Trump ve ‘Asrın Anlaşması’

Ortadoğu kaynamaya devam ediyor. “İran-ABD gerilimi sıcak bir çatışmaya dönüşür mü?” sorusu sıkça soruluyor. Irak’ta gösterilerin ardı arkası kesilmiyor. Ara sıra ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu bölgeye havan, roket saldırıları yapılıyor. Yemen’de çatışmalar sürüyor. Çatışmalar sürse de Afganistan gündemden düşmüş görünüyor. Suriye ise bildiğiniz gibi. Fırat’ın doğusunda çatışmalar, patlamalar meydana geliyor. İdlib’de Rusya desteğinde rejim askerleri ilerliyor. Yollara düşen siviller Türkiye sınırına doğru hareketlenmiş durumdalar. Bu arada Libya’da da olaylar sıcaklığını koruyor. Ateşkes umudu oldukça zayıf.

Belki dikkatinizi çekmiştir. Listede Ortadoğu’nun kadim Filistin-İsrail sorunu yok. Ancak gelişmelere bakacak olursak, çok yakında sorun yeniden listenin başına tırmanacak gibi görünüyor. Trump, özel temsilcisi damadının uzun zamandır üzerinde çalıştığı, Filistin-İsrail barışını hedefleyen “Yüzyılın Anlaşması’nın” detaylarını açıklayacak. Gerçi ara sıra anlaşmanın içeriğine dair dair bazı bilgiler medyaya sızdırılmış olsa da işin aslını yakında öğreneceğiz.

Filistin-İsrail sorununun temel anlaşmazlıkları şunlar: Kudüs’ün statüsü, siyasi sınırların belirlenmesi, işgal altındaki toprakların geleceği ve mültecilerin durumu gibi oldukça çetrefil konular. Damat Kushner’in yürüttüğü süreçte strateji, ekonomik yatırım ve gelişmenin barışı sağlayabileceği varsayımına dayanıyor.

ABD, AB ve başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı petrol zengini Arap ülkeleri 50 milyar dolar verecekler. Filistinlileri odağa alan ve komşularını da kapsayan plan böylesine büyük bir yatırımın işsizliği azaltacağı, sosyal ekonomik dönüşümü sağlayacağı varsayımına dayanıyor. Bu yaklaşımın Filistinliler için “refah”, İsrail için “güvenlik” sağlayacağı öngörülüyor. Ancak birçok gözlemci, Filistin kanadından politikacı, bu planın sonuç vermeyeceğini ileri sürmekteler.

Özellikle Kudüs’ün statüsünün değişmemesi, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim yerlerinin muhafazası Filistinlilerin kabul edemeyecekleri öncelikli konular olarak görülüyor. Öte yandan, sürecin psikolojik tarafı da önemli. Trump, İsrail tarafını Beyaz Saray’a davet ederken, Filistin tarafı planı “Yüzyılın Anlaşması” olarak değil, “Yüzyılın Şamarı” olarak tanımlıyor.

Arap Baharı sonrası gelişmeler İsrail’i hiç olmadığı kadar rahatlatmış görünüyor. Komşu Arap devletleri neredeyse çökmüş durumda. Bölgede devam eden mezhep ve iç savaşlar dikkatleri Filistin sorunundan farklı alanlara yöneltti. Bu arada İsrail, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE ile tarihte hiç olmadığı kadar iyi ilişkiler geliştirdi. İran ise kendi derdine düşmüş durumda.

Seçime giden, içeride sıkışmış Trump’ın dikkatleri dağıtacak, İsrail lobisini yanına alacak bir başarı hikâyesine ihtiyacının olduğu açık. “Yüzyılın Anlaşması”nın bunu sağlaması pek mümkün olmasa da, tartışılıyor olması bile işe yarayabilir. Kaldı ki böylesine derin ve karmaşık bir sorunun tek bir hamlede çözüme kavuşturulamayacağı herkesin bildiği bir husus.