Hamidiye suyunu Hıfzıssıhha'ya tahlil için gönderdik.
       Ve beklemediğimiz bir sonuçla karşılaştık. Yandaki raporda da görülebildiği gibi Hıfzıssıhha'nın yaptığı analizde bakteriye rastlanmadı. Buna karşılık "normal değerler" çerçevesinde hiç olmaması gereken aktif klor bulundu.
       Hamidiye kalite kontrol sorumlusu Abdullah Kaleli'nin yaptığı açıklamaya göre dezenfekte işlemi ozonlama yöntemiyle yapıldığı için suyun içinde klor bulunmasına imkan yok. Türkiye'de ozonlamayı kullanan ilk şirket olduklarını söyleyen Kaleli "Bu, olsa olsa suyun içindeki klordur. Bu çeşit klor her kaynak suyunda vardır ama değeri çok düşüktür. Depremden sonra artmış olabilir. Ya da suyun içindeki organik maddelerden birinin rengi klor etkisi uyandırmıştır" dedi. Görüşmemizin ardından Marmara Üniversite'nin 27 Ekim'de Hamidiye için hazırladığı bir analiz raporunu da faksladı. Bu raporda "serbest artı bağlı klor" parametresinin karşısında "0.012'den küçüktür" ibaresi yer alıyor. Kaleli'ye göre bu miktar kabul edilebilir standartların altında.
       Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin verdiği bilgiye göre ise "aktif klor" suyun içine sonradan katılan kloru ifade ediyor. Yetkililer, "Kaynak sularında aktif klorun kesinlikle bulunmaması gerekir, bunun alt ya da üst sınırı yoktur" diyorlar.

Vestelnet'ten ek süre

     Bilgisayar hediyeli internet abonesi sayısı 80 bine ulaştı

       Uzun zamandır bilgisayar hediyeli 36 aylık internet aboneliği kampanyasını yürüten Vestel, okurlarımızın yoğun şikayetine konu oluyor.
       Şikayetler bilgisayarların zamanında teslim edilmemesi, kargodan hasarlı çıkması ya da internete bağlanamamak gibi 3 ana başlıkta toplanıyor. Teslimattaki gecikmeleri anlamak biraz daha kolay. Kampanya cazip olunca katılım da o oranda artıyor. Ancak bilgisayarı alıp da internete bağlanamamak sinir bozucu bir durum.
       Vestelnet abonelerinden Enver Yumru ve Oğuz Demirer, yaklaşık 1 ay boyunca internete bağlanmayı başaramadılar ve gerekli yardımı da ancak biz devreye girdikten sonra alabildiler.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Vestelnet operasyon ve müşteri destek müdürü Ali Ömür, kampanyanın çok ilgi gördüğünü ve bilgisayar hediyeli internet abonesi sayısının 80 bine çıktığını söyledi. Böylesi büyük bir kampanyada kimi aksiliklerin de kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Ömür, okurlarımıza bağlanamadıkları süreyi göz önüne alarak 1'er aylık ek süre vereceklerini söyledi.

Çalıntı kartın ödülünü kim öder?

       Bankalararası Kart Merkezi, market - mağaza gibi alışveriş merkezlerinde kasiyerlerin çalıntı kredi kartlarını tespit edip, el koymaları için bir ödül sistemi uyguluyor. 10 - 15 milyon lira civarındaki para ödülünü normalde bankaların ödemesi gerek. Zaten İş Bankası ve Pamukbank gibi bazı bankalarda ödülü şubeler ödüyor. Bu paranın müşteriye rücu edilmesi ise sorun yaratıyor.
       Geçen yıl cüzdanını kaybeden Ankaralı okurumuz Gülbin Özver Vakıfbank'a ait 2 kredi kartı ve ATM kartını derhal iptal ettirmişti. Cüzdan birkaç gün içinde bulundu. ATM kartını yenilemesine gerek yoktu, ancak Visa ve Master kartları yeniden çıkarılacaktı.
       Özver, Master kartını yeniletmek istemedi. Ama yırtıp atmadı da. Ve birkaç ay sonra bir Benetton mağazasından alışveriş yaparken aklına bu kartı kullanmak geldi. Aslında yaptığı çok hatalıydı. Zaten kasiyer kartı makineden geçirir geçirmez "Çalıntı kart, el koyun" yazısı çıktı. Allahtan kasiyere durumu önceden anlatmıştı da hırsız muamelesi görmekten kurtuldu. Kart kasiyerde kaldı.
       Bir süre sonra eve 10 milyon lira borçlu olduğunu bildiren bir Master kart ekstresi geldi. Okurumuz araştırınca bu borcun kartına el koyan kasiyere ödül olarak verildiğini öğrendi. Olan biteni baştan sona düşününce uygulama kendisine saçma göründü (bence hiç de saçma değil ama) ve ödeme yapmayı reddetti. Bu arada borç da katlanarak 32 milyon liraya vardı. Zaten okurumuz da bize bu aşamada başvurdu.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Vakıfbank kredi kartları grup yönetmeni Levent Oflaz'ın verdiği bilgiye göre geçtiğimiz hazirana kadar Vakıfbank ödülü kart sahiplerinden tahsil etmeye devam ediyormuş. Ancak müşterilerden gelen itirazlar bu uygulamanın sona ermesine neden olmuş. Şu an 15 milyon liraya çıkarılan ödül banka tarafından karşılanıyor. Bizim devreye girmemizden sonra, uygulamadan da vazgeçilmiş olduğu dikkate alınarak okurumuzun borcu tamamen silindi.

Kurtlu parkeye kireçli çözüm

       İş Bankası Emekliler Sandığı Vakfı'nın Acıbadem'deki konutlarından bir daire alan Şencan Özdemir'in kurtlu parkesi değiştirildi. Özdemir biz devreye girmeden önce salondaki kurtlu parkeyle aylarca uğraşmış, hatta bu yüzden evine Vakıf tarafından parkeyi ilaçlaması için bahçıvan bile gönderilmişti!
       Bu arada haberin köşemizde yer almasından sonra bilgisayarımda bir mesaj buldum. Gemi makine mühendisi ve kireç üreticisi olduğunu belirten okurumuz Nezih Öztüre, kurtlu parkelerle mücedele etmekte kullanılan geleneksel bir yöntemi hatırlatıyor:
       "Anadolu'da çok bilinen bir yöntem vardır, odalara rabıta ya da herhangi bir ahşap kaplama yapıldığı zaman betonun ya da zemin ne ise onun üzerine toz kireç serpilir. Bu hem nemi önler, hem de her türlü böcek, kurt oluşumunu engeller."
       Okurumuza bu hatırlatmasından dolayı teşekkür ediyoruz.


Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr