Hamilelikte Saç Boyanır mı?

30 Kasım 2019

Kadınlar için birçok psikolojik değişimlerin yaşandığı bir süreç olan hamilelik döneminde anne adayları kendisini iyi hissettiren alışkanlıklarına devam etmek istiyor. Bunlardan biri de saç boyası. Anne adaylarının en merak ettiği konulardan biri de hamilelik döneminde saç boyatma işleminin nasıl olacağıdır.

Gebelikte ve emzirirken uygulanan saç boyalarının bebek üzerinde herhangi bir doğumsal sakatlık yaptığına dair bir kanıt bulunmasa da, saç boyama sırasında az miktarda kimyasal madde vücutta emilir. Bu kimyasal maddenin ne kadar vücut tarafından emildiği ve fetüse ne kadar zarar verdiği belli değildir. Kafa derisine uygulanan herhangi bir maddenin, deriden geçerek vücuda girme miktarı sınırlı olduğu için fetüse geçecek miktar da çok az olacaktır.

İlk 3 Ay Boyanmaz

Gebeliğin ilk üç ayında bebeğin organları oluşmaya başlar ve bu nedenle hamileliğin ilk üç ayında saç boyalarından ve diğer kimyasal maddelerden kaçınmak hem anne hem de bebek için faydalı olacaktır. Beyazlarınızı gizlemek veya dip boya yaptırmak istiyorsanız, gebeliğin ilk üç ayından sonra bitkisel saç boyalarını tercih edebilirsiniz.

Kimyasallara maruz kalmayı en aza indirgemek için doğrudan doğruya kafa derinize veya cildinize uygulanmayan ombre, röfle veya gölge gibi saç boyama işlemlerini tercih edebilirsiniz. Bu boyama işlemlerini seçerken de amonyak veya ağartıcı içermeyen yarı kalıcı bir saç boyası kullanabilirsiniz.

Yarı Kalıcı Boyalar Deneyin!

Yarı kalıcı bir saç rengi uzun süre dayanmaz ancak kimyasallara ve toksinlere maruz kalmanızı azaltabilir. Bir diğer güvenli seçenekler bitkisel saç boyaları veya kınadır. Bitkisel saç boyası; içerisinde başta amonyak ve peroksid olmak üzere kimyasal madde içermeyen, kına, çivit, yaban mersini, mavi kantaron, papatya, çay, soğan kabuğu veya hatmi çiçeği gibi bitkilerden elde edilen saç boyalarıdır.

Yazının devamı...

İntralipid Serum Tedavisi

29 Kasım 2019

Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftler için en başarılı tedavi yöntemi ancak nadiren de olsa bazen başarılı sonuçlar elde edilemiyor. Başarısız tüp bebek tedavilerinin sebepleri değişse de annenin bağışıklık sitemi de bu tedaviyi olumsuz yönde etkileyebiliyor. Kısaca, vücudun bebeği rahat bir şekilde kabul etmesi için bağışıklık siteminin güçlü ve dengeli olması gerekiyor. Serum tedavisi tam da bu noktada devreye giriyor ve anne adayında embriyonun tutunmasını engelleyen bağışıklık sitemine etki ediyor ve rahim içi dengeleme sağlıyor.

İntralipit Serum Desteğini Kimlere Öneriyoruz?

İntralipid serum desteğini; bağışıklığı güçlü olmayan hastalara, ileri yaşlarda çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara, çok sayıda düşük yapmış kadınlara ve tüp bebek tedavisinden sonuç alamayan hastalara öneriyoruz. Özellikle bağışıklık sitemi zayıf olan, başarısız tüp bebek tedavisi yaşayan çiftler için oldukça yararlı ve fiyat olarak da uygun olan bu tedavi yöntemi, sağlıklı doğum gerçekleştirme oranını %80 ile %90 arasında olumlu yönde etkilediğini söylemek mümkündür.

İntralipid Serum Yöntemi Nasıl Uygulanır?

İntralipid serum gliserin, soya fasülyesi yağı, yumurta fosfolipidlerinden oluşan bir yağ emülsiyonundan meydana gelmektedir. Standart tüp bebek tedavisi uygulanan hastanın ilk gününde serum tedavisine de başlanır ve belirlenen aralıklarla bebeğin kalp atışının duyulduğu yani 5 ve 8. haftaya kadar devam edilir. Serumun yan etkileri yok denecek kadar az olsa da şunu da belirtmek isterim, serumun içinde soya ve yumurta olduğu için bu iki maddeye alerjisi olan hastalarda maalesef bu tedavi uygulanmaz.

Yazının devamı...

Genetik Tanı Testi Nedir?

13 Kasım 2019

Genetik inceleme yöntemiyle embriyoya genetik tanı yapılarak 38 - 42 yaş arası hastalarda yaş faktörünün etkisi ortadan kalkabilir. Böylece gebelik başarısı 35 yaş altı tüp bebek başarısı ile aynı seviyeye gelebilir.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), embriyo transferi öncesi embriyolardan hücre örneği alınarak gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu işlemde elde edilen embriyolarda yapılan genetik incelemelerle, doğacak bebekteki sayısal ve yapısal kromozom bozuklukları, talasemi ve kistik fibroz gibi tek gen hastalıkları belirlenmektedir.

Sağlıklı Embriyolar

Embriyoların genetik testi yapılarak, anne adaylarına yalnızca genetik yapısı sağlıklı olan embriyoların transferi yapılır böylece anormal gebelik oluşumu önlenir ve sağlıklı bebek doğumları sağlanır. Tüp bebek tedavisinde gerçekleştirilen genetik uygulamalar sayesinde, çoğul gebelik ihtimali, düşük riski ve gebeliğin tıbben sonlandırılma ihtiyacı azalmaktadır.

PGT ile tüp bebek uygulanmasıyla başarı şansı artmaktadır. Bebeğin sağlıklı olmasının yanı sıra gebeliğin kendisi de daha başarılı geçmektedir. PGT embriyolarınıza, size ve bebeğinize zarar vermeyen bir testtir.

Kimlere PGT Uygulanmalıdır?

PGT için çiftlerde bazı özel koşulların mevcut olması gerekmektedir. Cerrahi girişim gerektirmeyen, sadece anne adayından alınan kan örneği ile test yapılmaktadır. Özellikle ailesinde genetik hastalıklara sahip olanlar bu konuda daha dikkatli davranmalıdır.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT);

Yazının devamı...

10 Soruda Tüp Bebek Tedavisi

31 Ekim 2019

Çiftlere rehberlik etmesi için tüp bebek tedavisinde en çok merak edilen 10 soruyu derleyip yanıt verdim.

Tüp Bebek Tedavisinde Kadın ve Erkeğin Yaşı Önemli midir?

35 yaşından genç olan kadınlarda gebe kalma ihtimali daha yüksektir. Kadınlarda yumurtalık rezervi 35 yaşından sonra azalmaya başlar. 37 yaştan sonra yumurtalık havuzundaki kayıp hızı belirginleşmektedir. İlerleyen yaşla beraber kadınlarda yumurta kalitesinde de bozulma gözlenmekte; bu da gebe kalmayı ve sağlıklı çocuk sahibi olma şansını azaltmaktadır. Erkeklerin ise sperm üretimi ömürleri boyunca devam eder ancak yaş ilerledikçe sperm kalitesinde düşüş görülmektedir. Dolayısıyla kadın ve erkelerde yaş faktörü önemli olmakla beraber gelişen yeni tedavi yöntemleri ile çiftlerin yaşları çocuk sahibi olmasına engel değildir.

En Fazla Kaç Kere Tüp Bebek Tedavisi Denenebilir?

Tüp bebek tedavisi uygulama sayısında herhangi bir sınırlama yoktur. Bazı çiftler birkaç denemenin ardından çocuk sahibi olabiliyorken bazı çiftlerde ilk denemelerinde başarılı olmaktadır. 4.deneme sonrası %80 oranında gebelik elde etme şansı vardır.

Tüp Bebek Tedavisi Öncesi Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir?

Tüp bebek tedavisine başlayan çiftlerin beslenme ve kilo konusuna dikkat etmesi gerekmektedir. Beslenmeye dikkat etmek tüp bebek tedavisi sürecini olumlu etkiler. Tedaviye başlamadan 2 – 3 ay önce sigara ve alkol tüketimine son verip, sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır. Sebze, süt ürünleri, yumurta, balık, bakliyatlar, meyve, kuruyemiş ve kuru meyveler tüketilmeye dikkat edilmelidir.

Yazının devamı...

Hamilelikte Mevsim Geçişi

2 Ekim 2019

Mevsim geçişleri hamileleri nasıl etkiler? Mevsim geçişlerin anne adayları neler yapmalıdır?

Mevsim değişiklikleri vücutta birçok değişimi beraberinde getirmektedir. Anne adaylarında bu değişimler daha belirgin bir şekilde kendini gösterir. Diğer bireylere göre mevsim geçişlerinde artan yorgunluk hissi hamilelerde iki kat daha fazla yoğun yaşanmaktadır. Yorgunluğun önlenmesinde yeteri kadar su içmenin önemi büyüktür. Anne adaylarının gebelik süresince su ihtiyaçlarını yeteri kadar karşılaması gerekir.

Yoğun gebelik hormonlarının etkisi altında olan anne adayı kendisini normalden daha fazla halsiz, sinirli ve isteksiz hissedebilir. Mevsim değişikliği ile beraber gebelikte vücut su tutar, bağırsak hareketleri yavaşlar, el ve ayaklarda şişlikler olabilir. Bununla birlikte kansızlık, tiroid hormonu eksikliği gibi hastalıklar varsa bu süreç daha zorlayıcı olabilir.

