Trichorrhexis nodosa nedir?

4 Haziran 2020

Saç kurutma ve ve şekillendirme için kullanılan termal araçlar saç düzleştiriciler ve saç kurutma makineleridir. Isı, saçta hasara neden olan bir fiziksel etkendir. Kimyasal bir işlem olsun ya da olmasın termal düzleştirme saç telini hasarlar. Saç yüksek sıcağa maruz kaldığında ki bu uzun süren güneş ışığı da olabilir saçın protein yapısındaki korteks kısmı (dış kısım) mikro fibrillerleri denature olur ve saçın kuvvet ve elastisitesi gibi mekanik özellikleri değişir. Düz ütü şeklindeki seramik ütüler ve saç maşaları şeklinde düzleştiriciler, saç kurutma makinelerinden daha fazla zarar verirler. Bu cihazlarda sıcaklık 5 dakika içinde 175-215 dereceye kadar yükselir ve bu ısı saçta hasar yapmak için yeterli bir miktardır. Oluşan hasar, kişinin saç tipine/yapısına, işlemin ne sıklıkla yapıldığına, eş zamanlı yapılan diğer saç bakım işlemlerine ve ısı miktarına bağlıdır (ısının 175 °C dereceyi aşmaması önerilir). Bu araçların fazla kullanılması “trichorrhexis nodosa” denilen bir hasara neden olur. Normalde saç kılı içinde hava boşlukları vardır. Yüksek sıcaklıklarda bu hava boşluklarında buharlaşma ve genleşme meydana gelerek saç yapısında düğüm şeklinde genişlemelere ve adeta patlamalara neden olabilir. Saç kılı içindeki genişlemiş hava kabarcıklarıyla adeta bir sünger halini alır, kolaylıkla kırılır ve cansız bir hal alır. Aslında halk arasında saçların yanması olarak tarif edilen bir saç bozunumudur.

Yazının devamı...

Saç Boyarken Dikkat

26 Mayıs 2020

Etki sürelerine ve derinliğine (penetrasyon) bağlı olarak saç boyası kozmetikleri kendi içinde ağartıcılar, kalıcı boyalar, yarı kalıcı boyalar ve geçici boyalar olarak sınıflandırılabilirler. Tek seferlik uygulamada saçların bu ürünlerden zarar görmesi beklenen bir durum değil; fakat çok defa boya uygulamasına, işlemin ağır kimyasallarla yapılmasına bağlı olarak saça zarar verebilir. Saça en çok zarar veren işlem, renk açılması yada ağartma işlemidir. 2 tür ağartıcı var: Birincisi oksijenli su (hidrojen peroksit ) içerenler ki daha fazla bunlar kullanılıyor ve ikinci olarak da çinko formaldehit sulfoksilat içerenler. Hidrojen peroksit içeren ağartıcılarda yüksek PH (10) derecelerinde etken ajan saçın korteksi içinde bulunan melanin pigmenti ile reaksiyona girerek saçı daha açık renge dönüştürür. Ağartıcılar uygun kullanımda iyi tolere edilen ürünlerdir. Fakat 6-8 hafta aralıklarla veya daha sık uygulamalarda, saç uçlarında hasara bağlı protein kaybı, deride kontakt dermatit ve allerjiye neden olabilir.

Kalıcı saç boyaları piyasada en fazla tercih edilen ürünler. Saç boyalarında değişen oranlarda, % 3-6 civarında hidrojen peroksit ve boya maddesi (p-Phenylenediamine/PPD ya da aminofenoller) bulunur. Boya maddesinin saçın telinin içine, korteksine girebilmesi için PH‘sı yüksek (10 civarı) olmalıdır; bunun için boya ürünlerinde amonyum veya etonolaminler kullanılır. Hidrojen peroksit, saç teli içindeki boya maddesi olan melanini hem oksitler hem de boya öncül molekülleriyle eşleştirerek saç korteksinde yeni renkli moleküller oluşturur. Kalıcı saç boyaları uygulandıktan sonra saç rengi şampuanla kolayca çıkarılamaz, yüksek ısıya ve ışığa dayanıklıdır. Bu ürünlerin kullanımından kaynaklanan saç hasarı aslında boya maddesinin kendisine bağlı değildir. Daha çok içeriğindeki alkali bileşenlerinin saç telinde şişmeye neden olması ve saçın dış kabuğunda (kütikül) hasar oluşturmasına ve protein kaybına bağlıdır. Zararı minimize etmek için önerilen, kullanılan kalıcı boyanın orijinal saçtan çok daha açık veya koyu renkte olmaması, mümkün olduğunca saçın orjinal rengine yakın olmasıdır.

