Trafikte kural çiğnemeyen siyasetçiler

Trafikte kural çiğnemeyen siyasetçiler

       TBMM Başkan Vekili Uluç Gürkan, yazın Sabancı Üniversitesi'nde düzenlediğimiz trafikle ilgili ön arama toplantısında, trafik kurallarına uyanların ödüllendirilmesini önermişti. Örnek olarak da Meclis Başkanı Hikmet Çetin'in hiçbir zaman önceden haber vererek yolları açık tutturmadığını dile getirmişti. Çetin, protokol gereği hakkı olduğu halde her zaman normal vatandaş gibi davranır, trafik sıkışık olduğunda hakkına razı olurmuş. Cumhurbaşkanı'na vekalet ederken de farklı davranmazmış.
       Gürkan'ın anlattığına göre DYP lideri Tansu Çiller, başbakanlığı döneminde koca bir konvoyla gezermiş. Başbakanların şehiriçi konvoynda pek alışılmamış olan ambulans da dahil 25 - 30 arabalık konvoy, her fırsatta yolları da kestirirmiş. ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın başbakanlık döneminde konvoydaki araba sayısı epey azalmış. DSP lideri Bülent Ecevit'in başbakanlığında tek bir koruma arabasına kadar inmiş. Ecevit'in de Çetin gibi önceden haber vererek yolları açık tutturma adeti hiç yokmuş.
       Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Tosun Terzioğlu da Ankara'da TÜBİTAK Başkanı olduğu günlerde, o dönemin Başbakan Yardımcısı Prof. Erdal İnönü ile anılarını anlatmıştı aynı toplantıda. İnönü de tahmin edebileceğiniz gibi herkes için geçerli olan kurallara kendisi de sıkı sıkıya uyar, kendisine refakat eden polis arabasının yol kesmesine kesinlikle izin vermezmiş. Şehir içinde 50 km hızın üzerine hiç çıkmaz, kırmızı ışıkta her zaman durur, şoförü kural ihlali ihtimaline karşı hep uyarırmış.
       Terzioğlu'nun anlattığına göre bir gün yine TÜBİTAK'tan birlikte çıkmışlar. Terzioğlu İnönü'yü arabasına kadar geçirmek istediğinde, "gideceğimiz yer yakın, yürürüm" demiş. Ve danışmanı Fikret Ünlü (şimdi bakan) ile yürümeye başlamış. Arkasından da 2 koruma polisi...
       Karşıya geçmeleri gerektiğinde İnönü kırmızı ışıkta durmuş. Ancak yoldan geçen otomobiller, kendilerine yeşil ışık yandığı halde ona yol vermek dürtüsüyle duralamışlar. Ve böylelikle trafik bir an bocalayıp karışmış. Ama İnönü kendisine yol verilmesini reddedip kırmızı ışığı hatırlatınca, otomobiller de yollarına devam etmişler.

       Kaza nedeni olarak alkollü araç kullanımının bulunmaması sevindirici. Sollama da az. Başlıca neden aşırı hız!

