Metin Aktaşoğlu

Metin Aktaşoğlu

metin.aktasoglu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Türkiye'nin önde gelen müzisyenlerinden Alp Ersönmez, Çağrı Sertel ve Volkan Öktem'in bir araya geldiği ÜÇ adlı projenin kendi adını taşıyan ilk albümü 23 Ocak'ta yayınlandı. Çıktığı andan itibaren defalarca dönüp dönüp dinlediğim albüm biri 'interlude' olmak üzere toplam yedi parçadan oluşuyor ve yaklaşık 22 dakikada mest ediyor! Albümün detaylarına inmeden projenin nasıl doğduğuna değinmekte fayda var. Hatırlayacak olursak bas gitarist Alp Ersönmez ve piyanist Çağrı Sertel'in bir dijital platform için hazırladıkları İKİ isimli proje bu albümün de doğmasına sebep olmuş diyebiliriz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

ÜÇ – ÜÇ albüm incelemesi: Uçsuz bucaksız bir ferahlık | Kısaçalar #7

İkili bahse konu projede Türkiye'nin eşsiz güzellikteki koylarını dolaşan bir teknede çalıyor, biz de hayranlıkla izliyorduk. Tüyleri diken diken eden bir dinginliğin içinde şahane melodiler bulabileceğiniz bir projeydi İKİ. E tabii ki İKİ platformda kalmayacak, sahneye de taşınacaktı. Bir Bozcaada konserinde Volkan Öktem gruba katıldı ve İKİ, ÜÇ oldu. Üçlünün 22 Ocak'ta Dark Blue Notes'a verdikleri röportajda Alp Ersönmez'in dediği gibi “Volkan Öktem geldiğinde müzik değişiyor tabii.”

Bu değişim aslında ana fikri bozmayan bir değişim. Öktem'in kıymetli katılımı projeyi daha serbest ve gevşek bir formdan göreceli olarak daha nizami bir sahaya çekmiş görünüyor. Bozulmayan ana fikir ise kanımca şu: Açılış parçası olan Horizon'ı ele alırsak bizi o kadar geniş bir atmosfer bekliyor ki... Dinleyiciye o kadar geniş ve ferah bir alan açılıyor ki kendinizi adeta uçsuz bucaksız bir kanyonda buluyorsunuz. Kanyon örneğini verirken aslında aklıma çok çok severek dinlediğim davulcu Yussef Dayes'in “The Yussef Dayes Experience” projesi altında paylaştığı canlı performans videoları geldi.

Ağırlıklı olarak bas, davul ve klavyenin yön verdiği Levant'tan, Hindistan'tan, Latin Amerika'dan esinlenmekten geri durmayan bu tarzın hastasıyım! (Ayhan Sicimoğlu'na da selam olsun.) Öte yandan yer yer 70'lerin uzay boşluğunda süzülme hissi yaratan progresif rock esintilerini hissederken nedense Barış Manço'nun 2023-2024-2025 eserleri de zihnimin bir ucunda göz kırpıyordu. Bu noktada albümün çok çok iyi duyulduğunun da altını çizmem gerek. Mix koltuğunda Sabi Saltiel'i görünce rahatlıyor insan. Son dönemde özellikle Mabil Matiz'le olan çalışmalarından da hatırladığımız Saltiel, alanının tartışmasız en iyilerinden. Albümün kayıtları ise Volkan Öktem'in evindeki stüdyoda yapılmış.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Albümde altını çizmek istediğim bir diğer nokta ise üçlünün albümü şahane taşımaları. Tabii ki bunda Volkan Öktem, Çağrı Sertel ve Alp Ersönmez'in işin hem solo hem de eşlik noktasında kendi jenerasyonlarında dünyanın sayılı müzisyenlerinden olmalarının da payı büyük. Üç isim de solo kariyerlerinin yanında popüler ve önemli müzisyenlerin konserlerinde ve albümlerinde çalıyor. Bu albüm özelinde ise üçlünün birbirlerine açtıkları alanlar, cümlelerine katkıları, spot ışığını devredişlerindeki yumuşaklık hayranlık verici.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

EŞLİKLERLE BAMBAŞKA BİR YERE GİDEBİLECEK BİR PROJE

Naçizane Horizon, Harman ve Begonville albümde bir adım daha öne çıkardığım parçalar olurken Harman'a bir parantez açmak istiyorum. Parça başlayıp kendisini pek çok kez canlı dinlemiş olanların anımsayacağı “Çağrı Sertel'in uçuşa geçtiği o meşhur tonlar” duyulunca Harman'da nasıl bir şeyle karşılaşacağınızı az çok tahmin ediyorsunuz. Çok çok lezzetli. Aynı zamanda parça, ilk dakikası içinde, albüm turnesinde gruba bir trompet eklendiğinde neler olabileceğinin hayalini de kurduruyor. Bunu çok çok önemli görüyorum zira karşımızdaki albüm, kendi başına şahane bir albüm olmasının yanında “ÜÇ” projesinin birtakım eşliklerle nerelere gidebileceğini de gösteriyor. Yani olağanüstü bir baz da var aslında önümüzde; ki bunu çok enteresan buluyorum. Bunların yanında kapanış parçası An ise fikirlerin peş peşe yağdığı, yeni bir başlangıcın işareti gibi adeta.

Yukarıda da bahsettiğim röportajda Ersönmez samimiyetle “İnsanların dinleme sabırları çok azaldığı için albümlerde artık eskisi gibi uzun parçalar pek yer almıyor. Bu yüzden parçanın duygusunu eksiltmeyecek ancak dinleyiciyi de yormayacak bir uzunlukta olmasına dikkat ettik parçaların” diyor. Bu cümleleri okuduğumda aklıma Quartet Muartet'in efsanevi Dokuz Parça albümü geldi. Hala severek döne döne dinlediğim ve ÜÇ'ten Volkan Öktem ve Alp Ersönmez'in de yer aldığı grubun, 22 yaşına giren albümü adı üstünde dokuz parçadan oluşurken yaklaşık 73 dakika sürüyordu. Sürenin elbette ki nitelikle ilgisi yok ancak böylesi bir değişime tanıklık etmek de müzisyenlerin çağın üretim modellerine ayak uydurmaları da ilgi çekici.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Miles Davis, kendisinin ilk fusion albümü olarak nitelediği In A Silent Way, iki parçadan oluşurken 38 dakika sürüyordu. In A Silent Way'den bir yıl sonra 1970'te çıkan ve fusion'ın gerçek anlamda temelini atan albümlerden biri olan Bitches Brew ise 7 parçadan oluşuyor ve 94 dakika sürüyordu... “Alın bu bilgi ile ne yapıyorsanız yapın” demek gelmiş olabilir içimden ancak vurgulamak istediğim şey üretim kadar tüketimin de değiştiği ve değişmeye devam edeceği gerçeği.

Ezcümle bu özel albüm şimdiden yılın en iyi işlerinden biri olmaya aday. Albümün konserlerini ise çok çok merak ediyorum. Planım birkaç farklı konserlerini izlemek. Zira parçaların gidebileceği noktaların ucu bucağı yok. Fikirlerini içtenlikle merak ediyorum.

Çıkış tarihi: 23 Ocak 2026

8.6/10

Dikkat çekenler: Horizon, Harman, Begonville