Hem suçlu, hem güçlü diye buna denir!

Hem suçlu, hem güçlü diye buna denir!

       "Perşembe sabahı saat 10:30'da TEM otoyolu Okmeydanı çıkışında, yaklaşık 130 km süratle en sol şeritte seyrederken, bordo renkli, 34 TB 1076 plakalı bir BMW 520, büyük bir hızla 10 - 15 m kadar ilerimde seyreden araçla benim arama sağımdan girdi. Sürücüyü ısrarla korna çalarak ikaz etmeye çalıştım, ama faydası olmadı. Araç aramıza girdi ve ben ve benim gerimdekiler sert frenler yaparak muhtemel bir kazayı önlemeyi başardık.
       BMW, bir şoför tarafından kullanılıyordu; arkada da gazete okuyan bir başka erkek oturuyordu. Bir süre peşpeşe gittikten sonra, TEM'in Topkapı'dan gelen yolla birleştiği viyadüğe girerken BMW yeniden şerit değiştirdi ve trafik nedeniyle geri kaldı.
       Aracın yanından geçerken korna çalarak arkada oturan kişinin dikkatini çekmeyi başardım ve parmağımla şoförü göstererek onu ikaz ettim... O ise, buna karşılık, yine işaretlerle sağa çekip durmamı istedi. İkimiz birlikte sağa yanaştık ve indik. Arkada oturan kişiye şoförün hatalı araba kullandığını söyledim. Şoför de bu sırada lafa karışarak, 180 km hızla gittiğini ve selektör yaktığı halde yol vermediğimi, bu nedenle önüme girdiğini söyleyip duruyordu.
       Ben "duydunuz mu kaç kilometre hızla seyrediyorsunuz, lütfen şoförünüzü denetleyin" dediğimde, arkada oturan kişi, "git işine be kardeşim, bunun için mi korna çalıp duruyorsun. Ben arkada gazete okuyordum, farkında değilim. Derdin varsa polise şikayet et," diyerek arabasına bindi.
       Arabama binip trafiğe girer girmez kavşakta denetim görevi yapan trafik ekip otosunu farkederek hemen yanaştım. Arabamdan inip olup biteni trafik polisine anlattım. Diğer memur, adının Metin Fadıllıoğlu olduğunu öğrendiğim fahri trafik müfettişinin raporlarını teslim alıyordu.
       Benim polisin yanında durup gerçekten şikayet ettiğimi gören BMW de durdu ve hem şoför, hem de araç sahibi yanımıza geldiler. Memur şoförden evraklarını isteyince, aracın sahibi "ben de bundan şikayetçiyim. Korna çalarak rahatsız etti. Bu yüzden bana ceza kesemezsin" diyerek diklendi. Polis memuruyla kaba saba bir şekilde atıştı. Buna karşılık polis memuru, sakin bir şekilde araç sahibine arabasına gidip oturmasını, sadece şoförün kalmasını söyledi.
       Ama sözkonusu kişi, denileni yapacağına cep telefonunu çıkardı ve birilerini arayarak konuşmaya başladı. "Amirim böyle böyle bir olay oldu. Şimdi ceza yazıyorlar. Ben de öteki adamdan şikayetçiyim. Ona da yazmaları lazım vs." diyordu. Ve bu konuşmayı polislerin hemen yanında, benim ve fahri müfettiş Metin Fadıllıoğlu'nun rahatça duyacağı bir yakınlıkta yaptı.
       Ne biz, ne de polisler adamın kimle konuştuğunu anlamadık. Bu konuşma üzerine polisler benden de evrak istediler ve 3 milyon 200 bin lira ceza ve 10 ceza puanı yazacaklarını söylediler.
       Sonunda BMW sahibi, kendine kesilen ceza bedeli 3 milyon 200 bin lirayı arabada oturan memurun kucağına attığı gibi bindi arabasına ve uzaklaştı. Ekip otosu, Mahmutbey gişelerdeki Şakir Koç trafik kontrol istasyonunun ekibiydi. Fahri müfettiş Metin Fadıllıoğlu da, olayı yakından izlediği için gerektiğinde şahitlik yapması konusundaki ricamı kabul etti.
       Altına en ucuzu 10 milyarlık bir otomobil çekip, polise kaba sözlerle devlet memuru olduğunu söyleyerek o kadar şahit önünde cep telefonuyla bir polis müdürünü arama cesaretini gösteren 34 TB 1076 plakalı aracın kime ait olduğunu öğrenmek benim için zor olmadı. Araç, Merter Keresteciler Sitesi'nde mukim TÜRKMEN TEKSTİL'e kayıtlıydı. Aracın arka koltuğunda oturan kişi de herhalde şirket yetkilisiydi. Eminim, ona şimdi sorulsa, aynı pervasızlıkla aradığı polis müdürünün adını da söyleyecektir.
       Gerçi söz konusu polis müdürü, polis memurlarını telefona isteyip bir şey söylemedi, ama böyle bir baskı, olayda hiç kabahati olmayan, trafik sorununa oldukça duyarlı olan benim gibi bir vatandaşı mağdur etti; 3 milyon 200 bin lira ceza ödediğim gibi, üstüne bir de 10 ceza puanı aldım.
       Bu durumda ülkenin bence bir numaralı sorunu olan trafik meselesine duyarlılık gösteren; işinden, zamanından feragat ederek trafik denetim görevlilerine yardımcı olmaya çalışan ister sıradan vatandaş, isterse fahri trafik müfettişi vatandaşlara bir uyarım var:
       Hiç kendinizi yormayın! Bu ülkede, böyle magandalara "başın sıkışırsa beni ararsın" diyerek telefonunu veren, ya da en azından bu konuda cesaret veren polis müdürleri oldukça, ne polis memuru görevini yapabilecek, ne de sizlerin çabaları sonuç verecektir."
       Focus Dergisi Genel Yayın Yönetmeni meslekdaşım Yetkin İşcen'den gelen bu mektuba benim ekleyebileceğim pek birşey yok. İşcen'in başına gelen de, kendisinin bu olay üzerine sergilediği tablo da, Türkiye'de trafik sorununun neden çıkmaz sokak gibi karşımızda durduğunu gayet net bir biçimde gözlerimizin önüne seriyor.
       Bu örnekte olduğu gibi trafikte hem suçlu, hem de güçlü sayısı o denli çok ki, zavallı polis memurunun şaşkına dönüp ceza kesmesine aslında şaşmamak gerek.
       Neyse ki bu örnekte polis hatasını anlamış. İşcen'i daha sonra işyerinden arayarak kestiği cezayı iade etmiş. Ceza puanını da sileceklermiş.
       Ama koruma arabaları eşliğinde trafik ışıklarını hiçe sayarak seyreden patronlarımız ve devlet büyüklerimiz varoldukça ve trafik kuralları onlara da işlemedikçe, biz bu sorunun içinden biraz zor çıkarız.