Yarı kalıcı boyalar amontum ve etanolamin içermediklerinden ve daha düşük konsantrasyonda hidrojen peroksit (%2) içerdiklerinden tabii ki kalıcı boyalarla kıyas edildiğinde saça daha az zarar verirler. Saç boyalarında bulunan oksijenli su (hidrojen peroksit) içeriği çok kritik. Hidrojen peroksit içeriği azaldıkça ürünün saç teline girişi oranı da azalır ve boya saçtan daha hızlı temizlenir ..Örneğin %2 hidrojen peroksit içeriren yarı kalıcı saç boyaları, 12-14 yıkamaya dek dayanıklı iken; hidrojen peroksit miktarı azaldığında, bu sayı 6-10 yıkamaya düşer ve hiç hidrojen peroksit içermeyen saç boyaları ise geçici boyalardır ve 1-2 yıkamada boya saçtan temizlenebilir. Geçici boyalar daha ziyade orijinal saçlardaki kırlaşmayı azaltmak, grileşmeyi örtmek, istenmeyen tonları azaltmak için kullanılırlar. Bu geçici boyalar piyasada şampuan veya krem şeklinde bulunurlar ve ıslak, yeni şampuanlamış saçlara uygulanıp sonrasında durulanarak kullanılırlar.

Kalıcı boyalar saç teli dış yapısını, kütikül tabakasını hasara uğratarak saçın su geçirgenliğini artırır, yüksek derecede protein kaybı ve yıkıcı hasara neden olur.

Kalıcı saç boyalarında hidrojen peroksit oranı %3-%6 arasındadır. Saç hasarını azaltmak için %2 hidrojen peroksit içeren yarı kalıcı saç boyaları kullanılmalı ve saç proteinlerine zarar veren ağartıcılardan uzak durulmalıdır.

Yazının devamı...

Brezilya keratin bakımı

17 Mayıs 2020

Brezilya saç bakımları, saçları düzleştirmek ve daha ışıltılı hale getirmek için kullanılan; yapısında formaldehit ve hidrolize keratin içeren bir bakım türü. Her türlü saça (düzleştirme yapılmış, ağartılmış, boyanmış, örgü ve uzatma işlemleriyle zarar görmüş saçlara) uygulanabilir. Ancak uygun olmayan kullanımda saçlarınıza ve cildinize ciddi zarar verebilir.

2000 li yılların başında popüler hale gelmiştir. Ürün saça uygulandıktan sonra içeriğindeki aldehit ajanı, bakım ürünü içindeki hidrolize keratin ve saç keratini arasında kimyasal bağ oluşturur. Ürün içindeki formaldehit, alerji, solunum güçlüğü, solunum sisteminde irritasyon, sedef hastalığına benzer deri reaksiyonları (aşırı pullanma, kızarıklık vs ) yapabilir; yüksek seviyelerde kanserojenik etkisi olabilir. İşlem sırasında fön makinesi ya da maşalarla saçın ısıtılması keratin bağı kuvvetlendirir. Hidrolize keratinin saça diffüz ederek keratin boşlukları doldurur ve saçı daha güçlü hale getirerek 3 ay devam eden bir düzleşme sağlar. Isıl işlemin uzun süre uygulanması saçta kırılmalara neden olur, kırılganlığı artırır. Özellikle doğal kıvırcık saça sahip kişilerde saçın düzleşmesi için daha fazla keratin kros kimyasal bağlar gerektiği için bu tür düzleştirici uygulamalar kıvırcık saçlarda kırılganlığı daha da artırabiliyor.

Yazının devamı...

