Ucuz ve kaliteli kitapta TÜBİTAK imzası

Ucuz ve kaliteli kitapta TÜBİTAK imzası

     İlkay Özcan

       Bir yandan yayınevlerinin korsan kitapla ilgili haklı tepkileri, diğer yandan kitapların yüksek fiyatla satılmasının korsanı azdırdığı iddiaları tartışıladursun, TÜBİTAK Yayınları 5 yıldan beri birinci hamur kağıda bastığı ucuz kitaplar aracılığıyla okuyucuyla kucaklaşıyor.
       TÜBİTAK Yayınları'nda 100 bin liraya da, 300 bin liraya da, 500 bin liraya da kitap bulmak mümkün. Ciltli kitapların fiyatı ise 1 milyon liradan başlayıp 2 milyona kadar uzanıyor. Fiyatlar basım sırasında kitabın üzerinde belirtildiği için, farklı fiyattan satılması da engelleniyor.
       TÜBİTAK tarafından yayımlanan Bilim ve Teknik dergisinin yöneticileri, 1993'te bilimsel yayınlar çıkarma kararı almışlar. İlk olarak Mahlon B. Hoagland'ın "Hayatın Kökleri" adlı kitabı yayımlanmış. Kitap kısa sürede çok ilgi görmüş. Şu an 11. baskısı yapılan kitabın fiyatı 350 bin lira. Hayatın Kökleri'ni 80 kitap izlemiş ve bugüne kadar toplam 1 milyon 250 bin adet kitap satılmış. Genelde popüler hale getirilmiş bilimsel kitaplar arasında arkeoloji, sosyoloji ve felsefenin yanı sıra çocuklara bilimi sevdirmeyi amaçlayan çocuk kitapları da var.
       DNA'nın yapısından astronomiye, ekolojiden bilimsel deneylere kadar bilimi ana hatlarıyla genç okurlara ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Genel Yayın Yönetmeni Zafer Karaca, her biri 10 bin adet basılan kitapların çoğunun en geç 6 ayda tükendiğini belirtiyor.
       Kitapların ucuz olmasında, TÜBİTAK'ın kar amaçlı bir kuruluş olmamasının da payı var. Karaca, kaliteli kitabı ucuza satabilmelerinin sırrını şöyle anlatıyor:
       "Neyi nasıl satacağımızı çok iyi biliyoruz. Maliyetlerle ilgili hesapları çok iyi yapıyoruz. Ayrıca çok baskı yaparak birim maliyetini düşürüyoruz. Kitapları bastıracağımız matbaaları ihaleyle seçiyoruz. Geçen yılki toplam gelirimiz 60 milyarken bu yıl sadece mayısta 20 milyar gelir elde ettik. Yayıncılık piyasasında telif ödemek gelenekselleşmemiş olmasına rağmen biz bu konuda çok titiziz. Örneğin en son yayınladığımız Anadolu Kültür Tarihi adlı kitabın yazarı Ekrem Akurgal'a, daha kitaplar satışa çıkmadan 1 milyar lira telif ödedik."

     Prof. Baskın Oran'ın alışveriş yaptığı Ory Market'te kuşkonmazdan soslara kadar pek çok ürünün kasa fiyatıyla raf fiyatı farklı
       Kasadaki fiyatları değiştirmeyi unutmayan market yöneticilerinin, raflardaki fiyatları değiştirmeyi unutmaları, tüketicileri sinir etmeye devam ediyor.
       Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Baskın Oran'a göre Ceylan Holding'e bağlı Ory Market'in bu konudaki sicili kötü. Çünkü bir değil birkaç kez aynı aksaklığı yaşamış.
       25 mayısta Oran, Sitesi'ndeki Ory'de raf fiyatı 570 bin lira olan kuşkonmaz konservesinden ve 615 bin lira olan ananas konservesinden birer tane almış. Kasiyer ananası optik okuyucudan geçirdiğinde fiyat 745 bin, kuşkonmazı geçirdiğinde ise 1 milyon 30 bin lira çıkmış.
       2 üründe 590 bin lira fark az değil. Bunun üzerine kontrol ettiği dört sosun birinin fiyatının 185 bin lira fazla çıkması da üstüne tuz - biber ekmiş. Üstelik aynı olay 18 mayıs tarihinde yaptığı alışverişte de başına gelmiş. Ananas konservesinin kasa fiyatı yine hayli farklıymış, ama o zaman pek üzerinde durmamış.
       Hemen mağaza müdürünü çağırtan Oran, müdürün "fiyat değişmiş, ama raftakini değiştirmeyi unutmuşuz," sözlerini yeterli bir açıklama olarak görmediği için konuyu bize iletmeyi uygun bulmuş. Neyse ki faturada fazladan gözüken paraları geri almayı başarmış.
       Ory marketin şefi Ayhan Aslan'ın arkadaşımız İlkay Özcan'a yaptığı açıklama, bildik sözleri tekrar etmekten öteye geçmiyor. Oran'ın aldığı ürünlerin aynı markaya ait olduğunu belirten Aslan, "fiyat değişiklikleri firma tarafından liste halinde gönderilir. Yeni liste fiyatları bilgisayara girilmiş, ama raflarda değiştirilmemiş," dedi.
       Bazı 3M mağazalarında elektronik etiketlemeye geçen Migros, bu sorunu bir ölçüde çözüme kavuşturdu. Bu sistemde bilgisayara yeni fiyat girildiği anda raf fiyatları değişiyor. Belki de unutkan market yöneticileri için en iyi çözüm bu.