       Pusula Eğitim ve Yönetim, Danışmanlık firmasının yetkililerinden Dr. Sema Süvarioğlu, trafik kampanyamıza çarpıcı bir öneriyle katılıyor. Trafik kurallarına uyan yurttaşların, hem gündüz farı yakarak hem de yan aynalarına kalın beyaz kurdele takarak ortak tavır sergilemelerini isteyen Süvarioğlu, elektronik posta mesajında tatil sezonunun başladığı şu günlerde bu ortak tavrın hayata geçirilmesinin önemini de hatırlatıyor:
       "Son haftalarda artan sayıda aracın gün içinde farlarını yakarak seyrettikleri dikkatimi çekti. Türk halkının yeniliklere, toplumsal hareketlere giderek daha duyarlı olduklarını ve hızla uyum gösterdiklerini sevinerek izliyorum.
       Buradan hareketle trafik canavarını alt etmek üzere bir kampanya başlatmak istiyorum. Gün içinde seyrederken farlarını yakmak, bilinen nedeninin yanı sıra "ben trafik kurallarına uyuyorum" ya da "ben trafik canavarı değilim" anlamına gelsin. Bunu perçinlemek için sürücüler olarak yan aynalarımıza kalın beyaz kurdele asalım.
       Psikolojide basit bir kural vardır: İnsanların inançları ve düşünceleriyle davranışları arasında çok büyük farklılıklar olamaz. Tatil mevsiminin başladığı bu günlerde, bu kampanyanın hızla hayata geçirilmesinin önemine inanıyorum.
       Hatta bu konuda şöyle bir Beyaz Bildiri bile yazılabilir:
       * Ben trafik canavarı değilim.
       * Ben diğerlerinin haklarına saygı gösteren bir sürücüyüm.
       * Aşırı hız yapmam.
       * Alkollü araç kullanmam.
       * Hatalı sollama yapmam.
       * Yayalara öncelik veririm."

       Türk Telekom yaklaşık 1 yıldan beri İstanbul ve Ankara'daki telefon faturalarını zarflayıp gönderiyor.
       İzmirli okurumuz emekli öğretmen Eyüp Yılmaz, kendilerine ilk kez geçen ay zarflı bir şekilde gelen faturalara veryansın ediyor.
       Birinci hamur kağıda basılan faturanın ve zarfın büyük israf olduğunu söyleyen Yılmaz, "üstelik bu faturaları İzmir yerine Ankara'dan postalayarak bir masrafa daha giriyorlar. Tabii tüm bunların parası da bizim cebimizden çıkıyor. Hiç hakları yokken her ay hizmet karşılığı olmayan 400 bin lira sabit ücreti alıyorlar. Mahkemeler bile kararlarını samanlı kağıda ve zarfa koyarken Türk Telekom'un bizim kesemizden böyle davranmaya ne hakkı var? Yapılan kağıt israfı da olayın bir başka boyutu. Faturaları ya saman zarflarda göndersinler ya da eskiden olduğu gibi zarfsız göndersinler," diyor.
       Yılmaz Türk Telekom'un 1.5 milyon liradan az borçlar için fatura kesmeyip bir sonraki ay gönderilen faturaya eklenmesini de eleştiriyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın Türk Telekom yetkililerinden aldığı bilgiye göre her ay yaklaşık 6 milyon abonenin faturası zarflanarak gönderiliyormuş. Fatura kağıtları Devlet Malzeme Ofisi'nden (DMO) alınırken, DMO birinci hamur kağıda zarf yapamadığı için zarf için ihale açılıyormuş. Okurumuzla aynı görüşte olmayan Türk Telekom yetkilileri karlı bir kuruluş için zarfların maliyetinin önemli olmadığı kanısında. Yetkililere göre maliyeti artıran asıl unsur 1.5 milyon liranın altındaki borçlara fatura çıkarmak.
       Faturaların nakledilmesi sırasında problemler yaşandığı için artık direkt olarak Ankara'dan postalanıyormuş.


Yazara E-Posta: M.Tamer@milliyet.com.tr