Kimyasal saç düzleştiricileri

28 Nisan 2020

Kimyasal gevşeticilerle saçlar kalıcı olarak düzleştirilebilir. Burada kullanılan maddenin saça göre daha alkali olması (ki saçın PH sı 4.5-5.5 arasıdır, yani nötr gibidir) saç gövdesinde şişmeye neden olan reksiyonları başlatır. Kütikülü oluşturan keratinosit kabukları kaldırarak kimyasalın saç iç kısmı olan endokütiküle, kortex ve keratine geçişini sağlar. Reaksiyonlar sonucunda saçtaki moleküler bağlar kırılır ve yeni oluşan sülfit bağla saç yapısında remodelling/ yeniden modellenme meydana gelir. Saç proteinlerindeki bu denaturasyon (bozunma), sıcak ütüleme yapmadan saçın gevşemesini ve daha esnek olmasını sağlar. Sodyum hidroksit (kül suyu) kullanılan gevşeticilerde PH 12-14 arasıdır ve yaklaşık 20 dakikada etki ettiklerinden kuaförlerin en çok tercih ettiği kozmetik maddelerdendir. Lityum hidroksit, potasyum hidroksit, veya guanidin hidroksit kullanılan düzşleştiriciler PH 9-11 arası olup daha yumuşak bir kimyasal etkiye sahiptir ve nazik ciltler için uygundur. Ammonyum tioglikolat içeren gevşeticilerin PH miktarı 10 civarındadır, saç yapısındaki keratinin-sistin bağlarını yıkar. Saçta düzleştirici etkisi için ilk önce sıcak ütüleme ile saç muamele edilir ve ardından kimyasal reaksiyonla yıkılan di sülfit bağlarını istenilen şekil içinde yeniden onarabilmek için oksijenli su kullanımına gerek duyarlar. Biz buna Japon saç düzleştirme diyoruz (termal şekillendirme).

Kimyasal gevşeticiler saç telinin kimyasını bozarak saçı zayıflatır, kopma kuvvetini düşürür ve saç kırılmalarına, kuru/kaba saça, kuru deriye, renk değişikliğine, deride yanmaya, saç kaybına, hatta tırnak hasarına neden olur (bakınız kuaförlerin tırnakları). Bu ürünlerin saç ağartıcılarla birlikte kullanılmaları hasarı daha da artırır ve kötü hale getirir. Bu yüzden saç düzleştirici işlemler sık yaptırılmamalıdır.

Yazının devamı...

Saç kozmetikleri: Şampuan

27 Nisan 2020

En çok ve yaygın kullanılan saç kozmetikleri şampuanlardır. Bir şampuan deride oluşan sebumu, ekrin ve apokrin ter bezleri salgılarını, fungal elemanları, deri kalıntılarını (korneal deskuamasyon), jöle, briantin gibi şekillendiricileri ve çevresel kiri temizlemek amaçlı olarak kullanılır. Temel amacı saçı güzelleştirmek ve hijyen sağlamaktır.

Eğer şampuanda yüksek derecede deterjan varsa saç teli dış kütikül katmanını soyarak saçı daha kıvırcık, mat ve açılması zor hale getirir. Bazı şampuanlar kontakt dermatit yapabilir. İçlerinde bulunan genel allerjen maddeler şunlardır: cocamidopropyl betaine, methylchloroisothiazolinone, formaldehyde salan koruyucular, propylene glycol, Vitamin E (tocopherol), parabenler ve benzophenone.

Şampuanların en önemli bileşenlerinden birisi yüzey aktif maddelerdir (sürfaktanlar). Bunlar su ve kir arasında yüzey gerilimini azaltarak kirin, saç ve deriden kolayca uzaklaştırılmasını sağlar. Sürfaktanlar 4 gruba ayrılırlar: Anyonik, katyonik, amfoterik ve nonionik. Bildiğimiz sabun, anyonik bir deterjandır. Saçlar sabunla yıkandığında alkali bir kalıntı olan kalsiyum tuzları deri ve saç diplerinde çökerek matlaşmaya, kırılmaya; deri ve mukoz membranlarda (ağız içi, göz kapağı iç kısmı vb) tahrişe neden olur.

Yeni anyonik yüzey aktif maddeleri (alkil sülfatlar, alkil eter sülfatlar) böyle bir etki yaratmazlar. Amonyum Lauril Sülfat (ALS), sodyum lauret sülfat (SLS) , sodyum laurel sarkosinat, sodyum myreth sulfat, sodium pareth sulfat, sodium lauril eter sulfate (SLES) gibi anyonik yüzey aktif maddeler ise saçta kıvrılma ve sürtünmeye bağlı aşınmalara neden olur

Katyonik yüzey aktif maddeler (benzalkonyum ve alkilpiridinyum ionlarının klorid ve bromidleri gibi) ise yumuşatıcı maddelerdir.

Şampuan alırken içinde SLES, SLS, paraben ve silikon olmayan ürünleri tercih etmemiz (biraz az köpürmesine neden olsa da) sağlıklı bir temizlik yapacağımızı garanti eder.

Yazının devamı...

Manuel Punch Versus Micromotor

7 Mayıs 2019

Saç alımı sırasında el (manuel) pançlarının kullanımının saça daha az zarar verdiği, mikro motorun ise deriyi yaktığı, grefti kestiği, ekstra zarar verdiği gibi bazı söylemlerle karşılaştım. Ama acaba bunlar doğru söylemler mi? Bu iki aletin bir birine bir üstünlüğü var mı?

Manuel panç saç ekiminin yanı sıra, diş hekimliği, dermatoloji ve diğer bazı uzmanlıklarda sıklıkla kullanılan kalem benzeri bir alettir. Bu aletin ucunda değişik kalınlık ve boyutlarda keskin kenarlı borucuklar vardır ve deriyi silindirik olarak derinlemesine kesmekte kullanılırlar. Bu alet kullanılırken, doktor tarafından el yordamıyla döndürülerek saç kökleri etrafındaki cilt, silindirik şekilde kesilir. Daha sonra da manuel punç yöntemiyle gevşetilen saç kökleri greft topayıcı pensetlerle (bir tür cımbız benzeri alet) tek tek toplanır.

Mikromotor’lu FUE tekniğinde ise, değişik genişlikte olan panç uçları, dönme devrine sahip olan hava motorlarına takılan bir ara parça (piyasemen) sayesinde hızlıca döndürülmektedir. Hızla dönen bu keskin panç uçları saç kökleri çevresinde yine silindirik, derinlemesine kesiler oluşturulur. Böylece saç kökü, etrafındaki dokudan gevşetilerek rahat bir şekilde ve zarar görmeden toplanabilir. Mikromotor yönteminde de saç kökleri greft topayıcı pensetlerle yine aynı şekilde tek tek toplanır.

FUE yöntemiyle yapılan saç ekimi operasyonlarında manuel-punç ve mikromotor uygulamalarının seçimi, saç kalitesine, sıklığına, rengine, kalınlığına vs bağlı değildir; tamamen doktorun alışkanlıklarına ve tercihlerine bağlıdır. Yani yiğidin yoğurt yiyişidir. Her iki aletin kullanımı saç alım kalitesini ve verimini etkilemez. Yani her iki aletin birbirlerine üstünlüğü olmasa da mikromotor kullanımı, saç köklerinin alım süresini kısaltır ve daha verimli bir operasyon yapılmasına yol açar.

Yazının devamı...

Kalemle Saç Ekimi Nedir ?

11 Nisan 2019

Kalem (Choi İmplanter) tekniği, DHI (direct hair implantation) veya Stick and place (del ve yerleştir) diye de anılan ve uzun zamandır kullanılan bir teknik bana hastalarım tarafından sık sık, hocam bu teknikle daha sık saç ekimi yapılıyormuş, daha az zarar veriyormuş, doğru mudur diye sorulur. Bu teknikte, greftler elle değil de kalem benzeri bir aletin içindeki ince bir boru içine ucundan yerleştirilir ve keskin boru şeklindeki ucuyla deri delindikten sonra bu boru içine yerleştirilen greft, kanala doğru kalemin arkasına basılarak itilir, yerleştirilir. Bu tekniğin zararları bence şunlar: Gelişigüzel ve planlama yapılamadan saç ekimi gerçekleştirildiğinden bazı yerler sık bazı alanlar seyrek kalabilir; kalemin daima hazır olması için pek çok elemana ihtiyaç vardır ve bu da operasyon yerinde hijyeni bozar, kaos getirir. Bu teknik ya da herhangi başka bir teknikle, gereğinden daha sık saç ekimi yapılamaz, yapılmamalı çünkü buna uğraşmak ve deride çok sık kanal açmak deri kanlanmasını bozar ve deri yapısını bozabilir.

DHI Saç Ekimi (Direct Hair Implant) tekniği ,Organik saç ekimi (yağ enjeksiyonlu), Perkütan saç ekimi, Altın Uçlu Saç Ekimi , mikro FUE, IceGraft, safir uçlusaç ekimi vb gibi sosyal medyada yer alan teknikler sadece insanların gözlerini boyamak ve onları yanıltmak için kullanılan laf salatalarıdır . Dünyada kabul gören teknikler sadece 2 tanedir ve bu safsata, uydurma tekniklerin hepsi de bizzat FUE tekniğidir.

DHI saç ekimi, perkütan saç ekimi, altın uçlu saç ekimi, Ice graft vs vs bunların tümü FUE tekniği olup birbirinden farklı ya da üstün teknikler değildir. Sadece ticari olarak ürünü öne çıkarmaya çalışan değişik isimler kullanılmakta. Bir saç ekimini diğerlerine üstün kılan, plastik cerrahın saç köklerini zarar vermeden çıkarması, greftlerin en seri şekilde, sık ve saç çıkışına doğal uygun olarak ekilmesidir. Tekniğin adı değiştiğinde sonuç değişmez.

Saygılarımla

Yazının devamı...

Vertex Saç Ekimi Tutmaz mı?

7 Ocak 2019

Sevgili dostlar,

Hastalarımız bize sorarlar hocam tepe bölgesine yapılan saç ekimi acaba iyi tutar mı, tepeye yapılan ekimler kendini belli etmiyor, acaba neden vs diye.

Tepe kısmı, yani erkeklerde arkada, tam da saçların döner noktasından başlayan kelliğe yapılan saç ekimleri özellikle biz cerrahları zorlar. Çünkü kafa derisinde bu alan dik plandadır ve özellikle arkadan çıplak gözle kolaylıkla farkedilmeye, görülmeye aday bir bölgedir. Bu alana saçlı deride “billboard” bölgesi diyebiliriz: bir ilan sergilenirmişçesine açıklık çok bariz belli olur. Buranın tek seansta yeterince kapatılması ve tatminkar sonuç alınabilmesi bazı nedenlerle biraz daha zor.

Vertex alanında saç kıllarının gül yaprağı, rüzgar gülü gibi açan bir çiçek gibi etrafa yayılmasından dolayı, greftlerin de böyle ekim yapılmaları gerekli. Bu nedenle görsel bir yoğunluk sağlamak gerçekten zor. Oysaki ön tarafta, birbiri ardına saklanan ve açıklığı daha kolay kamufle eden saç köklerinde görsel bir yoğunluk sağlamak daha kolay. Tepe kısmı genellikle (ve tabii olarak) bir daire şeklinde açılmakta ve yüzey alanı pi X yarı çapın karesi olduğundan örtücü efekt için daha fazla grefte ihtiyaç duyulmakta.

Son olarak tepe kısmı, ön tarafa göre göreceli olarak daha az kan damarına sahip ve beslenmesi daha zor bir alan. Bu nedenle saç ekimi sonucu oluşan fire de ön kısımlara göre daha fazla ve yeni çıkan saç kökü sayısı az olabiliyor. Bu yüzden, grade 4-7 norwood açıklığı olan, yani geniş alanlarda dökülmeleri olan hastalarımıza (özellikle tepe açıklığı da genişse) önden arkaya doğru tek seanslık bir saç ekimi planlandığında, tepe ekimlerinin doyurucu olamayabileceği ve ileride 2. kez saç ekimi yapılmaları gerekebileceği (ya da revizyona ihtiyaç olabileceği) önceden belirtilmeli .

Tepe bölgesinde saç çıkışı, ön taraflara göre biraz daha gecikebilir ve 3,5-4 ayı bulabilir.

Ben özellikle tepe ekimlerinde saç ekimi sonucunu destekleyen ve “yeni ekilen fidana can suyu, gübre” vermek gibi düşünülebilecek, destek tedavilerini hastalarıma öneriyorum. Bu tedavilerin başında PRP gelmekte.Trombositler yoğunlaştırılmış olarak saç ekim yerlerine enjekte edildiğinde iyileşme ve saç köklerindeki beslenmede artış görülüyor, böylece greftlerin canlılık oranı artmakta ve daha çabuk çıkmaları sağlanmakta.

Son olarak saç ekimi sonrası alınacak sonucun mükemmelliğinin ve kapatıcılık oranının, nerede, hangi alanda olursa olsun, sizin kendi saç yapınızın (deri ve saç rengi arasındaki renk/ton farklılığı ya da uyumu; saç telinin ince ya da kalın olması, saç telinin düz ya da kıvırcık olması gibi ) özelliklerine bağlı olduğu unutmamalı.

Yazının devamı...