Trafik cezasında da çifte plaka!

Trafik cezasında da çifte plaka!


       Siz trafikte masum masum dolaşırken, bir başkası belki de o anda sizin adınıza trafik cezası yiyor olabilir!
       İstanbullu okurumuz Hülya Artunç'u suçsuz yere mahkemelerde süründüren çifte plaka olayının (geçen hafta köşemizde yer almıştı) başka boyutları da var anlaşılan. Ankaralı okurumuz Barış Gümüşbaş'ın başı da ikiz plakaya kesilen trafik cezası yüzünden derde girdi.
       1974 model Mercedes'ini satmak isteyen Gümüşbaş, aracın vergi borcunun olmadığına ilişkin belge almak için Yeğenbey Vergi Dairesi'ne başvurdu. Ve hiç bilmediği bir şey çıktı karşısına. 1998'den kalma bir trafik cezası görünüyordu. Okurumuz böyle bir ceza almadığına emindi. Kayıtlara baktıklarında cezanın aynı plakaya, ama hiç tanımadıkları Osman Durmuş adına kesildiğini gördüler. Arabanın kayınpederinin üzerine olduğunu ve kendisinden başka da hiç kimsenin aracı kullanmadığını belirten Gümüşbaş, "Derdimizi anlatamadık ve faiziyle birlikte 19 milyon lira ödemek zorunda kaldık. Hata kimin? Arabayı şimdi değil de 10 yıl sonra satmaya kalksaydık, birikmiş faizlerin altından nasıl kalkacaktık? Ödenmemiş bir ceza olduğuna göre adrese tebligat yapılmaz mı?" diyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Yeğenbey Vergi Dairesi yetkililerinin verdiği bilgiye göre yüz yüze yazılan cezalar için tebligat yapılmıyormuş. Trafik cezaları ilk 10 gün içinde ödenmezse iki katına, 21 günden sonra da üç katına çıkıyor ve öylece kalıyormuş.
       Ancak asıl önemli olan, aynı plaka ve farklı isime nasıl ceza yazılabildiği tabii!
       Ankara Emniyet Müdürlüğü'ndeki trafik yetkilileri, üç olasılık üzerinde duruyorlar: Birincisi, trafik polisi plakayı yanlış yazmış olabilir, ikincisi arabayı başkası kullanıyor olabilir, sonuncusu ise aynı plakanın sahtesi trafikte dolaşıyor olabilir.
       Son dönemde üst üste aldığımız duyumlara bakacak olursak, biz en güçlü olasılık sonuncusu gibi geliyor.

Servis ücreti için banka şubesinde sıraya girmek

       "Hewlett Packard'ın (HP) Çankaya'da bulunan teknik servisinde çok rahatsız edici bir olay yaşadım.
       Bölümümüze ait bir yazıcıyı bakıma götürmüştük. Bakımı yapılıp bittikten sonra geri alma işlemi tam bir saat sürdü. Çünkü HP servisine ödeme yapamıyorsunuz. Yaklaşık 1 km yürüyerek bir banka şubesine gidip, kuyruğa girerek hesaba para yatırıyorsunuz. Makbuzu getirip malınızı alıyorsunuz. Fatura da sonradan İstanbul'dan adresinize geliyormuş.
       Benim gittiğim gün sağnak yağmur vardı. Zavallı insanlar köle gibi mecburen oraya gidip paralarını yatırıyorlar. Başka şansları yok. Teknik servislerin icabında ürünleri kapıdan alıp, tamir edip getirdiği bir çağda HP'nin bu tutumuna ben bir anlam veremedim."
       Yukarıdaki e - posta mesajı, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü idari işler sorumlusu Hüsnü Yıldız imzasını taşıyor. İnsanların kendi işleri için bile bankaya gitmek istemedikleri bir dönemde, bakıma verdiğiniz bir bilgisayarın servis ücreti için şubede sıraya girmek, gerçekten şikayet konusu olabilecek bir şey.
       HP'nin İstanbul, Ankara ve İzmir'de kendi kadrolu elemanlarından oluşan birer merkez servisi var. Ayrıca İstanbul'da iki, Ankara'da bir firmaya servis yetkisi vermişler. Arkadaşımız İlkay Özcan'ın HP çağrı merkezi yöneticisi Seride Samurkaş'tan aldığı bilgiye göre banka ödemesi yalnızca merkez servisler için geçerli. Diğer servisler özerk oldukları için ödeme kabul ediyorlar.
       Samurkaş HP'nin bu uygulamayı baştan beri şirket politikası olarak benimsediğini ve asıl işi onarım olan servislerin parayla ilgili konulara girmelerinin arzu edilmediğini söyledi. Bütün ödemeler HP'nin banka hesabında toplanıyor ve fatura bir hafta içinde merkezden gönderiliyormuş.
       Ankara'daki merkez servis Karum'dayken bu sorunlar nispeten daha az yaşanıyormuş, çünkü banka şubesi de Karum'un içindeymiş.
       Anlayabildiğimiz kadarıyla HP merkezi sistemden vazgeçmek niyetinde değil. Ancak HP yetkilileri bu sistemi tüketici açısından daha kolaylaştıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını da özellikle belirttiler. Örneğin servise başvuranların çoğu bakım için gelen düzenli müşteriler. Bu müşteriler için otomatik ödeme gibi seçenekler geliştirilecekmiş.

Maltepelilere kapı numarası vergisi

       Osman Bayat, Maltepe Belediyesi'ne emlak vergisini yatırmak için gittiğinde, verginin dışında kendisinden 4 milyon lira daha yatırması istendi. Belediye çalışanları, "encümen kararı" diyerek kuyrukta bekleyen diğer yurttaşlardan da bu parayı aldılar. Karşılığında kendilerine doğru düzgün bir açıklama yapılmayınca okurumuz, belediyenin keyfi para topladığı şüphesiyle konuyu köşemize iletti.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın Maltepe Belediyesi Başkan yardımcısı İlyas Halilbeyoğlu'ndan öğrendiğine göre 4 milyon lira da aslında vergi. Ama bugüne dek adını hiç duymadığımız bir vergi. 1003 sayılı Belediyeler Kanunu'nun 6. maddesine göre hane sahiplerinden "numara vergisi" adı altında bu para tahsil edilebiliyor.
       1993 yılına kadar Kartal'a bağlı olan Maltepe, belediye olduktan sonra sokak ve caddelerin yeniden düzenlenmesi gerekmiş. Halilbeyoğlu binaları numaralandırma çalışmalarının geçen yıl sona erdiğini ve yaklaşık 600 milyar liraya malolduğunu belirtiyor. Sokak ve caddelerin yanı sıra 125 bin daire, 13 bin işyerine kapı numarası verilmiş.
       Okurumuz şimdi en azından bu parayı niçin ödediğini biliyor.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr