Kazaları kamyonlar mı frenledi?

Kazaları kamyonlar mı frenledi?


     Bu yıl Kurban Bayramı'nda trafiğe daha az kurban verdik. Geçen yıl Kurban Bayramı'nda da bir önceki yıla oranla ölümlü kazalarda gerileme olmuştu. Medyanın uyarıları hedefine ulaştı

       Hükümet yetkilileri bayram tatilini 9 güne her uzattıklarında, yine daha çok sayıda insanımızın trafik kazasında can vermesine çanak tutuyorlar diye öfkeleniyorum.
       Türkiye'de trafik kazalarında gün başına düşen ortalama ölü sayısı 13 - 14 kişiyken, Bayram tatilinin 9 güne uzatıldığında gün başına düşen ölü sayısı, yandaki tabloda da görebileceğiniz gibi 25'e fırlayıveriyor. Buna karşılık tatilin 4 - 5 günle sınırlı olduğu bayramlarda bu sayı 20'nin altında kalıyor.
       Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı'nın istatistiklerine göre örneğin 1997'de Şeker Bayramı 4 günmüş, gün başına düşen ölü sayısı da 15 kişiyle sınırlı kalmış. Keza 1998'de 5 günlük Şeker Bayramı'nda günlük ortalama ölü sayısı 18 olmuş. Buna karşılık 1998 yılının Kurban Bayramı'nda tatil 9 güne çıkartılmış, günlük ölü sayısı da 24'e fırlayıvermiş.
       Zaten her bayramda bir bahane bulup milletçe neden 9 gün tatil yaptığımızı da hiç anlayabilmiş değilim. Özellikle Ecevit'in başbakan yardımcılığından beri adet haline gelen bu uygulamayı protesto ediyorum. Ayrıca ekonomik açıdan böyle bir lüksümüzün olduğunu da hiç sanmıyorum.
       Ancak sevindirici olan, 9 günlük tatillere rağmen ölümlü trafik kazalarında gerileme olması. Üstelik 10 yıllık aradan sonra bu yıl ilk kez bayramda kamyonların yollara çıkmasına izin verildiği halde... Hatta belki de kamyonların trafiğe çıkmalarına izin verilmesinden dolayı!
       Çünkü kamyonlar, tatile çıkan insanlarımızın gidecekleri yere bir an önce ulaşmak telaşıyla direksiyon başında gaza sonuna kadar basmalarını engelledi. Trafiği ister istemez yavaşlattı. Ayrıca kamyonların trafiğe çıkması nedeniyle özellikle bizim gazetede birinci sayfanın manşetine çıkan trafik haberleri nedeniyle, diğer gazete ve televizyonlar da bu bayramda trafik haberlerine ve uyarılara geniş yer verdiler ve bu sayede kamuoyu sürekli uyarılmış oldu. Kötü hava koşullarına rağmen 9 günlük tatilde ölü sayısının azalmasında, medya aracılığıyla kamuoyunun sürekli uyarılmasının da katkısı olmuştur.
       Bir diğer etken olarak da daha bayram öncesinden başlayarak gazete sütunlarında yoğun eleştirilere maruz kalan kamyon sürücülerinin, daha özenli araba kullanmaya yöneldiklerini de düşünebiliriz.
       Eminim trafik konusunun uzmanları bu rakamları enine boyuna değerlendireceklerdir. Trafik konusuna kafayı takmış uzman olmayan bir gazeteci olarak ben, bu Kurban Bayramı'nda tatil 9 gün olduğu halde gün başına düşen ölü sayısının 20'nin altına düşmüş olmasını memnuniyetle karşıladımn. Çünkü:
       * 1999'daki 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde 190 kişi trafik kazalarında yaşamını yitirmişken, bu yıl bu sayı 176'ya düştü. Yaralı sayısı da geçen yıl 340 kişiyken bu yıl 275'e geriledi.
       * Geçen yıl kamyonlar trafikte olmadığı halde (bayramın ilk ve son günü) Kurban Bayramı süresince 25 kamyon kazası meydana geldiği halde, bu yıl kazaların en yoğun olduğu ilk ve son gün kamyonlar da yolda olduğu halde kamyonların karıştığı trafik kazası sayısı 25'ten 17'ye indi.
       * 9 günlük bayram tatili süresince meydana gelen 121 kazanın 99'u otomobil, 17'si kamyon, 12'si otobüs kazası. Yani yine özel otomobilleri başındaki amatör sürücüler, profesyonel otobüs ve kamyon şoförlerine oranla çok daha fazla kaza yaptılar.
       * Sürücülerin aşırı hız ya da dikkatsizlik nedeniyle bir başka araçla çarpışmadan tek başlarına yaptıkları trafik kazaları bu bayramda da 2 aracın çarpıştığı kazalara oranla açık farkla önde. 121 kazanın 77'sinde çarpışma yok, tek başına takla atma, şarampole yuvarlanma var. Çarpışmalı kaza sayısı 44.

Hep Mehmet Ali'ye, hep Mehmet Ali'ye...

       Bayram sabahı Londra'daki bir otelin kahvaltı salonunda karşınızda Mehmet Ali Erbil'i bulsanız ve size "hep Mehmet Ali'ye, hep Mehmet Ali'ye" diye sitem etse herhalde siz de benim gibi şaşırırdınız.
       Kızımla birlikte kahvaltıya indiğimiz ilk sabah duyduğum ilk cümle bu oldu. Erbil'i dinlediğimde gazeteci olarak gündeme getirmek istediğim olaylardan ikisinde baş aktörün Mehmet Ali Erbil olduğuna nasıl da dikkat etmediğimi o anda hayretle fark ettim. Meğer uçuş sırasında yolcuların sıkça kokpite girmelerinin eleştirildiği yazının da, Tatlı Kaçıklar'da emniyet kemeri takılmadığını eleştiren okur mektubunun da başrol oyuncusu Mehmet Ali Erbil'miş. İnanın kesinlikle farkında değilim. Herhalde profesyonel deformasyondan olmalı.
       Oysa Mehmet Ali Erbil, geçen yıl Çarkıfelek gibi reyting rekorları kıran bir programda aylarca trafik kurallarıyla ilgili yarışma soruları sormuş ve bu sayede Edirne'den Ardahan'a Türk halkının tümü, araba kazanacağım diye trafik kurallarını birkaç hafta içinde sular seller gibi ezberleyivermişti. Gerek geçen yıl, gerekse bu yıl Kurban Bayramı'nda trafik kazalarının daha az can almasında Erbil'in eğlendirirken eğiten o sorularının da kuşkusuz katkısı olmuştur.
       Gerçi ben kendisine bu katkısından dolayı bu köşeden birkaç kez teşekkür de etmiştim. Ama herhalde teşekkürüm satır aralarında kaldığı için gözünden kaçmış. Tıpkı birbirinden çok farklı 2 olayın öznesi olduğunun benim gözümden kaçması gibi...
       Bayram bitip de masamın başıma oturduğumda Erbil'in sözünü ettiği yazıları arşivden çıkarttım. Kokpitle ilgili yazıda hiç adetim olmadığı şekilde "ünlü bir şovmenimiz" diyerek onun adını vermediğimi hayretle gördüm. Erbil, konuyu bildiği için üzerine alınmış herhalde, yoksa sıradan okurun bunu bilmesine olanak yok.
       Yine de ölümlü trafik kazalarının azalmasına katkıları nedeniyle Erbil'in bana yönelttiği bu sitemi ciddiye aldığımı belirtmek istiyorum.


Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr