Krizle değişen öncelikler

Krizle değişen öncelikler


"Trafikte Ortak Akıl Platformu TRAP’ın son dönemde neden sesi sedası çıkmıyor?"
Zaman zaman muhatap olduğum bu sorunun yanıtına geçmeden önce İstanbul’la ilgili bir istatistiği sizlere aktarmak istiyorum:
Ekonomik kriz ve akaryakıt fiyatlarındaki artış sonucu bizim kentte yollar iyice boşalmış durumda. Trafiğe çıkan araç sayısı düşünce, kazalarda da ciddi azalma oldu. Geçen yılın ilk 10 ayında İstanbul’da meydana gelen 138 bin kazaya karşılık bu yılın eş döneminde kaza sayısı 119 bine geriledi. Kazalardaki yüzde 14’lük azalma, ölü sayısında daha sınırlı kaldı. (227’den 212’ye düştü.)
Dolayısıyla yazının girişindeki sorunun 2 yanıtı var:
1 - Ekonomik kriz nedeniyle kafamızı meşgul eden ve zaman ayırmak istediğimiz konularla ilgili önceliklerimiz değişti.
2 - Trafik kazalarındaki azalma da etkili oldu.

Aslında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu en derin krizi, toplumun değişik kesimlerinde ve pek çok alanda önceliklerin değişmesini de beraberinde getirdi.
Örneğin düne kadar çoğumuz, parasını bankalara emanet ederek en güvenli şekilde sakladığını düşünürken, bugün bakıyoruz yastık altına rağbet artmış. Hatta Posta’nın haberine göre yastık altındaki parasını güvence altına almak isteyenler, ev tipi çelik kasa satışlarını canlandırmış. Son aylarda ev tipi çelik kasa satışlarında yüzde 30’luk artış gözlenmiş.
Her krizin canlandırdığı sektörler olur. Kimi esnaf da kendi şansını kendi yaratır: Rami Toptancılar Çarşısı gibi. Bu çarşıda Ramazan’la birlikte perakende satışlar da başladı. Hedef kitle, kriz nedeniyle marketlerden ve bakkallardan alışveriş yapmakta zorlananlardı. Vatandaş, uygulamanın sadece Ramazan ayıyla sınırlı kalmamasını istediğine göre Ramili toptancılar, halkın nabzını doğru tutarak bu durgunlukta satışların biraz kıpırdamasını sağlamış oldular.

Cep telefonunda ise tüketici hazır karta dönerek kendini güvenceye aldı. Konuşma süresi ise müthiş kısaldı. Turkcell Kurumsal İletişim Direktörü Okşan Atilla Sanön’ün verdiği bilgiye göre abonelerinin yüzde 60’ı hazır karta döndüğü için kriz sonrasında ödenemeyen fatura oranı da yüzde 3.5’tan yüzde 2.9’a düşmüş. En azından cep telefonunda ayağımızı bir miktar da olsa yorganımıza göre uzatmayı öğrenmiş gibi görünüyoruz.
Ama kredi kartlarında hazır karta dönmek! mümkün değil. Dolayısıyla durum epey farklı. Kredi kartı borçları 6 - 7 ay içinde 700 - 800 milyondan 4 - 5 milyara fırlayanlar çaresizlik içinde. Geliştirdikleri çözümlerde orijinalite yok. Öteden beri borçlunun alacaklının elinden kurtulmak için denediği yollar:
a) Adres değiştirmek: İcraya verilenler yüksek faizle başa çıkamayacağını anlayınca evini taşıyor.
b) Borcun altından kalkamayanlar arasında sembolik boşanmayla bütün mülkü borçlu olmayan eşe bırakanlar da var.
c) Hatta kimileri, güvendiği bir yakınına senet imzalayarak kendini borçlu olarak gösterip tüm malını sözde haczettiriyor.
d) Başvurulan bir diğer yöntem de evin ya da otomobilin göstermelik olarak yakınlarına satışı.

Bu arada modanın artık ikinci el satış yapan mağazalardan takip edildiğini de geçenlerde gazetemiz Milliyet’ten öğrendik. Konfeksiyonda etiketin yarı fiyatına satış yapılsa bile fiyatlar füze gibi. Giyim - kuşama para ayırabilecek tüketici sayısı ise her geçen gün azalıyor. Yeni bir giysiyle moral bulmak isteyenlerin gözde uğrak yerinin ikinci el mağazalar olmasına şaşmamak gerek. Ama krizle birlikte işlerin açıldığı ikinci el giysi piyasasının da kendine özgü sorunları var. İnsanlar "Dursun dolapta, bakarsın daha kötü günüm olur" psikolojisiyle eskisi kadar giysi getirmezken, talep arttığı için satacak mal bulamama gibi durumlarla karşılaştıkları oluyormuş.