Ne yıldı ama! Kanser oldum, kitap yazdım, sevdim-sevildim

2010, diplerde ve doruklarda yaşadığım muhteşem bir yıl oldu. “Dip” dediysem öyle bildiğiniz, çevrenizde gördüğünüz diplerden değil! Benim gibi gençlik yıllarında ayakta kalabilmek, kafayı sağlam tutabilmek için mecburen Polyanna olmuş birinin dibi işte!
A&B Tanıtım’ın sahibi sevgili dostum Sibel Asna, yıllardır yılbaşı yaklaşırken “Kadınlar Partisi” yapar. Gülsüm Sağlamer’den Rakel Dink’e, Nebahat Akkoç’tan Binnaz Toprak’a, Güher Pekinel’den Serra Yılmaz’a ünlü kadınlar galerisi gibidir Sibel’in partileri. 12 yıl olduğu için zamanın ruhuna göre davet edilen kadınlar da kısmen değişir. Füsun Eczacıbaşı ve benim gibi demirbaşlar olduğu gibi Oya Baydar gibi bu yıl ilk kez aramıza katılanlar da vardır.

2009’daki Meral’in dileği
Sibel geçen yıl bizleri davet ederken, “2010’dan beklentilerinizi mutlaka yazıp bana gönderin. Onları dilek ağacına asacağım,” demişti. Kimimiz göndermiş, kimimiz ihmal etmiş anlaşılan. Ben her zamanki Alman disiplinimle tam Sibel’in istediği kıvamda döşenmişim.
Bu yılki Kadınlar Partisi’nde Sibel, kimimizin önüne adımızın yazıldığı zarflar koydu. Zarfları açtığımızda, geçen yıl Sibel’in verdiği ev ödevini yapmayanlar çok hayıflandılar. Tabii ki yanılma payı en yüksek, en hahaha hihihi zarf benimkiydi. Bakın 2010’dan beklentilerim nelermiş:
“- Türkiye için beklentimi söyleyip de senin güzel partinin keyfini kaçıracak halim yok herhalde...
- Kendim için 2010’dan beklentim ise Milliyet, bugün-yarın Akın İpek Grubu’na satılacaksa yeni bir iş. AKP iktidarı sayesinde 2010’a işini kaybetme endişesiyle giren bir Meral Tamer olarak hepinizi kucaklıyorum.”

2010 harika bir yıldı
Anlayacağınız gayet sıkıntılı girmişim 2010’a. Oysa benim için çok heyecan verici ve keyifli bir yıldı! Türkiye açısından bakacak olursak AKP’nin popülaritesinde herhangi bir gerileme olmasa da, CHP’de umut var artık. Umudun en temel nedeni, Baykal döneminin kapanmış olması. Kılıçdaroğlu-Tekin ikilisiyle tam mutabık olmasam da, onlara teşekkür borçluyuz; ana muhalefetin önündeki tıkacı kaldırdıkları için...
Kendime gelince... Meğer 2009’un son günlerinde, gazete satılacak da benim çalışma düzenim bozulacak diye ne biçim bunalıyormuşum! Oysa şimdi yine bizim gazetenin satışı gündemde. Hatta son 2 adayın kaldığı haberleri gazetelerde yer alıyor, ama benim içimi acıtmıyor.
Çünkü ben kanser sonrasında artık bambaşka bir havadayım. 25 yıl boyunca kitap yazmaya direndikten sonra, ilk kitabımı bir solukta yazıverdim. Üstelik tam bir kadın kitabı oldu. Hem kendi başlarına ayakta durmaya çalışan genç kadınları, hem meme kanseri olan kadınları yüreklendiren, hem de her türlü kanserin erken teşhisi için toplumda farkındalık yaratan...

Kızıma en büyük armağan
Ama en önemlisi Doğa, “Anneciğim bu kitap bana en güzel armağan” dedi. Bu kitapla birlikte kızım beni çok daha iyi anladı. Bunu kansere borçluyum.
80’lerde başlattığım tüketici hareketinden yakınlığımız olan okurlarımla, kanser nedeniyle geçmiş olsuna gelen dostlarımla, “güzel yemek” ya da “klasik müzik” gibi ortak zevkler üzerinde kurulmuş arkadaşlarımla 2010, çok zenginleştiğim bir yıl oldu.
Darısı başınıza diyemiyorum tabii! Ama 2011 sizin için de zenginleştiğiniz, sevgiyle sarılıp sarmalandığınız yıl olsun.