Yöneticisinden Koç'a Çin raporu

Yöneticisinden Koç'a Çin raporu


       Bugünlerde hangi taşı kaldırsam altından Çin çıkıyor. Devrimin 50. yıldönümü kutlamalarıyla birlikte Çin'le ilgili bilgilerimiz de ister istemez tazelenmiş oldu.
       Koç Holding Dış Ticaret Gurubu Başkanı Hasan Bengü ise durumu yerinde tespit ederek bilgilerini tazeleyenlerden.
       Amerikan Fortune Dergisi, 27 - 29 eylülde Şanghay'da büyük bir forum düzenlemiş. Bengü'nün anlattığına göre 500 kişinin katıldığı forumda Fortune 500'e giren dünya devlerinin 1 numaralı yöneticileri eksiksiz mevcutmuş: General Electric'ten John F. Welch, Coca Cola'dan M.Doughlas, Boeing'ten Philip Condit, Pepsi Co.'dan Rober Enrico, Ford'dan Jacgues Nasser, Dell Computer'den Michael Dell, Fiat'tan Paolo Fresco...
       Şanghay'daki foruma Türk iş dünyasından tek katılımcı olan Bengü, dünyanın dev şirketlerini yönetenlerin Çin'in geleceğine ilişkin görüşlerini ilk ağızdan "ğrenme olanağı bulmuş. Türkiye'ye döndükten sonra da izlenimlerini Koç Holding Yönetim Komitesi Başkanı Rahmi Koç, Başkan Yardımcısı Suna Kıraç, Yönetim Komitesi Üyesi Temel Atay ve Yeni İşler Geliştirme Koordinatörü Ali Koç'a yazılı olarak göndermiş.
       Bu iç yazışmada Bengü, Çin'in Turgut Özal'ı diye tanımladığı Deng Xiaoping'in 1978'de ekonomiyi dışa açmasından bu yana göstergelerdeki olumlu değişikliği birkaç rakamla hatırlattıktan ve Çin ekonomisinin bugününe ilişkin saptamalar yaptıktan sonra forumu şöyle özetliyor:
       "Forumda Çin'in WTO'ya (Dünya Ticaret Örgütü'ne) girmesi konusu çok tartışıldı. Çin, ABD bazı hususları empoze etmesinden ve Clinton'un aceleci tutumundan rahatsız. Diğer taraftan ABD Başkanlık seçimlerinden önce bu konunun sonuçladırılmasını herkes istiyor. Çin'in yalnız WTO'ya değil, IMF, G8'e girmesi halinde bir sürü sektörde yeni iş imkanlarının açılacağı ve 2005'e kadar yılda 100 milyar dolar yabancı sermayenin tekrardan ülkeye akacağı öngörülüyor.
       * Çin'in avantajları arasında pazar ekonomisine verdiği önem, yüksek tasarruf alışkanlığı(GDP'nin yüzde 40'ı), eğitilmiş ve disiplinli işgücü, makro ekonomik politikalarda gösterdiği başarılı çizgi ve dünya ekonomisine entegre olma planları gösterilmekte.
       * Çin'i tek bir pazar gibi görmek çok yanlış. Mitsui Başkanı Ueshima'nın, önce doğu kıyısındaki büyük şehirlere odaklanma, daha sonra ülke içine yayılınması önerisinin doğruluğu anlaşılıyor.

Zararı göze almışlar

       * "Uzun vadeli strateji ve bakış" üzerinde çok konuşuldu. Bu tanımlamanın altında zarar etmenin de yattığı dile getirildi. Çin'de 200 milyon dolar yatırımı olan IVECO'ya göre "vade"nin anlamı 30 yıl. IVECO projesinin geri ödeme süresi takriben 20 yıl.
       * Önümüzdeki dönemde enteresan iş sahaları: Telekomünikasyon, elektronik ticaet, internet, enerji, dağıtım (toptan ve perakendecilik, depoculuk), sigortacılık, danışmanlık, turizm ve eğlence sektörü.
       * Otomotivde Çin'de faaliyet gösteren irili - ufaklı 122 üretici arasında konsolidasyona gidileceği, Volkswagen ve General Motors'un avantajlı konumda olduğu, bütün büyüklüğüne rağmen Çin otomobil piyasasının halen 600 bin adet / yıl seviyesinde bulunduğu görüşüldü. VW'nin bugünkü piyasa payı yüzde 60.
       * Çin'de piyasa araştırması yapılmasına halen engel olunmakta. Buna rağmen GALLUP'un yaptığı analizlere göre:
       - Marka önemli, fakat markaya bağımlılık yok
       - Şehirlerde oturanların yüzde 96'sı, köylerde yüzde 39'u renkli TV'ye sahip.
       - Yıllık gelir düzeyi 10 büyük şehir ortalaması 2670 dolar, köylerde 870 dolar olarak saptanmış.
       * Ortak yatırımlardaki kültür farklılıkları ve yabancı yöneticilerin pahalı hayat tarzlarından dolayı problemler yaşandığı söylendi ve işlerin çabuk gelişmesi için Çinli girişimcilere daha çok ağırlık verilmesi önerildi.


Koç Çin'de ne yapabilir?

       Koç Grubu'nun bugüne dek Çin'le ilişkileri daha çok satın alma üzerine olmuş. Zaten Türkiye - Çin ilişkisi de aynı yönde. Bengü'nun bundan sonrası için önerileri şöyle:
       "* Değişik bakanlıklarında temaslarımız olmalı. Özelleştirmeyi takip etmeli, lisansa bağlı işlerde şansımızı denemeliyiz.
       * İnternet üzerinde Çinli ortağı ile iş makinaları araştıran BEİJİNG RAM şirketimizi yeniden canlandırmalıyız. 1,2 milyar nüfuslu Çin'de şu anda 7 milyon kişi İnternet kullanıyor, daha sonraki yıllarda rakamın 100 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.
       * LPG dağıtımında potansiyel gözüküyor. Bu konuda çalışmaları başlattık.
       * Hükümetin Çinlileri ev sahibi yapma projesi var. Bunun yaratacağı talebe dönük mallarımızın ihracatı için çalışmalar yapabiliriz.
       * Çin'de kooperatif şeklinde çalışan mevcut dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine Hong Kong'lu bir ortakla teklif verebiliriz. Çin'de toptan ve perakende dağıtım, İç Ticaret Bakanlığı güdümlü olsa da Carrefour 18, Metro 4 hiper market açmış. Büyük kentlerde Bauhaus tipinde yapı malzemeleri mağazaları da açılmış. Bu gelişme ticaretin örgütlenmeye başladığını ve nihai tüketiciye ulaşıldığını gösteriyor."

Ansiklopediler de yenilenir

       10 - 15 yıl öncesine kadar zannederdim ki ansiklopedilerin yenilenmesi gerekmez. Onlar kütüphanemizde dururlar ve her zaman imdadımıza yetişirler.
       Oysa şimdi evimdeki ansiklopedilerin bir bölümü yetersiz kalıyor. Bu yetersizliğin uç örneği, sağlık ansiklopedileri! Bazı maddelerde bugün doğru olanla, ansiklopedide yazan taban tabana zıt.
       Dört bir yandan bilgi bombardımanı altında kaldığımız ve bilginin doğrusuyla eğrisini ayırdetmekte zorlandığımız şu dönemde hem güvenilir, hem de günceli de içeren bir referans kaynağına aslında çok ihtiyacımız var. İnternete girip her türlü bilgiye ulaşmak aynı şey değil. Ben, elimin altında, kütüphanemin bir kenarında derli toplu yeni bir ansiklopedi olsun isterim doğrusu.
       1993'te Milliyet'te yazmam için çağrı aldığımda, gazete okurlarına ansiklopedi veriyordu ve en çok satan gazeteydi.
       Milliyet şimdi yine iddialı bir ansiklopediyle çıkıyor okurlarının karşısına. Milliyet - Hachette işbirliğiyle hazırlanan Axis 2000'in, hem kısa ansiklopedik bilgi arayanları, hem de o maddelerden bazılarında derinleşmek isteyenleri tatmin edecek şekilde hazırlandığı ve "dördüncü kuşak" olduğu için de en güncel bilgilere ulaşmanın mümkün olduğu belirtiliyor.
       Örneğin bugün evlerimizin bir ansiklopedesinin AİDS maddesini açıp da dünyada kaç kişinin seropozitif olduğuna ya da kıtalara göre bildirilen AİDS'li sayısına ilişkin güncel bir bilgiye ulaşma olasılığınız hayli düşüktür. Ben ansiklopediyi görmedim, ama hazırlayan uzmanların anlattığına göre AXİS bu tür bir bakışla hazırlanmış.
       Yıllardır tabak - çanakla gazete satılmasına, ben kendi hesabıma çok alınıyordum. Konuşmacı olarak katıldığım tüketici seminerlerinde, izleyicilerden bu yönde gelen eleştirilere ise "bu bir arz - talep meselesi. Siz ilgi gösterip satın almasanız, o tabak - çanaklar verilir mi?" diyerek de sitemlerimi dile getiriyordum.
       Umarım yeni ansiklopedi, adına yaraşır şekilde bizi 2000'li yıllara taşıyacak düzeydedir ve umarım Milliyet, bu ansiklopediyle yine en çok satan gazete olur.

Özden'den yaşama dair

       "İnanmak biraz güvense, biraz da tembelliktir"
       Yukarıdaki cümle, Anayasa Mahkemesi eski başkanı Yekta Güngör Özden'in "Özlü Sözler - Sözde Sözler" adlı kitabını karıştırırken gözüme takılanlardan sadece biri. Özden bazı yakın dostlarının da yardımıyla geçmişteki konuşma, söyleşi ve yazılarından seçtiği cümleleri bir kitapta toplamış. İşte birkaç örnek:
       * "Adam olmaya" değil "adamı olmaya" bakanlar, adamlıktan söz edemezler.
       * Herkesi aldatabiliriz, kendimizi asla.
       * Kendi kusurunu başkasına yükleyerek sorumluluktan kurtulmaya çalışanlar, gerçek aptallardır.
       * Aydınların aymazlığı, en utandırıcı uyuyuştur.
       * Başkalarının istediği gibi değil, kendi istediğim gibi oldukça bağımsız ve özgürüm.
       * Kendimizi eleştirmeye alışsak, başkalarının eleştirmesine o kadar aldırmaz ve alınmayız.
       * Bakmanın değil görmenin önemli olduğunda hepimiz birleşiriz de değişik gördüğümüzde anlaşamayız. Bakış açılarımızın farklı olduğunu unuturuz.
       * İnanmak, biraz da aldanmaktır. Mutlak doğru, mutlak gerçek inanmayla değil kuşkuyla bulunur.
       * Kişiliğe, kavramlara, kural ve kurumlara zorda kalınca değer verenler, kendilerine değer verilmesi gerekmeyenlerdir.
       * Yüreğinize koymadığınızı usunuza koyamazsınız.
       * Yarınını düşünmeyenler gününü gün eder, fazla düşünenler de bugününü dün eder
       * Bir şeyin gizli kalmasını istemiyorsanız, gizli olduğunu söyleyerek anlatınız
       * Kendini yenebileni kimse yenemez.
       * Konuşması gerekenlerin sustuğu yerde susması gerekenler konuşur.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr