Gayrimenkulde fiyat artışı sürecek mi?

22 Eylül 2021

 

Biliyorsunuz son 5 yılda İranlı vatandaşlar Türkiye’de yoğun şekilde gayrimenkul satın alıyor. Türk vatandaşlığı özellikle İranlılar için önemli. Avrupa ülkelerine rahat seyahat için  Türk vatandaşlığı bir köprü vazifesi görüyor. Bu nedenle yabancılar arasında en fazla İran vatandaşları bir değil bazen beş gayrimenkul satın alıyor, kira getirisi olan gayrimenkullere yatırım yapıyor.

 Peki yabancılar Türkiye’nin kara kaşı kara gözü için mi parasını ülkemize getiriyor? Tabi ki değil. Emlak yatırımı yapanlar, diğer yatırım araçlarına göre her zaman çok daha fazla kazanıyor. Risk yok, gelir ve artış garanti. Gayrimenkul, günlük ekonomik iniş-çıkışlarından en az etkilenen yatırım aracı olarak listenin en üstünde yer alıyor. Bu nedenle hem yerli hem yabancı yatırımcı bulduğu her fırsatta parasını gayrimenkulde değerlendiriyor.

Bu da başta Ankara olmak üzere İstanbul ve İzmir’i dünya metropolleriyle kıyaslayınca açık ara önde olmasını sağlıyor. Düşünsenize 2020’de gayrimenkul fiyat artışı yüzde 30’lara dayandı. İngiltere merkezli küresel gayrimenkul şirketi Knight Frank geçtiğimiz günlerde bir rapor yayınladı. Ev fiyatlarının küresel olarak 2020’de ortalama yüzde 5,6 arttığını görüyoruz.

Asya gayrimenkul pazarında Seul yüzde 22,3’lük konut fiyat artışıyla öne çıkarken Moskova’da konut fiyatları yüzde 21, St. Petersburg’da ise bu oran yüzde 25,4 oldu. Amerika’da Türklerin de büyük ilgi gösterdiği Miami’de fiyatlar yüzde 9,2, Boston’da yüzde 11,4, Washington’da yüzde 10,3, Los Angeles ve New York’ta yüzde 9,8 arttı.

Avrupa’nın büyük metropollerindeki artış Amerika ile kıyaslayınca daha geride kaldı. Paris’te yüzde 7,7, Berlin’de yüzde 4,5, Londra’da yüzde 4,3 artış yaşandı.

Fiyatların düştüğü kentler de oldu. Hindistan’ın en büyük dördüncü kenti Chennai ve Dubai’de ortalama yüzde 7,5 düşüş görüldü. Pandemi olmasaydı 2020 Mayıs’ında Dubai’de büyük bir gayrimenkul buluşması gerçekleşecekti. Birçok satıcı bu buluşmanın konut fiyatlarını yükselteceğini düşünürken Dubai sürpriz bir düşüşle yılı kapattı.

2020 yılı salgının tüm olumsuz koşullarına rağmen Türkiye’de gayrimenkul sektörü adına parlak bir yıl olarak tarihe geçti. Rakamlar da bunu doğruluyor. Peki, 2021 yılının son çeyreğinde konut fiyatlarındaki yükseliş sürecek mi? Bu sorunun cevabını herkes çok merak ediyor. Ama en çok da gayrimenkul almaya karar veren, parası istediği mülkü almaya yetmeyen, ‘belki bir miktar inerse kredisiz alabilirim’ diye düşünenler bu sorunun yanıtının peşindeler.

Yazının devamı...

Tadilatın mı var derdin var

9 Eylül 2021

 

Bir dönem özellikle İstanbul’da al-sat dairelerden çok para kazanan yatırımcılar oldu. Daireyi baştan sona yenileyen yatırımcılar her seferinde yeni mülklerin peşindeydi. Ne zaman ki kentsel dönüşüm hızlandı, yenilerin sayısı arttı, birçok alıcı içi tadilatlı da olsa eski binalar yerine yeni olanları tercih etti.

Bu tercih son yıllarda al-sat mülklerin satış hızını da yavaşlattı. Mevcut evlerini değiştirme imkânı olmayanlar da tadilatı bir çözüm olarak görüyor. Fakat etrafımızda dinlediğimiz hikayeler, bizzat yaşadıklarımız nedeniyle tam “Tadilatın mı var, derdin var” durumundayız.

Bazı firmalar tadilat işi yapıyor, bazıları da yapılan tadilatı yeniden tadil etmek konusunda  faaliyet gösteriyor. Yani mülk sahipleri yarım kalan işleri başka firma bulup tamamlatmak zorunda kalıyorlar.  

Peki, evini yenilemek isteyenler ne yapmalı? Hangi konulara dikkat etmeli?

Seçeceğiniz firma için referanslar çok önemli ama internet referansları yerine çevrenizden bizzat tavsiye almanız önemli. Ne istediğinizi tam olarak karşı tarafa anlatmalısınız. Ve firmanın da ne istediğinizi anladığını teyit etmelisiniz.

İşi garantiye almanın en önemli kısmı sözleşme kısmı. Birçok usta buna yanaşmıyor. Çünkü o anladığı kadarını hayata geçirip bir an önce yeni mülklerin işlerini alma derdinde. Bu nedenle neler yapılacağını bir tadilat sözleşmesi ile netleştirmenizde yarar var. Sonrasında bir ihtilaf durumunda resmi makamlarca geçerliliği olan, içerisinde yapılacak işin bütün detayları yazan, firma bilgileri olan, imzalı ve kaşeli tam bir resmi form işe yarar.

Yaşanan sorunlarda tarafları bağlayıcı kuralların olması gerekmektedir. Söz ile ifade edilen, anlaşma yapılan tutarlar zaman içerisinde “aslında ben böyle demiştim, yok bir yanlış anlama var” ile başlayan cümleler sadece konuyu çözümsüz hale getirir.

Yazının devamı...

Gayrimenkul alıcısı gökyüzünü bıraktı yeryüzüne indi

24 Ağustos 2021

 

Rezidanslar aslında otel odasının daha uzun süreler ile kiralanarak kullanılması fikrinden doğdu. Anavatanının Amerika olduğunu söyleyebiliriz. Erken yaşlarda ayrı yaşamaya veya iş dolayısıyla uzun konaklamalar yapan Amerikalılar için kendiliğinden türemiş bir konsept olan rezidanslar ülkemizde bir statü göstergesi olarak karşımıza çıktı. 

Bu yaşam stilinde eşyalarınızın yıkanmasından odanızın temizlenmesine, içki servisinden yemek servisine, baby sitter ve pet care hizmetine kadar lüks hizmetlerin hepsini alabildiğiniz bir paket çıkıyor karşımıza. Sonuçta; rezidans konseptinde, sizin adınıza hayatı daha kolay hale getirilmesi fikri hâkim. Rezidansları en çok sanat, spor, iş ve siyaset dünyası tercih etti.

Gel zaman git zaman gökyüzüne uzanan bu lüks rezidanslara olan ilgi daha çok yükselecek derken pandemi bu alandaki tercihleri de alt üst etti. Zamansızlıktan şikâyet edenlerin hayatını kolaylaştıran bu binaların sunduğu havuz, spor salonu, restoran, SPA hizmetleri pandemi sürecinde yasaklanınca rezidansları tercih edenler bir gerçekle yüzleşti. 20 katın üstündeki binalarda pencerelerini açamayan, temiz havayı direkt soluyamayanlar ayaklarını toprağa basacakları, balkonuna çıkacakları az katlı binalara göz kırptılar. Bir dönemin en çok tercih edilen konutları arasında yer alan, zenginlik ve prestij göstergesi yüksek katlı rezidansların pabucunun dama atıldığı da söylenebilir.  

Geçen yıl yaz aylarında başlayan doğaya dönme süreci son bir yılda fiyatları da alt üst etti. Müstakil evlere, yüzüne bakılmayan bahçe katlarına ve teraslı dubleks dairelere nur yağdı.

İmarlı arsalar fiyat artışına rağmen bir önceki yıla göre yüzde 30 daha fazla satıldı. Önceliği müstakil evlerden sonra arsalar aldı.

İmarlı arsa almaya maddi olarak gücü yetmeyenler tarlalara karavana benzeyen “Tiny House’ olarak bilinen mobil evlerden yapmak isteyince bu tip evler peynir ekmek gibi satmaya başladı. 200 m2’lik evlerde yaşamaya alışkın olanlar bile doğanın ortasında, izole olabilecekleri, maskesiz bir hayat için 30-40 metrekarelik alanlarda daha minimal bir yaşamı yadsımadılar. Dostlarını, arkadaşlarını da ikna edenler yeni yaşam sitelerini oluşturdular.  Böylece imarlı ya da imarsız arsalara talep patlaması yaşattılar.

Özellikle güneyde yaşama hayali kuranlar 

Yazının devamı...

Gayrimenkulde önyargısız pazarlık dönemi

3 Ağustos 2021

 

Bu kuralı sektöre adım attığım dönemde eğitimin üçüncü gününde öğrendim. Dünyada da sayılı gayrimenkul eğitimi veren eğitimcilerin başında gelen, bu işe başlamayı düşünenlerin onun tedrisatından geçmesi gerektiğine inandığım, etik değerleri yüksek bir eğitimcidir Barış Kılıçarslan. Temel eğitimi aldığınız kişinin bakış açısı bir işe başlarken çok önemlidir. Çünkü o temel sağlamsa üstüne koyduğunuz tuğlalardan bir kule dikmeniz mümkün olabiliyor. Barış Kılıçarslan eğitimde çiçeği burnunda gayrimenkul danışmanlarına şu hikayeyi anlatmıştı;

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla Harvard Üniversitesi rektörünün bürosundan içeri girer. Rektörün sekreteri, yıpranmış giysileri içindeki davetsiz misafirleri önlerini keserek durdurur.

Öyle ya, bu iki yaşlı taşralının Harvard gibi dünyanın en iyi üniversitesinin rektörüyle ne işleri olabilir ki? Yaşlı adam sekretere rektörü görmek istediklerini söyler.

Sekreter rektör adına bu talebi onlara ayıracak bir saniyesi bile olmadığını belirterek reddeder. Bu kez yaşlı kadın çekingen bir tavırla, bekleyebileceklerini mırıldanır.

Sekreter daha önceki tecrübelerinden yola çıkarak yaşlı çiftin nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerini düşünür. Sekreter masasına döner işini yapmaya devam eder. Saatler geçer, sekreter huzursuzlanır ama yaşlı çift pes etmez.

Sonunda sekreter dayanamayarak yerinden kalkıp “Sadece birkaç dakika görüşseniz. Yoksa gidecekleri yok” diyerek rektörü ikna etmeye çalışır. Genç rektör isteksiz bir biçimde kapıyı açıp kendisini bekleyen beklenmedik misafirlere göz ucuyla bakar. Taşralılardan, kaba saba köylülerden hoşlanmadığı için bu yaşlı çiftin ofisine kadar gelmeye cesaret etmelerine ayrıca sinirlenir. Yaşlı kadın rektörle karşılaşma fırsatını hemen değerlendirir.

Yaşlı kadın, Harvard’da okuyan tek oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybettiklerini, oğullarının Harvard’da çok mutlu olduğunu onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istediklerini dile getirir.

Yazının devamı...

Lüks konut alıcısının profili

23 Temmuz 2021

Son yıllarda Türkiye’de yükselen lüks konut ilgisi, bu konuda hizmet veren danışman sayısını artırırken, lüks konut alıcısının taleplerini karşılama konusunda müteahhitler, iç mimarlar, dekoratörler, lüks mobilya üreticileri yaptıkları işe her gün yeni bir özellik katarak müşteriyi daha özel hissettirmenin peşindeler. Lüks konutlarda ilgilenen kitlenin kimi villa, kimi çiftlik, kimi malikane, kimi ise yalıda oturmayı tercih ediyor. Lüks konut alıcılarını mercek altına alan uluslararası araştırma şirketlerinin yaptığı araştırmalarda lüks alıcılar için en önemli üç öncelik arasında müstakil ev yüzde 97,5 oranıyla birinci sırada yer alıyor. Lüks alıcıların yüzde 38’i evi taşınmaya hazır olarak görmek ve satın almak istiyor. Birçoğu da kendi zevki ve ihtiyaçları doğrultusunda mimarlarla çalışmayı tercih ediyor. İki yıldan daha uzun tadilatı süren, inşaat malzemelerinin önemli bölümü ithal olan, mobilyaları kişiye özel üretilen lüks konutlar var. Araştırmada mevcut evlerinden daha büyük ev arayanların oranı ise yüzde 28 civarında. Bu oran yaş aldıkça tam tersi işliyor. Daha sadeleşmeye ve küçülmeye giden ama manzara ve lokasyondan taviz vermeyen müşteri kitlesi de bu grubun içinde yer alıyor.

Varlık sahibi alıcılar kendilerine güvenlikli ve sağlıklı ortamının yanı sıra mahremiyet veren gayrimenkullere daha fazla para vermeyi göze alıyor. Yeni dönemde lüks evlere olan talebin artmasında pandemi sırasından tatile ya da alışverişe harcama yapmayan hane halkı tasarruflarının önceki yıllara göre artması ve bu tasarrufların lüks mülklere yönelmesinin de büyük payı var. Pandemide evden çalışma ve uzaktan eğitim, insanlara yalnızca tatil için değil, tatil köyü yaşam tarzının avantajlarından yararlanma esnekliğini de sağlamış oldu.

Son yıllarda satılan konutlardaki lüks-normal mülk oranı lüks konutların lehine artışı dikkat çekiyor. Bu sebeple lüks pazarın nabzını iyi tutmakta fayda var. Lüks konut alıcıları arasında çarpıcı farklılıklar olduğunu söyleyebilirim. Alıcının yaşı, zevkleri ve lüks kriterlerini belirleyen en önemli unsurların başında geliyor. Mesela orta yaş üstü lüks konut alıcıları evde konfor ve güvene önem verirken, gençlerin tercihi akıllı konutlar olabiliyor. Bu genç grup evlerini cep telefonlarından kontrol etmekten keyif alıyorlar. Eğer lüks konut alıcısı aile ise bölgedeki özel okulların, spor salonlarının nerede olduğuyla yakından ilgileniyor.  Birçok lüks konut alıcısı golf sahaları, tenis kulüplerine ya da doğanın içinde at binebilecekleri parkurlara yakın olmak istiyor. Alıcı müşterinin teknesi varsa marinaya yakın bir yerde oturmayı tercih ediyor.  Denizaşırı mülklere artan ilgiyle birlikte, lüks alıcılar daha çok açık hava yaşam tarzına, yüzme havuzları ve plajlara erişimi olan evlere de büyük ilgi gösteriyor.

Lüks konutlarda fiyatlar yükseldikçe seçicilik ve kriterler daha niş alanlara kayıyor. Kimi için mutfakta kullanılan tezgâhın rengi önemliyken bu gruptaki müşteri mutfak tezgahının markasına, antibakteriyel olup olmadığına, klozetlerin ısıtmalı olmasına, tüm elektrik ve ısıtma-soğutma sisteminin oda bazında açılıp kapatılma seçeneğinin varlığına önem veriyor.

Lüks konut satışında görsellik de çok önemli. Zaman herkes için çok değerli ama parası çok olan için daha değerli. Bu nedenle yüksek rakamlara satılan mülkleri önce fotoğraf ve videolar sattırıyor. Konutta bulunan havuz, kış bahçesi, şömine, ışıklandırma, manzara gibi ayrıntılar mülke değer katıyor.

Önümüze gelen rakamlar ve piyasa bize lüks segmentteki mülklerin önümüzdeki yıllarda oldukça hareketli bir dönem yaşamaya hazırlandığını söylüyor.

 

 

Yazının devamı...

Gayrimenkulde denklem çok basit; işte formülü…

29 Haziran 2021

Fakat gayrimenkulde yaşanan iniş çıkışlar birçok kişinin kafasını karıştırıyor. Aslında bu alanın kendi içinde basit bir denklemi var. Pazardaki durgunluğun, piyasadaki hareketliliğin ve dalgalanmaların temelinde bir matematik yatıyor. Bu yazıyı bitirdiğinizde bu basit denklemin nasıl çalıştığını da çözmüş olacaksınız.

Bir örnek üzerinden gidelim. Mesela son altı ayda kira fiyatlarındaki artışa çoğunluk bir anlam veremiyor. Kiralardaki fahiş fiyat artışını sadece ev sahiplerinin açgözlü olduğunu söyleyerek bambaşka bir platforma taşıyor olmak bizi olaylara yüzeysel bakmaktan öteye götürmez.

Oysa kira artışının çok önemli farklı sebepleri var. Bu sebepler bugünden yarına etkisini hemen piyasaya yansıtan sebepler de değil. Öncelikle üretilen konut sayısında üç yıl önceye göre ciddi bir azalma var. 2018 yılında 670 bin adet yeni konuta ruhsat alınırken 2019 yılında bu rakam 345 binlere kadar iniyor. İyi haber; 2020 yılında tekrar bir çıkış var. 520 bin konuda ruhsat alınıyor. Diyeceksiniz ki bu kadar yeni konut piyasa sürülürken nasıl arzda azalmadan söz edilebilir?

Bu arz herhangi bir Avrupa ülkesi için stok artışına sebep olabilir ama ülkemizde her yıl 700 bin veya 800 bin civarında yeni konuta ihtiyaç var. Bunun altında üretim olduğunda stoklar azalıyor. Stoklar azaldığı zaman fiyatlar yükselişe geçiyor.

Hatırlarsanız 2017 ile 2019 yılları arasında kiralarda ciddi bir düşüş söz konusuydu. O dönemde ev sahipleri mutsuzdu çünkü çıkan kiracının daha altında rakamlarla mülklerini kiralamak zorunda kalıyorlardı.  Oradaki düşüşün sebebi ise 2017 yılında konut sektöründe bir rekora imza atılmasıydı. 2017 yılında 1 milyon 350 bin adet konuta ruhsat verilmiş oldu. 2016’da da yine 1 milyon adete yakın yeni konut ruhsatı alındı. Düşünün iki yılda toplamda neredeyse 2.5 milyon yeni konut üretilmiş oldu.  Oysa ihtiyaç duyulan konut miktarı ortalama iki yılda 1.5 milyondu. İki yılda 800 binin üzerinde fazladan konut pazara çıkmış oldu. Arz fazla ama talep azlığı nedeniyle kiralar bazı lokasyonlarda yüzde 50’ye varan düşüşü gördü.

Bugün ise tablo tam tersine döndü. Son üç yılda yeni ruhsat sayısı talebin 300 bin altına düşünce doğal olarak kira fiyatlarında yükseliş başladı. Peki bu yükseliş nereye kadar devam edecek? Kira fiyatlarının freni patlamış kamyon gibi olduğunu söylemek yanlış olmaz nereye kadar çıkacağını ancak talep belirleyecek.

Pandemi döneminde müstakil konutları olan ilgi, ihtiyaçlar nedeniyle ev değiştirme ve depreme karşı bir önlem olarak yeni binalara geçme isteği kiralıklarda aşırı hareketliliğe yol açtı. Bu hareketliliğin içine üniversiteli gençleri ve tayin olanları henüz katmadık. Ağustos’ta üniversiteli gençler ev aramaya çıkınca talep daha artacak. Fiyatların tepe noktasının neresi olduğunu hiç kimse net olarak söyleyemez. Burada hızlı giden kamyonu durdurmanın tek yolu yeni konut üretimi sayısını arttırmak. Her yıl ortalama 750 binin üzerinde konut üretildiğinde kira fiyatları da bir dengeye kavuşmuş olacak. Herkesin kafasında iniş çıkışlarla ilgili denklemin nasıl olduğuna dair bir fikir oluşmuş oldu.

Yazının devamı...

Bermuda Şeytan Üçgeni: Satıcı-Kiracı-Alıcı

15 Haziran 2021

 

Tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; eğer evinizi yakın zamanda satma planları yapıyorsanız mülkünüzü kiraya vermeyin. Eğer kiracınız eski bir kiracı ise iyi bir diyalogla satışa yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Öncelikle mülkünüzü neden satışa çıkardığınızı kiracınıza iyi anlatın. Şimdi bazı mülk sahipleri “mal benim, değil mi” diye itiraz edebilir. Çok haklısınız ama unuttuğunuz bir nokta var; mülkünüzü kiraya verdiğiniz andan itibaren artık mülkünüzün bir ortağı var. “Ben istersem” ile başlayan her cümle sizi zorlar. Siz ne kadar isteseniz de kiracı istemiyorsa satış o kadar da kolay olmaz.

Nasıl mı? Bir kere bazı kiracılar mülkün satışını engellemek için çok çeşitli bahanelerle karşınıza çıkarlar. Mesela pandemi bu bahanelerin daha fazla öne sürülmesine vesile oldu. “Ailecek korona olduk” diyen birine “Yok biz yine de oturduğunuz konutu gezeceğiz” deme şansınız var mı?

Çoğu kiracı daireyi göstermez, randevu vermez, randevu verse de kapıyı açmaz, sizi kapıda bırakır. Alıcıyı içeri almışsa, mülke talip olan alıcılara arka arkaya problemleri sıralar. “Bu kadar sorunluysa siz neden oturmaya devam ediyorsunuz?” sorusuna yanıt vermezler ama o arada alıcının iştahı çoktan kapanmış olur.  

Bazı kiracılar konutu tahliye etmek için para talebinde bulunur. Aslında para talebini ben anlaşılır buluyorum. Düşünsenize ancak kirayı ödeyecek bir bütçeniz var. Aniden tahliye edilmek ekstra masraf demek. Daha yüksek kira bedeli dışında ekstra depozito, ekstra danışman hizmet bedeli, ekstra taşınma ücreti, ekstra tadilat masrafı demek. Bu konuda orta bir yol bulunabilir. Ama bu durumu bahane edip çok yüksek meblağlar talep edenlerin iyi niyetinden şüphe ediyorum.

Bermuda Şeytan Üçgenindeki en büyük çıkmazlardan biri de eski kiracılarla olan durumdur. Uzun yıllardır kiracı olanların kira bedelleri güncel rakamların çok altındadır. Konutu alacak olan kişi yatırımcı ise doğal olarak amortisman süresine bakıyor, satış rakamı güncel kira bedellerine göre yüksekte kalmışsa yatırımcı için cazibesini yitiriyor. Eski kiracıyı tahliye ederse yeni kiracı ile amortisman süresini tutturabilir. Ama kiracılar alıştıkları muhitten ayrılmak istemiyor, bakıyor ki aynı lokasyonda benzer özellikteki bir daireye bugün ödediğinin neredeyse iki katı kira ödeyecek, bu durumda direnme yoluna gidiyor. Kördüğüme dönen satış sürecinde en fazla yıpranan satışa aracılık eden gayrimenkul danışmanları oluyor. Satış biterse ringde en fazla dayak yiyen danışmandır.

Özetle kiracılı mülklerde mülkün gerçek sahibi kim diye soracak olursanız; hem kiracıdır, hem tapu sahibidir. Kim haklıdır derseniz; herkes kendince haklıdır.

Yazının devamı...

Yasakların bitmesi gayrimenkul sektörünü nasıl etkileyecek?

31 Mayıs 2021

Anlaşılan o ki 1 Haziran 2021 tarihinden itibaren yasaklar kalkacak artık hafta sonları da dışarı çıkabilecek, hafta içinde geç saatlere kadar dışarda olabileceğiz. Peki bu durum gayrimenkul sektörünü nasıl etkileyecek?

 Öncelikle hafta sonu yasakları, hafta içi çalışıp hafta sonu gayrimenkulleri görmek isteyen müşterileri olumsuz etkiledi. Çünkü birçok müşteri almak istedikleri gayrimenkulleri ya mesai saatinden sonra ya da hafta sonları görmek istiyordu. Erken saatte evlere kapanma ve cumartesi pazar dışarı çıkamama hepimizi olumsuz etkiledi.

 Her ne kadar konut satışlarında geçen seneye oranla bir düşüş olmasa da yasaklar daha fazla satışın önünü tıkamış oldu. Hatırlarsanız 2020’nin Haziran ve Temmuz ayları Cumhuriyet tarihinin konut kredi oranının 0,64’e inmesi nedeniyle en fazla konut satışının yapıldığı ve en fazla konut kredilerinin kullanıldığı özel bir dönem oldu. Bu yıl konut kredi oranları 1,40 seviyesinde. Bu oranlar evini krediyle almak isteyenlerin harekete geçmesini  engelleyen bir durum. Özetle bu yıl Haziran ve Temmuz aylarındaki konut satış istatistikleri eğer hükümet bir sürpriz yapıp konut kredilerinde geçen yılki gibi bir indirim yapmazsa ortalama aylık satış rakamları 90 bin, 100 bin bandında kalacaktır.

 Diğer taraftan yazlıklara ve müstakil evlere ilgi tam gaz devam ediyor. TÜİK son dönemde konut stokuyla ilgili bir bilgi paylaşımında bulunmadı. Eldeki verilerden yola çıkarak konut stokunun ciddi anlamda azaldığını söyleyebiliriz. Çünkü birçok müteahhit yeni inşaat ruhsatı almaktansa anlaşma yaptığı yerlerde cezalarını ödeyip inşaat yapmamayı tercih ediyor. Bu da yeni bina üretim sayısını azaltıp eldeki konut fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor.

 Önümüzdeki günler gayrimenkul açısından çok hareketli geçecek. Görünen o ki fiyatlardaki artış devam edecek ama nereye kadar? Bu sorunun yanıtını alıcıların istek ve talepleri belirleyecek. Eğer hükümet konut kredilerinde indirimin işaretini verirse konut fiyatlarındaki artış devam eder.

 Gayrimenkul almak için fırsat kollayan, ev alma planı yapan birçok kişi kredilerde düşüş olup olmayacağını soruyor. Bunun cevabını sadece hükümet verebilir. Bunu yaparlar mı diye soruyorsanız; bence yapmazlar. Çünkü konut satış rakamları yeterince tatmin edici.

 Satıcı olarak siz hala evinizin satılmadığından şikayetçi iseniz satış fiyatınızı bir kez daha gözden geçirin derim, satışın önündeki en büyük engelin yanlış fiyatlandırma olduğunu unutmayın.

Yazının devamı...