Hükümet atağa geçerken...

Söyleseydi inanmazdık


     Geçmiş hükümetlerin aksine AKP hükümetinin, değişik çevrelerden gelen olumlu - olumsuz eleştirilere halen duyarlı oldukları dikkati çekiyor. En yaygın eleştiri: "Hükümet çok acemi, beceriksiz ve basiretsiz çıktı, olayların peşinden sürükleniyor."
     Hükümet yetkililerinin son günlerdeki açıklamalarında, bu tür eleştiriler üzerine düşündüklerini ve savunma/sürüklenme pozisyonundan atak pozisyonuna geçtiklerini görüyoruz. İyi de oldu. Haklı oldukları noktalar var. AKP'li yetkililerin, adam kandırır gibi gerçekleşmeyecek vaatler ve birbiriyle çelişen zikzaklı açıklamalar yerine, bu hafta başından beri dikkatimi çeken ve haklılık içeren mesajlarını sürdürmelerinde yarar var.
     
     Örneğin önceki gün gazetedeki odamda TV tesadüfen açıktı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in sesi kulağıma çalındı. "Yeni bir palavra daha" diyerek kanal değiştirmedim, "Yahu adam haklı" deyip dinlemeye koyuldum:
     "Biz Irak'ta savaş başlamadan önce çıkıp da savaş sürecinde ve devamında şunlar olacak deseydik, kimse inanmazdı" dedi Şener ve sıralamaya başladı:
     " •   Türkiye'de herkes işinde ve evinde normal hayatına devam edecektir.
•   Hiçbir vatandaşın burnu kanamayacaktır.
•   Türkiye'de kuyruklar olmayacaktır.
•   Pazarlarda alışveriş hacmi aynen devam edecektir.
•   Özelleştirme ihaleleriyle ilgili verilen teklifler, normal dönemlerde verilen tekliflerden daha fazla olacaktır.
•   Türkiye topraklarına tek bir mülteci gelmeyecektir.
•   Türkiye topraklarından Irak'a yönelik hiçbir asker geçişi olmayacaktır.
•   Türkiye'nin izlediği politik tavır, AB ülkelerinin Türkiye'de mevcut demokratik sürece saygı duymalarına sebep olacaktır.
•   Üçüncü Dünya ülkelerinde Türkiye'nin izlediği tavır saygı uyandırıcaktır.
•   ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde, demokratik sürece saygılı tavır her zaman devam edecektir."     
     
     Aslında AKP'li hükümet yetkilileri bunların bir bölümünü defalarca söylediler, ama inanmadık. Belki eğrisi - doğrusuna geldiğinden, belki ABD Irak'ta çok kolay ve hızlı bir işgal zaferi kazandığından... Tabii bu arada Cumhurbaşkanı'nın, ordunun, dışişleri bürokrasisinin, AKP'deki muhaliflerin ve derin devletin de sürece müdahaleleri oldu. Ama netice: Şener'in dedikleri aynıyla vaki.
     Şener ayrıca dedi ki:
     " •  Irak Savaşı öncesinde ve savaş sırasında hükümetin ortaya koyduğu politik tavır ve izlediği çizgi, uluslararası camianın duyarlılıklarına en fazla hitap eden çizgi olmuştur."
Aynen doğrudur.

     Şener'in aşağıdaki vaatleri ise umarız, hükümetin ekonomik konularda bundan önceki vahim zikzaklarına benzemez:
     " •  Türkiye açısından olabileceklerin en olumlusunun -ve olumsuzlukların en azının- meydana geldiğini tespit ettik. Bundan sonra ekonominin canlanması ve önemli sektörlerde gelişmelerin sağlanabilmesi için her türlü tedbir alınacaktır."
Pazar günü Kanal 7'deki Başkent Kulisi'nde Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de "Türkiye bu savaştan hem siyasi, hem de vicdani olarak en az yarayla çıkmıştır," diyordu ve haklıydı.
Devlet Bakanı Ali Babacan ise IMF ve Dünya Bankası toplantıları için gittiği Washington'da önceki gün gazetecilere "Tezkere geçseydi toprağımıza girecek 60 bin asker, 6 milyar doların getireceğinden daha fazla maliyet çıkartırdı" demiş. Ben de aynı kanıdayım.

     Tam yazıyı noktalamak üzereydim ki bu kez de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın şu sözleri çalındı TV'den kulağıma:
     "Irak Savaşı süresince Türkiye'nin hem aklı, hem vicdanı olduk. Hava kurşun gibi ağır diyen karamsarların öngörüleri gerçekleşmedi. Zaten sayısız değişkeni olan savaş gibi bir bilinmeyen...."
     Tayyip Bey'e de hak verdim.
     Umarız AKP parti içi çekişmelere gömülmez, yeni zikzaklar çizmez ve haklı çıktığı noktaları tekrarlayarak, son sürat kaybettiği GÜVENİ yeniden yakalayabilir.
     Düzeltme: Dünkü yazımda 1 galon 3.78 litre yerine 2.5 lt olarak yazılmıştır. Özür dilerim.