       11 aydır yaz - çiz! Toplumda trafikte kural çiğnememe konusunda bir duyarlılık yaratılabilir mi diye uğraş! Ve sonuca bakın:
       Ölümlü kazalar bayramda rekor kırdı!
       Diyebilirsiniz ki "sen bu işe boşu boşuna zamanını ayırma, nefes tüketme!
       Evet tabloya bakıp, umutsuzluğa kapılmak pekala mümkün. Ama ben hep bardağın dolu yarısını görenlerden olduğum için pes etmek niyetinde değilim. Bu tablo da gösteriyor ki, trafik konusunu gündemde tutmaya büyük ihtiyaç var.
       Aslında bayram öncesinde gerek televizyonlardaki gerekse diğer gazetelerdeki meslektaşlarım da trafik konusunda çok sayıda uyarıcı yayınlar yaptılar. Özellikle de alkollü araç kullanılmaması konusunda...
       Yayınlar etkili olmuş ki, alkollü sürücü yok. Sollama çok az. Ortaya çıkan en belirgin neden aşırı hız!
       Gaz pedalına bastınız mı fırlayıp uçuveren son teknoloji ürünü arabalar, acaba bu denli özendirilmeli mi? Bazı ülkelerde olduğu gibi bizde de arabalara bir hız sınırlayıcı konması söz konusu olamaz mı?
       9 günlük bayram tatilinin trafik kazalarının bilançosu 239 ölü ve 318 yaralı. Şehirlerarası otobüs kazalarının bu bilançodaki payı ise bu kez tahammül edilebilir düzeyde: 41 ölü, 124 yaralı.
       Geçtiğimiz yıl 5 günlük bayram tatilinde trafik kazalarında 92 kişi ölmüş, 562 kişi de yaralanmıştı.
       Trafikten sorumlu Emniyet Genel Müdür yardımcısı Şevket Ayaz, 9 günlük tatili 3'e ayırıyor:
       * Bayramdan önceki 3 gün
       * Bayrama rastlayan 3 gün
       * Bayram sonrası 3 gün
       En fazla kaza bayramdan önceki cumartesi - pazar - pazartesi günleri yapılmış. Bu 3 günde trafik kazalarında yaşamını kaybedenlerin sayısı 141. Sadece arife günü (pazartesi) 74 ölü, 81 yaralı var.
       Ayaz daha bayram başlamadan ortaya çıkan bu vahim tabloyu, Türk insanının bir yerlere yetişme telaşıyla açıklıyor. "İnsanlar bayram tatilinin, gidecekleri yere ulaştıklarında başlayacağını düşünüyorlar ve bir an önce oraya ulaşmak için acele ediyorlar. Oysa tatil, arabaya bindikleri anda başlıyor. Bunun bilincine varsalar, belki bu kadar çok kaza yapmayacaklar," diyor.
       3 günlük bayram süresince yolların tenhalaşmasıyla ölü sayısı 47'ye düşmüş. Yaralı sayısı ise 77.
       Eve dönüşün yoğunlukta olduğu son 3 günde meydana gelen trafik kazalarındaki ölü sayısı ise 51. Görüldüğü gibi tatile gidişle ve tatilden dönüş arasında, gidiş aleyhine belirgin bir fark bulunuyor.
       9 günlük bayram boyunca meydana gelen kazalarda birinci sırayı yayaya çarpma alıyor. Tam 58 yaya, sürücülerin kurbanı olmuş. Bunların 38'i şehir içinde. Kaza nedeni olarak ikinci sırada çarpışmalar geliyor. 27'si şehir dışında, 17'si şehir içinde olmak üzere toplam 44 çarpışma meydana gelmiş. Şehirlerarası yollarda devrilme de önemli kaza türleri arasında. Tam 18 araç, bu şekilde yoldan çıkmış.
       Kaza nedenleri arasında sadece 3 hatalı sollama olması ve alkollü sürücü bulunmaması ise bu tablonun belki de en olumlu yanı. Demek ki kazalara daha çok aşırı hız neden olmuş. Şerit ihlali yüzünden meydana gelen kazaların sayısı ise 8 ve hepsi şehirlerarası yollarda.
     Ses Tur, bayramda meydana gelen en büyük otobüs kazasını yaptı. Şoförün uykusuz olması yüzünden meydana gelen kazada 13 kişi öldü ve 41 kişi yaralandı. İkinci büyük otobüs kazası, Lüks Artvin'in Kırıkkale - Çorum yolunda yaptığı ve 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazaydı. Nedeni aşırı hızdı. Hakiki Koç'un Balıkesir - Akhisar güzergahında yaptığı kazada ise yine şoförün uykusuz olması nedeniyle 2 kişi öldü ve tam 24 kişi yaralandı.
       Sürücü kusuru bulunan diğer 2 firmadan Barış, şerit ihlali yaptığı için, Çağlar ise yanlış manevra nedeniyle, 1'er kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazalarına neden oldular.
       Şehir içinde ise belediye ve Halk Otobüsleri 3 yayaya çarptı.




       Halk Sigorta'nın hayat sigortası makbuzlarını gönderdiği zarfların ön yüzünde artık kocaman puntolarla "Emniyet kemeri hayata bağlar" yazıyor.
       Halk Sigorta bu uygulamayı yeni başlattı. Amaç, kendisini ya da aracını sigorta ettirme bilincine ulaşmış insanlara, trafikle ilgili risklerden önemli ölçüde kendilerinin sorumlu olduğunu hatırlatmak.
       Milliyet Tüketici Gözüyle köşesi olarak Sabancı Üniversitesi'yle birlikte düzenlediğimiz Trafik için Arama Konferansı'nın katılımcılarından olan Halk Sigorta Genel Müdürü Erhan Dumanlı, trafik sloganlı poliçe ve zarf türü evrağın bazılarını bize de gönderdi.
       Zaten Dumanlı, Arama Konferansı'ndan bu yana katılımcılarla işbirliğini çok güzel sürdürüyor. Bu sloganları da Arama Konferansı'nda tanıştığı Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Hitay Güner'den almış. 40 yıllık geçmişi bulunan dernek, 300'ü aşkın trafik sloganını Dumanlı'nn önüne hemen koyuvermiş. Erhan Dumanlı, yine Arama Konferansı'nrda tanıştığı Otomotiv Sanayii Derneği Genel Sekreteri Prof. Ercan Tezer'le de trafik kazalarının gerçek nedenlerini ortaya koyacak bir kaza - analiz çalışmasını yürütüyor.
       Halk Sigorta'nın bundan böyle müşterilerine ve iş yaptığı kurumlara gönderdiği evrakta hep trafik konusunda uyarıcı ibareler yer alacak. Örneğin trafik sigortası poliçesinin en başında "Trafik kurallarına uyunuz," ya da "hız limitlerine uyunuz" deniyor. Hayat Müdürlüğü'nün kullandığı zarfların üzerine "Trafik kuralları yaşam güvencenizdir" yazılmış. Genel kullanım amaçlı zarflarda "Trafik kurallarına uymak uygar insan olmaktır" ve "Kazaları araçlar değil, sürücüler yapar" gibi ibareler yer alıyor.




Yazara E-Posta: m.tamer@milliyet.com.tr