Mikro kredi üzerine çeşitlemeler

Günümüz dünyasında hangi konuda toptancı çözümler kaldı ki; yoksulluk gibi devasa bir sorun için olsun? Hafta başından beri bir kesim bağırıyor: "Öyle mikro kredilerle, pilot bir - iki şehirle filan ülkemizdeki yoksulluğu, işsizliği çözmek mümkün değil. O proje genel çözüm projesi olsaydı, geliştirildiği yer olan Bangladeş kurtulurdu!" Kadına haciz gelir mi? CHP Adana milletvekili Prof. Nevin Gaye Erbatur telefonla aradı, AKP milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül'ün yoksullukla mücadele projesinden duyduğu kaygıları dile getirdi. Bangladeş'teki orijinal modelin aceleye getirilip sulandırılacağı endişesini taşıyan Erbatur, "Kredi verilen kadınlar işi çeviremeyip de borçlarını geri ödeyemezlerse ne olacak? Kapılarına haciz memuru mu dayanacak?" diye soruyor. Milliyet TIR'ıyla Anadolu'ya gittiğimizde Ziraat Bankası'na borcunu ödeyemediği için haciz kıskacında kalmış, hatta komik paralar yüzünden hapse girmiş çiftçilerin yakınmalarını dinlemiştik. Yarın öbür gün kırsal kesim kadını da mikro kredi yüzünden mahkemelerde sürünmeye başlarsa ne olacak? Prof. Erbatur'unki yerinde bir uyarı. Gemici'nin itirazı "AKP, başka örneklerde olduğu gibi mikro kredide de bu çalışmaları Türkiye'de sanki ilk defa başlatıyorlarmış gibi kamuoyuna sunuyor. Halbuki bu işler yıllardır yapılıyor. Kurban Bayramı öncesi de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu SYDTV'den yıllardır yapılan gıda yardımını - üstelik geçmiş yıllara göre daha az aileye yardım yapıldığı halde - ilk kez yapılıyor gibi kamuoyuna sunmuşlardı. 5 yıl süreyle Fak Fuk Fon'un bağlı olduğu Devlet eski Bakanı Hasan Gemici'nin gönderdiği uzun e - postadan birkaç pragraf: Diyarbakırlı bilir! TV haberlerinde uygulamanın başlatıldığı pilot bölge olan Diyarbakır'da 16 çocuklu bir hanıma inek verileceği haberini izledim. Diyarbakır'da törene katılan konuyla ilgili insanlar, geçmiş dönemde Diyarbakır ve ilçelerinde fakir kadın ve kızların halı kilim dokuduğu 7000'e yakın tezgahlar, yine fakir ailelere verilen koyun ve inekler, konfeksiyon, hediyelik eşya projeleri ve yine Diyarbakır'da özürlülerle birlikte yapılan ayakkabı ve gümüş atölyeleri hakkında Diyarbakır SYDTV'den bilgi aldıkları takdirde bundan sonra yapacakları çalışmalar daha yararlı olur" diyor. Benim görebildiğim kadarıyla da Akgül'ün yapmak istediği, Gemici'nin bakanlığı döneminde de yapılmış. Türkiye'nin Yunus'u Tekrar tekrar yazmakta sakınca görmüyorum: Mikro kredide Bangladeş modelinin esprisi, kadınların birbirine sadece kefalet anlamında değil, iş yapma becerisi bağlamında da güven duymaları. Mesela "Komşumdur, aç yatar, ama borcunu öder, bizim 5 kişilik gruba katılsın" türü bir yaklaşım kesinlikle söz konusu değil. Eğer komşu tembelse, diğer 4 kadın onun bir işi başarıya ulaştıracağına inanmıyorsa, aralarına almıyorlar. Hedef paylaşarak büyümek, kredinin birini geri ödeyip, ikincisine hak kazanabilmek. Kredi geri ödemelerinin küçücük taksitlerle her hafta köy meydanlarında yapılması da, modelin önemli bir özelliği. mtamer@milliyet.com.tr Mikro kredi konusuna birlikte kafa yorduğumuz bir dost, "Aziz Akgül, bir gecede Türkiye'nin Muhammed Yunus'u olmak istiyor. 2 - 3 yıl bile beklemeye sabrı yok. Başarı şansı olan bir proje belki de bu yüzden ölü doğacak" saptamasını yaptı. Ben de katılıyorum.