     ABD'de bir banka, deneme amacıyla kredi kartlarının üzerine Hitler ve Mussolini'nin fotoğraflarını basmış. Ve denekler bu kartlarla bir güzel alışveriş yapmış!
       "Amerika'da üniversite öğrencisiyim. Yazdan yaza Türkiye'ye geliyorum.
       ABD'de bir banka, fotograflı kredi kartlarının hiç de güvenli olmadıklarını göstermek için bir deney yaptı. Deneklerine, üzerlerinde Hitler ve Mussolini'nin adının ve fotoğraflarının bulunduğu kredi kartları verdi. Tabii polisten gerekli izin alınmıştı.
       Bu kartlarla alışveriş yapıldı. Kimse kartlara itiraz etmedi. Her an Hitler'le yolda karşılaşabiliriz demek ki..."
       Ne matrak değil mi?
       Genç okurumuz Onur Umut, fotoğraflı kredi kartını çaldıran Doç. Osman Yaldız'la ilgili haberimiz üzerine yukarıdaki e - posta mesajını göndermiş. Antalya'daki olayda kartı ele geçiren kişi, Mar Deri'den 300 milyon liralık alışverişi gayet rahat, elini kolunu sallaya sallaya yapmıştı. Faturayı ödemek zorunda kalan Doç. Yaldız da bu işe şaşmıştı.
       Fotoğraflı kredi kartlarıyla övünen ve bunu reklam aracı olarak kullanan bazı Türk bankaları, Hitler ve Mussolini örneklerine ne derler bilemiyoruz, ancak Amerika'da deneme yapan banka, Michael Jackson ya da Madonna'nın fotoğraflarını kullansaydı, eminim sonuç daha başarılı olurdu.

     Hiç istemediğiniz halde birdenbire Internet'e abone olduğunuzu düşünün. Hem de yüklü bir fatura karşılığında. Intermedya Yayıncılık size bu imkanı(!) sağlıyor
       Okurumuz Berrin Bahar, bir gün işyerine gönderilen mektubu açar ve yüklü bir faturayla karşılaşır. Bahar Menkul Değerler adına kesilen fatura, Intermedya Yayıncılık A.Ş tarafından gönderilmiştir ve şirkete Internet hizmeti sağlamak amacıyla kesilmiştir. Oysa ne Berrin Hanım ne de Bahar Menkul Değerler'de çalışan başka biri, Intermedya Yayıncılık'tan böyle bir hizmet talep etmiştir.
       Yayın hayatına kısa bir süre önce başlayan Intermedya Yayıncılık A.Ş.,(Nuri Çolakoğlu'nun yönetim kurulu başkanı olduğu InterMedia'sı ile ilgisi yok), bu yöntemle birçok şirketi, başvuruya falan gerek kalmadan Intermedya Online Elektronik Haber Ajansı'na abone yapıyor! Vermeyi önerdiği hizmet ise Real Time haber, borsa şirketlerinin teknik analizleri, bilançolar ve günlük insider bilgiler.
       Zarfı açıp da önünde 184 milyon liralık faturayı görünce bizi arayan Bahar Menkul Değerler'in Genel Koordinatörü Berrin Bahar, faturanın altında gözüne çarpan "İşbu fatura muhteviyatına 8 gün zarfında itiraz edilmediği takdirde kabul edilmiş sayılır" ibaresinden bayağı tedirgin olduğunu söylüyor.
       Gazetemizin muhasebe servisinden aldığımız bilgiye göre faturanın altındaki ibarenin, gönderilen kişi veya kurumu herhangi bir yükümlülük altına sokması söz konusu değil. Ancak Intermedya'nın bu uygulaması yine de tuhaf.
       Arkadaşımız Gülüm Şener'in sorularını yanıtlayan Intermedya Yayıncılık'ın Pazarlama ve Reklam Koordinatörü Dilara Günindi, yeni hizmetlerini tanıtmak için böyle bir yola başvurduklarını ve kimsenin kendisine gönderilen faturayı ödemekle yükümlü olmadığını belirtiyor. Bu yöntemin yurtdışında da uygulandığı görüşünü savunan Günindi, "biz, müşterilerimizin işini kolaylaştırmak istedik. Tüm müşterilerimize bu faturadan yolladık," diyor.



Yazara E-Posta: M.Tamer@milliyet.com.tr