Ulusoy'un kayınpeder rötarı

Ulusoy'un kayınpeder rötarı


       Ulusoy otobüsüyle 30 Nisan'da Marmaris'ten İstanbul'a gelen Fulya Asutay, firmayı CISQ'ya, yani ISO 9002 kalite belgesi veren kuruluşa şikayet etti. Şikayet mektubunu neden yazdığını, bize yolladığı e - posta mesajında şöyle anlatıyor:
       "19:15'te Marmaris'ten hareket eden Ulusoy Otobüsü'nde akıl almayacak bir olay yaşadık. Yaklaşık bir saat sonra Muğla'ya varmak üzereyken şoföre telefonlar gelmeye başladı. Konuşmalardan anladığım kadarıyla Yılmaz Ulusoy'un kayınpederi ve grubu, Marmaris'te bir otelde otobüsün kendilerini almalarını bekliyorlarmış. Sonuçta otobüs geri döndü ve grubu alarak yeniden yola koyuldu. Ve kaybettiğimiz 2 saatlik zamanı telafi edebilmek için de daha hızlı gitti, bir mola yerinde durmadı.
       Bu durumu hiçbir şekilde aklım almıyor. Nasıl olur da ISO 9002 almış köklü bir firmanın patronu böyle bir talepte bulunabilir? Ulusoy'la bağlantıya geçmeye çalıştım, ama sonuç alamadım. Şikayetimi Ulusoy'a da, ISO 9002 belgesi veren CISQ'ya da yazdım. Çünkü bu belgeyi hak etmediklerini düşünüyorum."
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan müşteri hizmetleri ve kalite sorumlusu Mehmet Özcan, okurumuzun anlattıklarını doğruladı. Otobüs, gerçekten de kayınpederi almak için geri dönmüş. İlkay'ın Merter ofisinden aldığı bilgiye göre söz konusu otobüs İstanbul'a 1 saat rötarla varmış. Bir saatlik yoldan geri dönüldüğünü ve tekrar aynı yolun katedildiğini düşünürsek otobüsün 2 saat gecikmesi gerekirdi. Rötar 1 saat olduğuna göre şoför sadece molalardan birini kafadan iptal etmekle kalmamış, okurumuzun dediği gibi hızı da arttırmış.
       Ulusoy yetkilisi Özcan diyor ki: "Yapılan hatalı tabii. Aksaklığın nedeni, 15 kişilik grubun otelden alınacağının bilgisayara işlenmemiş olması. Ama Yılmaz Ulusoy'un otobüsü geri döndürün diye bir talimatı yok. Telefonda Yılmaz beyin akrabalarının otelin önünde kaldığını öğrenen şoför, psikolojik baskı hissetmiş olmalı. Tamamen şoförün ve Marmaris bürosunun hatası. Böyle bir durumda kalan yolcuların transferinin farklı bir şekilde sağlanması gerekirdi."
       Demek ki sadece ISO 9002 kalite belgesi almak yetmiyor. Kafaların da o belgenin gereklerini yerine getirecek şekilde değişmesi gerekiyor.
       Olayı Ulusoy'a ISO 9002 belgesini veren yabancı kuruluş CISQ'e yansıttığı için okurumuzu kutluyorum. CISQ'nun kendisine vereceği yanıtı ise merakla bekliyorum.
       Bu arada Ulusoy yetkililerinin Fulya hanımdan özür dilediklerini ve ücretsiz bilet göndereceklerini de belirtelim.

Önemli olan müşteri mutluluğu

       Advantage Card'ın otomatik sigorta uygulamasıyla ilgili uyarımız için teşekkür eden okurlarımızdan biri de Funda Demiröz: "Borcumu öderken ekstrenin altındaki yazıya dikkat etmemiştim. Sayenizde iptal edebildim."
       İstanbullu bir başka okurumuz ise 3 milyon 800 bin lira prim kesilen sigortayı iptal etmek için Advantage'ı aradığında, telefon başındaki görevlinin sigortayı iptal etmemesi için ısrarla ve uzun uzadıya dil döktüğünden yakınıyor: "Yok efendim prim çok düşükmüş. Yok efendim, öldüğüm takdirde yakınlarımın 20 milyar lira tazminat alacağını biliyor muymuşum? Ama bu primin sadece uçak ya da tren kazası sonucu ölümler için olduğunu söyleyen yok. Sanki bu tür kazalar her gün olurmuş gibi!"
       Okurumuz haksız sayılmaz. Söz konusu sigorta, ölüm riskinin uçak kazasına göre çok daha yüksek olduğu otomobil kazalarında en fazla 5 milyar lira tazminat veriyor. O da doktor raporu olması ve aşırı hız ve alkol gibi trafik kurallarının ihlal edilmemesi kaydıyla...
       Önceki günkü "Advantage sizi size sormadan sigortalar" başlıklı yazımız üzerine Benkar Genel Müdürü Levent Ersalman da aradı ve özetle dedi ki:
       "Müşterilerimizden benzeri tepkileri biz de aldık. Aslında ürün çok cazip. Ancak herhalde sunuş biçimimizde sorun var ki Advantage Card müşterisinden itiraz geldi. İtiraz edenlerin sayısı çok değil, ama bizim için tek bir müşterinin mutluluğu bile önemli. Nerede hata yaptığımızı şu anda biz de bilemiyoruz. Bulunca düzelteceğiz."
       Ersalman'a göre "Ürün çok ucuz, nedeni de otomatik para tahsili. Eğer inisiyatif müşteriye bırakılsa başvuran sayısı az olur, bu nedenle de maliyet yükselir. Ayrıca broşür ilan v.s. derken tanıtım faaliyetleri maliyeti daha da yukarı çeker."
       Biliyorsunuz Advantage Card sahiplerinin sayısı 1 milyonu aştı. Her birinden otomatik olarak 3.8'er milyon lira kesildiğinde 4 trilyon lira ediyor. Akıllı bir fonlama.
       Öte yandan Ersalman'dan aldığım bilgiye göre Advantage Card'larda en yüksek limit (çok az sayıdaki VIP üyeler hariç) 5 milyar liraymış. Böylece kart sahibi trafik kazasında öldüğü takdirde borcunu ödememesi riski de ortadan kalmış oluyor.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr