Tam damak protezleri implantlarla sabitlenebilir

13 Ağustos 2020

Tüm dişlerini kaybedip tam protez kullananların en büyük sorunu protezin yemek yerken veya konuşurken düşüyor olmasıdır. Çünkü dişlerin çekilmesi ile çene kemikleri zamanla erimeye başlar ve proteze destek olamazlar. Yeterli desteği olmayan protezler de ağız içinde stabil kalamazlar. Protezin hareket etmesini engellemek için ağız içi yapıştırıcılar vardır. Ancak bu yapıştırıcıları gün içinde belirli aralıklarla kullanmak gerekir. Çenelerinde yeterli kemik hacmi olmayan kişilerde implantlarla sabit diş yapılamasa bile büyük çoğunlukla köpek dişlerinin olduğu yere yapılan iki implanta protez bağlanabilmektedir. Prensip gömleklerimizdeki çıtçıtlar gibidir. Çıtçıtın bir parçası çene içindeki implanta diğeri proteze sabitlenir. Diş protezi halen takıp çıkarılan protezdir ancak kullanılırken çıtçıtlarla implantlara bağlandığı için eskisi gibi hareket etmezler. Burada iki avantaj kazanılır. İmplantlar çiğneme kuvvetlerini kemiğe ilettikleri için erimeyi yavaşlatır ve protezin ağız içinde hareketini çok azaltır. İşlem kolaydır ve sonrasında diş protezinin hareket etmeyeceğini bilmek özgüvenin yerine gelmesini sağlar. Sağlanabilmesi için çocuklarımızı erken çocukluk çağından itibaren diş hekimine götürmeliyiz.

ÇOCUKLAR DİŞ HEKİMİNE NE ZAMAN GİTMELİ?

Çocukluk çağındaki süt dişlerindeki çürükler ve çapraşıklıklar çıkacak daimî dişlerin sağlığını da doğrudan etkiler. Bu sebeple süt dişleri çıkınca temizliği anneler yardımıyla yapılmaya başlanmalı ve devamında diş fırçalama alışkanlığı çocuğa kazandırılmalıdır. Çocuk 3 yaşından sonra diş hekimine götürülebilir. Süt dişlerindeki problemlerin erken görülmesi ve tedavi edilmesi; bu dişlerin yerine çıkacak olan daimî dişlerin sağlıklı ve düzgün çıkmasına yardımcı olur. Çürük süt dişleri daha sürme aşamasında daimî dişleri çürütebilir. Erken teşhis ve tedavi ile daha az maliyetle ve emekle ağız sağlığı ve estetiği kazanılabilir. Diş çapraşıklığı tedavilerinde erken yaştaki muayene geç kalmış olma olasılığını önler. Diş çapraşıklıkları 2 sebeple olur. Bunlardan bir tanesi çene kemiklerinin darlığı ve yapısal bozukluklarıdır.  Özelikle bu tür problemler, büyüme ve gelişimin en hızlı olduğu ergenlik döneminden önce teşhis edilmelidir. Bu dönem çocuklarda 8-9 yaşlarına denk gelir. Büyüme gelişim dönemi bittikten sonra çene darlığı gibi problemler ancak çenelerin cerrahi ameliyatlarıyla düzeltilebilir. Bu sebeplerden dolayı çocuklarda diş tedavilerinin yaşını kaçırmamak önemlidir. Ağız ve diş sağlığının maliyetsiz ve kolay.

DİŞ KONTROLLERİ ÖNEMLİDİR

 Kabul etmek lazım ki hiçbirimiz bırakın düzenli diş hekimi kontrolüne gitmeyi isteyerek dahi diş hekimine gitmeyiz. Hatta diş hekimi ağrımız olmasa ya da dişsiz kalmasak uğranmayacak yerlerin başında gelir. Bunun birçok nedeni vardır aslında. Bu nedenlerin başında geçmişte kendimizin yaşadığı ya da çevremizden duyduğumuz kötü tecrübeler ve bu tecrübelerin bizde oluşturduğu korkular gelir. Diş hekimi korkusu hastayla hekim arasındaki iyi iletişimle aşılabilir. Bu sebeple yaklaşımı kendinize en uygun diş hekimini seçmek korkularınızdan kurtulmanızı ve klinikte kendinizi rahat hissetmenizi sağlar. Ayrıca her tedavide problemler oluşabilir ve istenmeyen bu durumların aşılması hekimle hasta arasında güven varsa çok kolaylaşır. Ayrıca iyi iletişim kuracağınız diş hekimi şimdiye kadar niye ağız sağlığınızla ilgilenmediğiniz ile ilgili sizi yargılamaz. Soruna ve bunun çözümüne odaklanır.  Diş hekimine gitmememizin bir diğer nedeni işten güçten kendimize zaman ayırmamamızdır. Aslında daha konforlu ve özgüvenli bir hayat için sağlıklı bir ağız ve güzel bir gülüş ne kadar önemlidir hepimiz biliriz. Kimi zaman yorgunluk kimi zaman da ihmal; spor, doktor kontrolleri gibi vücudumuza iyi bakmak için gerekli olanları yapmamıza engel olur. Bazen de yanlış bilmek tedavi ya da muayeneye gitmemize engel olur. Mesela dişleri temizletmek, dişlere zararlıdır diye bir inanış vardır. Aslında adı üzerinde yapılan işlem temizliktir. Temizlik nasıl zararlı olabilir ki. Diş eti kanamaları, hassasiyetler, ağız kokusu hep büyük sorunların erken habercileridir. İhmal edilmemeli ve kulaktan duyma bilgilere göre yaklaşılmamalıdır. Diğer bir husus ta diş tedavisi ücretlerinin yüksekliğidir. Her şeyi alırken fiyatını sorarız ve daha ucuza almaya çalışırız. Elbette ki sağlık hizmetleri için de bu geçerlidir. Burada iki unsur var. Birincisi koruyucu tedavilerin çok daha kısa zamanlı ve ekonomik olduğudur. Örneğin yapılacak rutin muayenelerle dişlerin çürümesi engellenebilir. Dişler çürüdüğünde dolgu yaptırmak maliyetlidir. Ancak çürük dişler ağrı yapmadığı için dolgu dahi yapılmadığında kaybedilir. Eksik dişlerin tamamlanması hem çok maliyetlidir hem de sonradan yapılacak dişler doğal dişlerin yerini tutmayacaktır. Diğer unsur her bütçeye uygun tedavi yerleri ve seçeneklerinin olmasıdır. Dolayısıyla bu seneklerden bütçemize uygun olanı araştırıp bulmak kişilerin sorumluluğudur. Sonuca gelecek olursak sağlık ağızda başlar ve ağız sağlığı ihmal edilmemelidir. Her sağlık sorunu gibi diş problemlerini de başlangıcında tedavi ettirirseniz maddi açıdan, zaman ve emek açısından daha az yıpranırsınız.

Yazının devamı...

AĞIZ KOKUSU HASTALIK HABERCİSİ OLABİLİR

30 Temmuz 2020

Ağız kokusu kötü ağız temizliğinden, yediğimiz yiyeceklerden veya içtiklerimizden, sigaradan, diş çürüklerinden ve bu gibi birçok sebepten kaynaklanabilir. Ağız kokusunun temelinde yatan neden ağız temizliğinin tam sağlanamaması ise dişlerin günlük temizliğini en iyi şekilde gerçekleştirmek; diş ipi ve gargara kullanmak gibi basit yöntemler işe yarayabilmektedir. Diş bakımının yanı sıra, dil üzerinde bulunan bakterileri temizlemek için dil temizleme fırçalarıyla gün içerisinde dilde biriken bakteriler de temizlenmelidir. Protez diş kullanıyorsanız, gece çıkarılmalı, diş fırçasıyla güzelce temizlemeli ve gece boyunca suda bekletmelisiniz. Ağız ve diş temizliği düzenli ve iyi yapılmasına rağmen ağız kokusu kaybolmuyorsa o zaman altta yatan diğer sebeplere bakılabilir. Bunlar sinüzit, böbrek rahatsızlıkları, şeker hastalığı, ülser ve reflü gibi sindirim sistemi hastalıkları, ağız mantarları ve daha birçokları olabilir. Bunlar başka belirtiler de gösterir. Örneğin, şeker hastalarının ağzındaki aseton kokusuna benzer koku ya da böbrek hastalıklarında ortaya çıkan amonyak benzeri ağız kokusu karakteristiktir. Bu sebeple, geçmeyen ağız kokunuz varsa mutlaka bir hekime başvurmalısınız.

İLTİHAPLI DİŞ ÇEKİLEBİLİR

Halk arasında hepimizin en azından bir kez duyduğu bir cümledir: “İltihaplı diş çekilmez”. Aslında bu tam olarak doğru değildir. Hekim uygun görüyorsa iltihaplı dişi çekebilir. İltihap çok büyük ve yumuşak bir şişlik oluşturmuş ise önce iltihap boşaltılır ve sonrasında diş çekilebilir. Bu sayede hem iltihaba sebep olan etken ortadan kalkmış olur hem de iltihabın temizlenebileceği bir alan elde edilir. Ancak hekimlerin iltihaplı dişi çekmek istememesinin bazı sebepleri vardır: İltihaplı dişin uyuşturulması oldukça zor bir işlemdir. Şişlik içindeki apse nedeniyle, yapılan uyuşturucu iğneler etkilerini tam gösteremez. Bu nedenle hasta az da olsa acı hissedebilir. İltihaplı dişin çekimindeki en büyük problem, dişin çekilirken kırılma riskidir. Şayet diş kırılırsa apse sebebiyle cerrahi müdahale zorlaşır. Uyuşma tam gerçekleşemeyeceğinden hasta için ağrılı, hekim için zor bir tedavi olabilir. Ayrıca akut iltihabın daha geniş bir alana bulaşma riski gelişir. İltihaplı dişin çekilip çekilmeyeceği kararı tecrübesi ve bilgisiyle koşulları değerlendirebilecek olan hekime bırakılmalıdır.

HANGİ DİŞ FIRÇASI BANA UYGUN?

Doğru bir ağız bakımı için olmazsa olmaz dişlerimizi her gün ve en az iki defa fırçalamaktır. Teknolojinin gelişmesiyle beraber hayatımıza giren elektrikli diş fırçalarının gerek kullanımı sırasında sağladığı rahatlık gerekse kişide oluşturduğu pozitif motivasyon tartışılmaz. Tabii buna bağlı olarak kullanım oranları arttı ve diş fırçalama alışkanlıklarımızı iyileştirmemize yardımcı oldular. Doğru kullanımda çokça faydaları olan elektrikli fırçaların, yapılan son araştırmalara göre, diş yüzeyindeki plağın temizlenmesinde daha etkili olduğu ve gingivitis adı verilen diş eti hastalığını azalttığını göstermektedir. Bunda elektrikli fırçanın titreşimle diş yüzeyindeki bakteri plağını temizlemesi de bir etkendir. Ancak klasik diş fırçalarında da gerekli özen ve süreye dikkat edilirse aynı temizlik elde edilebiliyor. Buradan anlaşılıyor ki elektrikli diş fırçalarının en büyük artısı, el yeteneği gelişmemiş veya el kabiliyeti kısıtlı kişilerde diş fırçalamayı kolaylaştırmasıdır. Ayrıca sağlıklı bireylerde de diş fırçalama süresini standardize ederek fırçalamayı daha etkin ve kolay hale getirmesidir.

Elektrikli diş fırçaları, tüm fırçalama hareketlerini sizin yerinize yapar. Böylece diş fırçasının aşınmasına yol açan sert fırçalama hareketlerinden kaçınılır. Aşırı sert ve bastırarak fırçalamayı engellemek için baskı sensörleri mevcuttur ama bu her model için geçerli değildir. Sensör olmayan şarjlı diş fırçasını çok bastırmak dişetlerinin zedelenmesine hatta diş etinin çekilmesine neden olabilir. Bu yüzden eski modelleri bile kullanacak olsak bu baskıyı yapmamaya özen göstermemiz gerekir.

Gelelim yıllardır dişlerimizi temizlememizde yardımcı olan manuel fırçalara. Uygun fiyatlı ve kolay ulaşılabilir olması klasik diş fırçalarının hâlâ hayatımızda olmasının en büyük sebebidir. Etkin ve sabırlı bir şekilde fırçalandığında tatmin edilen bir sonuç verdiğinden ve her bütçeye uygun olduğundan diş hekimleri tarafından önerilmektedir. Rutin diş muayenelerinde hastanın ağız hijyeninin iyi olduğunu görüldüğünde manuel fırçayla devam edebileceğini söylenmektedir. İster manuel ister şarjlı olsun, fırçasının en fazla üç ayda bir ya da fırçanın kılları dik ve güçlü durmamaya başladığı zaman değiştirilmesi gerekir. Dik ve güçlü durmayan kıllara sahip bir fırça dişlerinizi yeteri kadar temizleyemeyecektir. Diş fırçasını kullandıktan sonra kuruması için fırçanızı özel bir kapta dik bir konumda saklayın. Aynı kapta birden fazla fırça varsa, mikropların yayılmaması için fırçaları birbirinden ayrı tutun. Enfeksiyonlara neden olabilecek mikroorganizmaların oluşumunu tetikleyebileceği için diş fırçalarını hava almayan bir kapta saklamayın.

 

Yazının devamı...

Hastanelerdeki haklarımız

23 Temmuz 2020

Hastalarımızın insan haysiyetine yakışır şekilde sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesine imkân sağlamak için Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na bağlı kalınarak ülkemizde Hasta Hakları Yönetmeliği çıkarılmıştır. Bu demektir ki ülkemizde sağlık hizmeti alan herkes kanunen belirlenmiş haklara sahiptir. Bu yazımda okurlarımızın farkındalığını artırmak için tecrübeme dayanarak bu haklardan daha çok ihtiyaç duyabileceğimiz bir kısmını anlatmaya çalıştım.

Yönetmeliklerle belirlenmiş usullere uyulmak şartıyla, hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli ve doktoru serbestçe seçme, tedavisiyle ilgilenen doktoru değiştirme ve başka doktorların görüşlerini isteme hakkı vardır.

Yönetmeliklerle belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartıyla, hasta tedavi göreceği sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak, hastaneyi değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması gereklidir. Hayati tehlike bakımından da sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.

Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın özendirilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dâhil olmak üzere, tüm sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durumları veya farklılıkları dikkate alınamaz.

Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta kendi mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle yapılabilir. Hasta tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini isteyebilir. Ayrıca eğitim için bile olsa hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili olmayan kimselerin tıbbi müdahale sırasında bulunması hastanın iznine bağlıdır.

Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere, hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını isteme hakkına sahiptir.

Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi müdahaleye tabi tutulamaz. Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya engelli ise velisinden veya vasisinden izin alınır.

Herkes isteyerek gitmediği, bir çare için bulunduğu hastanelerde insani değerlere uygun olarak hizmet almak ister. Bu sebeple hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta hakları birimleri oluşturulmuştur. Hastalar bu birimlere başvurarak tedavileriyle ilgili istek ve şikâyetlerini dile getirebilirler.

Yazının devamı...

Çocuklarda diş lekelenmeleri

16 Temmuz 2020

Çocukların hem süt hem de daimi dişlerinin iç yapılarında veya dış yüzeylerinde renklenmeler görülebilir. Diş renklenmeleri çocukların sosyal yaşantısını ve psikolojisini kötü etkileyip özgüven kaybına yol açabilir. Görselliğin ön plana çıkması ve ebeveynlerin çocuklarına olan hassasiyetleri, günümüzde diş renklenmelerinin estetik tedavisinin önemini arttırmaktadır.

Dişlerin iç yapısında olan renklenmeler küçükken kullanılan tetrasiklin gibi antibiyotikler, demir ilaçları, çürük, içme suyunda bulunan fazla flor gibi etkenlerle olabilir. Dış yüzeyinde olan renklenmeler ise kötü ağız hijyeni, demir ilaçlarının kullanımı ve renk verici bakteriler nedeniyle olabilir. Renk verici bakteriler dişin mine yüzeyinde siyah, kahverengi, yeşil, turuncu, mavi gibi çeşitli renklenmeler görülmesine sebep olur.

Siyah renklenmeler çocukların dişlerinde dişeti kenarına paralel seyreden noktasal bir bant şeklinde görülür. Diş eti kenarındaki siyah bant şeklindeki bu lekelenmeler ülkemizde ilkokul çocuklarında yaklaşık beş çocuktan birinde görülmektedir. Tükürüğün temizleme etkisinden daha az yararlanan üst çenedeki dişlerin ön yüzeyinde çok gözlenen bu lekelenmeler, ilginçtir ki ağız bakımı daha iyi ve çürüğü az çocuklarda daha çok görülürler. Siyah renk lekelenmeler bakterilerin ürettiği kimyasalların ağız sıvılarındaki demirle birleşmesi sonucu olur. Gri-kahverengi görülen lekelenmeler ise erkek çocuklarda iki kat fazla görülür. Bunlar süt dişlerinin sürmesi sırasında kalan doku artıklarında yine renk verici bakterilerin üremesi sonucu olur. Renk veren farklı bakterilerin ağız içindeki maddelerle birleşmesi sonucu, bakterinin türüne göre dişleri siyahtan sarıya çok farklı renklerde boyarlar. Dişlerin yüzey lekelenmelerini yapan bakteriler bulaşıcı olduğu için çocuklar aynı çatal, kaşığı kullanmamalıdır ve ağız hijyenlerine dikkat edilmelidir. Dişin yüzeyinde oluşan renklenmelerin diş hekiminde tedavisi ise diş temizliğidir ve basittir. Dişlerin içlerinde oluşan renklenmeler de dışarıdan görülebilir. Diş çürüğü buna bir örnektir.

Diş çürükleri kötü ağız hijyeni sonucu oluşur. Özellikle gece yatarken verilen biberonlarda sütün içinde bal, bisküvi gibi gıdaların olması dişlerin hızlı bir şekilde çürümesine sebep olur. Süt dişlerindeki çürükler daimi dişlere de bulaşarak onları çürütür. Bu yüzden çürüğe bağlı görülen siyah-gri lekelenmelerin estetik değil öncelikle sağlık problemi olduğu dikkatten kaçmamalıdır.

Yazının devamı...

Diş hekimi mi olsam?

9 Temmuz 2020

Üniversite sınavından sonra okul seçme zamanının gelmesiyle birçok öğrenci diş hekimliği okumayı istemektedir. Tercih öncesi yapılan üniversite gezileri ve internet elbette iyi bir fikir vermektedir. Ancak diş hekimliğini bir de ben size kendi bakış açımla anlatmak istiyorum. Hem Sağlık Bakanlığı’nda hem özel işletmemde hem de üniversitede çalışmış bir diş hekimi olarak size bir fikir vereceğime eminim.
Empati gerekir

Diş hekimliği, basitçe tanımlamak gerekirse, zor, eğlenceli ve itibarlı bir meslektir. Bu meslekte özellikle kendi özel kliniğinizdeyseniz iyi bir doktor, iyi bir işletmeci, iyi bir mühendis, iyi bir sanatçı ve iyi bir psikolog olmalısınız. Sağlıkla ilgili her meslek gibi diş hekimliği de insanla uğraşmayı gerektirir. Bu yüzden insanı ve özellikle hastanızı iyi anlamalısınız. İletişim yönünüzün kuvvetli olması gerekir. Tabii ki insanları anlamak empati yapabilmeyi de gerektirir. Empati insanların bazen nasıl acılarla kliniğinize geldiğini anlamanıza ve tepkilerine anlam vermenize yardımcı olur.
3 boyutlu düşünme

Hastaya memnun olacağı dişleri yapabilmeniz için üç boyutlu düşünme yeteneğinizin olması gerekir. İşe başlarken sonucunda nasıl olacağını büyük oranda bilmelisiniz. Ortaya çıkacak sonucun hastanızın istediğiyle aynı olduğundan da emin olmalısınız. Maalesef, 3 boyutlu düşünme, adı üstünde, bir yetenektir. Çalışılarak biraz gelişebilir ancak az da olsa sahip olmalısınız. Kendinizi aynı zamanda takım çalışmasına uygun olup olmadığınız konusunda da değerlendirmelisiniz. Bu önemlidir.
İyi bir ekip olmalı

Aslında diş hekimi ne kadar iyi olursa olsun, iyi bir teknisyeni, hemşiresi ve resepsiyonisti olmadan başarılı olamaz. Diş hekimi iyi takım arkadaşlarına sahip olmalı ve onlara iyi liderlik edebilmelidir. Hastanız sizden aldığı hizmet kadar kliniğinizdeki hizmet ve temizlikten de memnun olmalıdır. Ayrıca teknisyeniniz sizin işlerinizde farkı oluşturacaktır.

Yazının devamı...

İmplantımı nerede yaptırmalıyım?

2 Temmuz 2020

Özellikle yurt dışında yaşayan Türklerin izin dönemlerinin gelmesiyle bu soru sıkça sorulur oldu. Çünkü Avrupa’daki tedavi maliyetlerine katlanmak istemeyen insanlar ülkemizin sağlık alanındaki başarısını da göz önüne alarak tedavisini ülkemizde yaptırmak istemektedir. Ancak internet üzerinden, iyi araştırmadan tedavi merkezi tercihi yapıldığında birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Sorunların başında implant tedavileri sırasında çıkan problemlerin çözülmesinde yetersiz kalınması veya hastanın yeni maliyetlere katlanmak zorunda kalması sayılabilir. Aslında implant tedavileri yüksek maliyetli, tedavi süreleri uzun ve kompleks tedaviler olduğundan hastalar işini şansa bırakmak istemez. Fakat işin detaylarını bilmediklerinden nelere dikkat edeceklerini bilemezler.
Risk her zaman var

Daha önce yakınlarını tedavi etmiş doktorlar varsa ve önceden yapılan işler görülmüşse bu hastaya bir fikir verebilir. İşler biraz daha kolaydır. Referansı olmayanlar ise tedavi olacakları yeri seçerken birtakım noktalara dikkat etmelidir. İmplant tedavileri cerrahi işlemlerdir ve sorun çıkma riski her zaman vardır. Bunu bilmek ve tedaviye başlamadan önce kabullenmek gerekir. Doktorun tecrübesi bu sorunların iyi yönetilmesini sağlar. Bu sebeple, doktorun tecrübesi hakkında bilgi edinmek önemlidir. Bu tecrübe doktorun eğitimi, aldığı kurslar ve yaptığı implant sayısıyla doğru orantılıdır. Ayrıca hastanın tüm dişleri gibi çok sayıda implant yapılacaksa ya da çene kemiklerinde yeterli hacim yoksa birkaç doktorla konuşması faydalı olacaktır. Hastaya genelde doktorların tedavi yaklaşımı farklı olduğundan birkaç tedavi şekli sunulacaktır. Burada doktorun neden tavsiye ettiği tedaviyi seçtiğini, tedavinin avantajlarını ve dezavantajlarını iyi anlamanız önemlidir. Ayrıca, bu konuşmalar güven hissedebileceğiniz kişiyi anlamanıza da faydalı olur. Önemli olan bir diğer konu da kliniğin temizliği ve sterilizasyonuna verilen önemdir. Her zaman şunu savunurum; düşen bir dolgunun ya da kırılan bir porselenin telafisi olur ancak kapılan bir virüsün ya da mikrobun mazereti olmaz. Klinikteki teknoloji, tedavi sırasında sizin ve doktorun işinizi kolaylaştıracak ve tedavideki hata şansını düşürecektir. Diğer konu implant ve üstüne yapılacak dişlerin marka ve türünün seçilmesidir. Yapılacak implant uzun yıllardır kullanılan, kendini ispatlamış ve doktorun sistemine alışık olduğu bir marka olmalıdır. İmplant kemik içine takılan bir vidadan ve bu vidaya takılan parçalardan oluşur. Bu yüzden implantı getiren firmanın servisi de implant kadar iyi olmalıdır. Kendini ispatlamış implant markalarından birini seçerken doktorunuz bunu dikkate alacaktır ve bunu size açıklamasında sakınca yoktur.



Yazının devamı...

LAMİNA PORSELENLER HAKKINDA HER ŞEY

25 Haziran 2020

Lamina dişler estetik kaygı sebebiyle ön dişlerdeki renk değişiklikleri ve şekil bozuklukları gibi beğenilmeyen görüntülerin düzeltilmesi için yapılır. Dişlerin tam olarak kesilmesine alternatif olan koruyucu bir yaklaşımdır. Günümüzde estetik kaygıların da artmasıyla gülüşünden memnun olmayan, dişlerindeki renk veya şekil bozukluğu sebebiyle çekinerek gülümseyen ve özgüveni azalan birçok hastaya lamina porselenler uygulanmaktadır. Bu sebeple, lamina dişler geçtiğimiz yıllar içerisinde gelişerek estetik diş hekimliğinin en popüler uygulamalarından biri olmuştur. Lamina dişleri kompozit materyal uygulamasıyla klinikte doğrudan yapılan kompozit laminalar ve ölçü sonrasında laboratuvarda üretilerek uygulanan porselen laminalar olarak ikiye ayırabiliriz.

Porselen lamina dişler az miktarda diş aşındırması gerektirir ve ince yapıları sebebiyle yaprak porselen olarak da anılırlar. Renklerinin değişmemesi, çok güzel estetik sağlamaları ve çok az diş aşındırması yapılması gibi özellikleri sebebiyle tercih edilirler.

Lamina diş yaptırmak ne kadar sürer?

Lamina diş yaptırmak genelde dört randevu sürmektedir. Birinci randevuda hasta beklentilerini anlatır ve hastadan bir ölçü alınır. Laboratuvarda hastadan alınan ölçü üzerine bu beklentilere uygun dişler yapılır. Silikon bir anahtarla ikinci randevuda hastanın doğal dişleri üzerine silikon anahtarla geçici laminalar aktarılır. Bu randevuda geçici dişler üzerinde her şey tekrar değerlendirilir. Dişlerin aşındırmaları yapılır ve gerçek ölçü alınır. Üçüncü randevuda laboratuvardan gelen porselen lamina dişlerin provaları yapılır. Gerekliyse bazı düzenlemeler yapılarak dördüncü randevuda dişler yapıştırılır. Toplamda bu süre 5-10 gün kadar sürebilir.

Lamina porselen dişler için uygun hasta mısınız?

Lamina dişler estetik amaçlıdır. Diş eksikliklerinin tamamlanması için uygulanmaz. Ayrıca çok diş sıkan, gıcırdatan kişilerde de uygulanmazlar. Diş etleri sağlıksız kişilerde öncelikle diş etlerinin tedavi edilmesi gerekmektedir. Dişlerinden kırılma gibi sebeplerle büyük kısmını kaybeden bireyler için uygun bir tedavi yöntemi değildir. Lamina dişler dişin minesine yapıştırılır; dolayısıyla mine seviyesinden fazla madde kaybı varsa dişlere uygulanamazlar. Bu sebeple kaplama yapılması için dişleri daha önceden kesilen bireylerde de uygun değildir. Ayrıca çene ilişkileri ve dişlerin kapanışı da lamina porselen uygulanmasında etkilidir. Tüm bunların değerlendirilmesi muayene olduğunuz diş hekimi tarafından yapılacaktır.

Lamina dişlerin ömrü ne kadardır?

Yazının devamı...