Meksika'nın MHP'siyle Coca Cola'lı iktidar!

Meksika'nın MHP'siyle Coca Cola'lı iktidar!


     71 yıllık tek parti iktidarı, geçmişte hep soldan gelen rakipleri alt etmeyi başarmıştı, ancak bu kez sağdan gelen rakip karşısında pes etti

       Meksika, Cumhuriyet'in dış haberler servisinde çalıştığım yıllarda, izlediğim ülkelerden biriydi. Özal döneminde ekonomi günlük hayatımıza girdikten sonra kurulan Cumhuriyet Ekonomi Servisi'ne geçtiğim ilk yıl (1982), büyük bir dış borç kriziyle sarsılmış, bu olay dış basında çok geniş yer almıştı. Aslında biz de 1979'da ciddi bir dış borç krizi yaşamış, ancak dış basında pek yankı uyandıramamıştık. Amerika'nın arka bahçesi olmak farklı bir durum tabii. Parasal ilişkiler öylesine griftti ki, Meksika'yı kendi haline bırakamadılar. Kesenin ağzını açtılar.
       Meksika'yı daha sonraki yıllarda da hep göz ucuyla izlemişimdir. Ülkelerimiz arasında bir benzerlik hem var gibi, hem yok gibi.
       Demirel ve Özal ikilisiyle siyasetimize damgasını vuran yozlaşma, devlet ihalelerini eşe - dosta peşkeş çekme, medyayı ve devleti koltuğunu korumak için kullanma gibi yöntemler, aslında Meksika'daki tek parti iktidarının 71 yıl sürdürülmesinde de çok etkili olmuş. Allah için onların bizden fazlası var, eksiği yok! Tabii bu 71 yıllık sürecin ilk yarısı daha çok CHP'nin tek parti iktidar dönemini anımsatıyor.

Siyasetten Coca Cola'ya

       Meksika'da hafta sonu yapılan seçimlere yine gözüm takıldı. Yeni seçilen devlet başkanı, Coca Cola'nın eski Orta ve Latin Amerika Başkanı. Yani bir zamanlar Coca Cola'nın en üst düzeydeki 3 - 5 yöneticisinden biri. Tıpkı Coca Cola'nın şu andaki Avrupa ve Avrasya Bölümü Başkanı Cem Kozlu gibi. Kozlu, ANAP'ta uzun yıllar siyaset yaptıktan sonra Coca Cola'ya geçti. Ama Coca Cola'daki üst yöneticilik yıllarının ardından siyasete atılıp, bir süre de valilik yaptıktan sonra Meksika'nın başına geçen eski meslektaşının gelecekteki başarı grafiği, belki Kozlu'yu da siyaseti yeniden değerlendirmeye yöneltir.

Sol başaramamıştı

       Evet, Meksika'da 71 yıllık tek parti iktidarı dün çöktü. Önceki seçimlerde hep soldan gelen rakipleri yasal - yasa dışı her türlü yolla engellemeyi başaran iktidardaki milliyetçi sol Kurumsal Devrim Partisi, bu kez sağdan gelen muhafazakar bir rakibe yenik düştü. Meksika'nın MHP'si PAN (Parti Action National, Türkçesi Milli Hareket Partisi), MHP gibi kamuoyu tahminlerinin çok ötesinde oyların yüzde 47'sini alarak ipi göğüsledi. İktidar partisinin oyları yüzde 34'te kalırken, bir zamanların en güçlü iktidar adayı solcu Demokratik Devrim Partisi (1994'te iktidara yürürken başkan adayı karanlık bir cinayete kurban gitmişti), ancak yüzde 16 oy alabildi.
       Meksika'da bir zamanların en popüler içeceği Pepsi Cola'yı 70'li yılların ortalarında tahtından indirerek Coca Cola'yı bir numaralı içecek yapan Coca Cola'nın Meksika Genel Müdürü (ardından da Orta ve Latin Amerika Başkanı) Vicente Fox, 71 yıllık tek parti iktidarını da tahtından indirmeyi başardı.
       Mafya ile ilişkiler, devlet ihalelerini peşkeş çekme, rüşvetin her türlüsü, hile ile oy avcılığı, icabında cinayet gibi her türlü marifetle! 71 yıldır çıkar çarkının dümeninde oturmayı başaran iktidar partisinin taktikleri bu kez tutmadı. Halk değişime evet dedi.

Kadınların desteğiyle

       Fox'un seçim kampanyasının odak noktası kadınlar ve yoksullardı. "Milyonlarca kişiye iş ve iyi eğitim" sloganıyla çıktığı seçim yolculuğunda hep kadınlardan destek istedi ve fazlasıyla da aldı. Kovboy çizmeleriyle at üstünde katıldığı mitinglerde büyük ilgi gördü.
       Fox da MHP lideri Devlet Bahçeli gibi bekar. Ama o boşanmış. Ayrıca siyasetteki üslubu, ön planda görünmekten hiç hoşlanmayan Bahçeli'yle taban tabana zıt. Zaten adı Milli Hareket Partisi olmakla birlikte partisi PAN da MHP'ye pek benzemiyor. Merkez sağda yer alan bu muhafazakar parti, ülkenin kuzeyindeki kentli, genç, varlıklı ve iyi eğitimli kesimler tarafından destekleniyor.
       Anlaşılan laiklik bizde olduğu gibi Meksika'da da hassas bir konu. Çünkü Fox'un dini bütün bir katolik oluşu, kampanyada aleyhine kullanılmak istenmiş.

Meksika ekonomisi Mehter Takımı gibi

       Meksika, 1982'de dünyada ilk borç krizini başlatan ülke. (Bizim 1979'daki kriz çok küçük boyutlarda olduğu için sayılmıyor.) Meksika ekonomisi, bu büyük krizin ardından global ekonomiye ayak uyduracak adımları atmakta zorlandı. Gerekli özelleştirmeleri yaptı. IMF reçetesini ve Washington konsensusunu en iyi uygulayan ülkelerden biriydi. Ona rağmen 1994'te tekrar büyük bir kriz ve devalüasyon depremi yaşadı. Sonra tekrar toparlandı. Ve tüm bu serüvenin sonunda bir baktı ki bir arpa boyu yol gitmemiş. Haftalık İngiliz ekonomi dergisi The Economist'teki verilere göre Meksika'da kişi başına milli gelir, hala 1982 krizinin yaşandığı günkü düzeyde, işçi ücretleri o günkü düzeyin bile gerisinde (bakınız yandaki grafik)
       Meksika, 90'lı yıllarda ücret eşitsizliğinin en fazla arttığı Latin Amerika ülkesi. 1996 - 98 arası 2 yıllık bir karşılaştırma bile, gerilemenin boyutlarını göstermesi açısından çarpıcı: En zengin yüzde 10'un milli gelirden aldığı pay, 1996'da yüzde 36 iken, 1998'de yüzde 38.1'e çıkmış. Buna karşılık en yoksul yüzde 60, 1996'da milli gelirden yüzde 26.9 pay alırken, 1998'de bu oran yüzde 25.5'e gerilemiş.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr