Yazımı neden geri çektim?

Yazımı neden geri çektim?


       Bugünlerde hiç hesapta olmayan konuları yazmak zorunda kalıyorum.
       Akşam gazetesinde çıkan ve adımın, gazeteci Rauf Tamer'in eşi olarak geçtiği bir haber üzerine dün, Rauf Tamer'le soyadı benzerliği dışında hiçbir yakınlığımın olmadığını, hatta tanışmadığımızı belirtme gereğini duymuştum.
       Bugünse cumartesi günkü gazetemizin ilk kalıplarında yayınlanıp da sonra yayınlanmayan yazımla ilgili yanlış anlama ve merakları gidermem gerektiğini düşünüyorum.
       FP Milletvekili Nazlı Ilıcak, önceki gün Yeni Şafak'taki köşesinde yazımdan alıntılar yapmış ve patron tarafından sansür edildiği sonucuna hiç tereddütsüz varıvermiş. Keşke bana bir telefon açıp işin aslını sormak zahmetine katlansaydı...
       Ufuk Güldemir ise cumartesiden beri internetteki Haberturk sitesinde her gün bu konuya değiniyor. Önce yayınlanmayan yazılarımı yayınladı. Ardından bu yazıların sansür edildiğini yazdı. Son olarak da benim korkup yazılarımı çektiğimi öne sürüyor.
       Oysa Ufuk Güldemir Milliyet'te Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı günlerde, yazılarıma müdahale edilmesi konusunda benim ne denli hassas olduğumu gayet iyi anımsayacaktır. Göreve geldiği ilk günlerde sayfa provasında gördüğü bir yazımı çıkartmak istemiş, ben de kendi argümanlarımı sıralayarak onu yazının yayınlanmasına ikna etmiştim.
       Bu vesileyle göğsümü gere gere söyleyebilirim ki 27 yıllık gazetecilik hayatımda bugüne kadar hiçbir yazım sansür edilmedi. 18 yıl Cumhuriyet'te çalıştıktan sonra gerek Sabah'a geçerken, gerekse 1 yıl sonra Milliyet'e gelirken transfer parası falan istemek hiç gelmedi aklıma. Tek şartım vardı: Yazılarımda özgür bırakılmak. Evet, sadece özgür bırakılmayı istedim. Sabah da bu sözüne her zaman sadık kaldı. Milliyet'te de bugüne kadar hiçbir yazıma müdahale edilmedi. Her zaman her istediğimi yazabildim. Hatta o kadar yazabildim ki 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaretten 1 yıl 4 ay hapis cezasına bile çarptırıldım. Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Eren Güvener'i de peşimden sürükleyerek...
       Gelelim sadede: Cuma günkü yazımı ben tamamen hür iradem ve kendi isteğimle geri çektim. İşin aslı şu:
       Cuma sabahı gazetelerin birinci sayfalarına baktığımda, Cenajans'ın sahibi Nail Keçili ve Egebank'ın sahibi Murat Demirel'in samimi fotoğraflarının ve Keçili'nin Demirel'e yazdığı çok özel mektubun Milliyet ve Yeni Şafak hariç hiçbirinde yer almadığını gördüm. Hemen Ekonomi Servisi şefimiz Murat Sabuncu, ekonomi servisinden haberi yazan muhabir arkadaşımız Tarık Yılmaz, Genel Yayın Koordinatörü Umur Talu ve Genel Yayın Yönetmeni Yalçın Doğan'a peşpeşe telefon ederek kendilerini kutladım. (Bu tür kutlamaların hiç mi hiç adetim olmadığını beni tanıyanlar bilirler.)
       Ve onlarla konuştuklarımdan esinlenmiş olmalıyım ki Keçili - Demirel'den basına yansıyan... diye bir yazı yazarak bizim gazetenin cesaretini övdüm. Yazı "(...)Mektup ilginç. İlişkiler de öyle. Şimdi ben merak ediyorum, Milliyet'in bu özel haberi, yarın diğer gazetelerde bakalım nasıl ele alınacak?" cümleleriyle sona eriyordu.
       Akşamüstü evden içeri henüz girmiştim ki sekreterim Ebru telefon etti ve Yalçın Doğan'la Umur Talu'nun istifa ettiklerini bildirdi. Hatta Haber Müdürü Doğan Akın ile Ekonomi Servisi Şefi Murat Sabuncu'nun da istifalarını verdikleri söyleniyordu. (Sonradan kabul edilmediğini öğrendik.)
       İstifaları duyduktan sonraki ilk şaşkınlıkla, sabah yazdığım yazı birden anlamsız geldi bana. Hatta yayınlanacak olursa, ertesi gün o yazıdan alıntılar yapılıp çeşitli yorumlar yazılabileceğini düşündüm ve Murat Sabuncu'yu arayarak yazıların çıkartılmasını istedim. (Köşemdeki ikinci yazının başlığı "Cenajans - Grey'in eski müşterileri" idi ve Milliyet'te Mayıs 1994'te yazdığım bir köşe yazısını 6.5 yıl aradan sonra yeniden yayınlamayı uygun bulmuştum. İlk yazıyı çıkartınca, onu tek başına yayınlamanın manası kalmamıştı.)
       Cuma günkü yazımı yazdığım ortam ve geri çektiğim ortam aynen böyle. Olayın hepsi bu kadarcık. Önü - arkası, sağı - solu, artniyet, küçük hesaplar, "büyük hesaplaşmalar" falan yok.
       Yazımın sansür edildiğini zanneden okurlarımın ve dostlarımın bilgilerine...

       Not: Türk malı imajıyla ilgili yazılarıma önümüzdeki günlerde devam edeceğim.


Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr