Trafikte bir arpa boyu yol almamışız!

İngiliz Monocle dergisi, her yıl dünyada yaşam kalitesinin en yüksek olduğu 25 kenti seçiyor. Kentler toplu taşımadan güvenliğe, çevreden sosyal dokuya pek çok kritere göre belirleniyor. Belki merak edersiniz, listenin ilk 3 sırasında Münih, Kopenhag ve Zürih var.
Monocle’ın temmuz sayısında yer alan bu geniş çaplı çalışmada, yaşam kalitesiyle ilk 25’e giremeyen, ancak “kaotik farklı bir çekiciliği” olan 5 kent seçilmiş: Sırasıyla Beyrut, İstanbul, Rio, Napoli, Taipei.
“Her köşede bir kafesi, eğlence yerleri ve hiç durmayan dinamizmiyle İstanbul’un ne kadar keyifli bir kent” olduğu anlatılırken, olumsuz faktörlerin ilk sırasına “Tedavisi mümkün olmayan, Allah’ın belası trafik kilitlenmesi” ifadesiyle trafik keşmekeşi oturtulmuş.

Yabancıların kâbusu
Zaten iş için İstanbul’a gelen yabancıların büyük çoğunluğunun ilk kâbusu, havaalanından kente gelinceye kadar trafikte geçirdikleri bitmez-tükenmez saatlerdir! İş icabı İstanbul’da yaşayan ve arabasını kendi kullanan orta kademe yabancı yöneticiler ise diğer tüm ortamlarda normal görünen Türk insanının, trafikte nasıl canavarlaştığına akıl sır erdiremiyor; yıllar geçse de sadece İstanbul trafiğinde değil, Türkiye’nin herhangi bir yerinde araba kullanmaya alışamıyor.
Başta Almanya’da olmak üzere yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, oralarda trafik kurallarına harfiyen uyarken, tatil için geldiklerinde aniden “huy” değiştiriyor ve birer trafik canavarı kesilip pek çok trafik kazasına sebep oluyor.
Gazetelerde ölümlü trafik kazalarının olmadığı gün yok. Bu haberlere son 2 haftadır özellikle dikkat ettiğim için fark ettim: Düğün arabaları çok sık ölümlü trafik kazası yapıyor. Önceki gün Adıyaman’ın Sincik ilçesinden gelini, düğün saçı yaptırmak için Kahta’ya kuaföre götüren damadın kullandığı otomobil, aşırı hız nedeniyle şarampole yuvarlanmış. Gelin ve kardeşi ölmüş; damat ağır yaralı. Araba, komşudan ödünç alınmış! Geçen hafta gelin ve damadı Samsun’a götüren düğün minibüsünün yaptığı kazada 5 saat önce evlenen çift dahil
7 kişi hayatını kaybetmişti.

Ulaştırma Bakanı ne diyor?
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, BDP Van milletvekili Fatma Kurtulan’ın Türkiye’deki trafik kazalarıyla ilgili soru önergesini yanıtlarken, iktidarda bulundukları 2002-2009 arasındaki
7 yıllık dönemde 35 bin 244 kişinin trafik kazasında hayatını yitirdiğini, yaralı olarak hastaneye kaldırılırken ya da daha sonra ölenlerin bu rakamlara dahil olmadığını açıklamış. İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı, kaza anında ölenlerin dışındaki trafik ölümlerinin de kayda geçmesi için çalışmalar yürütüyormuş.
Şaka gibi! 12 yıl önce de aynı çalışma yürütülüyordu. Hâlâ mı sonuçlandırılamadı? Demek ki bu konuda bir arpa boyu yol alınmamış. Kaldı ki Sayın Bakan’ın AKP iktidarı döneminde ölümlü trafik kazalarının
% 89 azaldığına ilişkin ifadesi de gerçeği yansıtmıyor.
Trafikte Ortak Akıl Platformu olarak Sabancı Üniversitesi ile birlikte 10-12 yıl önce yaptığımız detaylı çalışmalardan biliyorum. Türkiye’de
10 yıl önce de trafik kazalarında olay yerinde yaklaşık 5 bin kişi ölüyordu; bugün de hâlâ 5 bin kişi ölüyorsa
(5 kere 7 eşittir 35) bu konuda da bir arpa boyu yol alamamışız demektir.