Dengeli Beslenmeye Özen Gösterin

Sonbaharda gittikçe azalan sıcaklıklardan dolayı anne adaylarının dengeli beslenmesi, olası enfeksiyonlara karşı kendisini koruma altına alması önemlidir. Bu dönemde enfeksiyon bulaşma riskine karşı havalandırılmamış ortamlardan uzak durmak oldukça faydalı olacaktır. Bulunulan yerlerin iyice havalandırılması, ellerin sık sık yıkanmasına dikkat edilmelidir.

Gebeliğin ilk 3 aylık döneminden sonrası kış aylarına denk gelen gebeler grip aşısı olarak gripten korunabilir. Grip aşısı anne adayını gripten korur ve bebeğe herhangi bir zarar vermez. Bu dönemde grip olan gebelerin doktor tavsiyesi olmadan antibiyotik veya ilaç almaması önerilir.

Sonbahar ve kış mevsiminde gebelik geçiren anne adaylarının özellikle beslenmelerine dikkat etmesi gerekir. Bol miktarda demir içeren sebzeleri; lahana, brokoli, ıspanak ve pırasa tüketmeleri önerilir. Bu sebzeler içerdikleri bol miktardaki demir sayesinde direnci artırır, kabızlığı engeller. Anne adayı bol miktarda C vitamini meyveler tüketerek bağışıklık sistemini güçlendirmeyi ihmal etmemelidir.

Yazının devamı...

Gebelik Döneminde Tansiyon

2 Ekim 2019

Gebelik döneminde tansiyon değerleri değişir mi? Yüksek tansiyon sorunu olan anneler neler yapmalıdır?

Hamilelik döneminiz boyunca tansiyonunuzu dengede tutmak için düzenli doktor kontrolüne gitmeli, kan basıncınızı kontrol ettirmeyi ihmal etmemelisiniz. Hamilelik hormonu olan progesteron damar duvarında bulunan kaslarda gevşemeye neden olur ve bu yüzden birinci ve ikinci trimesterde kan basıncı düşük olabilmektedir.

Düşük Tansiyon Sorunları

Hamileliğin ilk 3 ayında genelde tansiyon düşük seviyelerdedir. Tansiyon düşmesine bağlı olarak gözlerin kararması, baş dönmesi, halsizlik ve baygınlık hissi görülür. Ciddi sağlık sorununa neden olmayan tansiyon düşüklüğü kolay tedavi edilmektedir.

Göz kararmasıyla birlikte bayılma ve düşmeye bağlı yaralanmalar ani tansiyon düşüklüğünün en önemli riskidir. Anne adaylarından beklenen baygınlık hissi geldiğinde oturmak ya da sol yana dönük uzanarak kalbe giden kan akımını artırmaktır. Bunun yanı sıra anne adayları ilk aylarda rahat giysiler giymeli, uzun süre ayakta durmamalı ve ani hareketlerden kaçınmalıdır. 14. haftadan sonra vücutta artan kan miktarı ile tansiyon düşüklüğü de geçecektir.

Yüksek Tansiyona Dikkat

Türkiye’de her 10 hamileden 1’inde ya da 2’sinde yüksek tansiyon görülür. Normal şartlarda da önemli bir sağlık sorunu olan yüksek tansiyon gebelik döneminde ciddi sonuçlara neden olabilir. Farklı problemleri de beraberinde getirecek olan yüksek tansiyon “preeklampsi” adı verilen rahatsızlığın da kaynağını oluşturur. Preeklempsi, gebeliğin 20. haftasından sonra tansiyonun 140/90 mmHg üzerinde seyretmesi ve idrarda protein çıkması ile kendini gösterir. Tedavi edilmediği durumlarda anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye atabilir.

Bebek bilindiği gibi besin ve oksijen takviyesini anneden alır. Kan basıncı yüksek olduğunda plasentaya yetersiz kan akışı olur bu da bebeğin ihtiyacı olan oksijeni ve besini alamaması anlamına gelir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi yavaşlar.

Yazının devamı...

Çikolata Kisti Nedir?

2 Ekim 2019

Gebe kalmanın önündeki engellerden biri olarak kabul edilen Çikolata Kisti nedir? Tedavi edilebilir mi?

Çikolata kisti dünyada yaklaşık 300 milyon civarı kadında görülmektedir. Bu sayının ülkemizde 2,4 milyon olduğu ön görülmektedir. Kistin içindeki sıvının çikolatayı andırması nedeniyle ‘çikolata kisti’ olarak anılmaktadır.

Çikolata kistinin oluşumuna etki eden faktörler kesin olarak henüz bilinememektedir. Hastalığın oluşumuna yönelik çeşitli teoriler bulunmaktadır. Rahim içindeki dokunun fallop tüpleri yardımıyla karın içine taşınması en çok dikkat çeken teoridir.

Risk Grupları

25-34 yaş grubu arasında sıkça görülen çikolata kisti, kadınların yaklaşık yüzde 10’unu etkilemektedir. Birinci dereceden yakınında çikolata kisti bulunan kadınlar diğer kadınlara oranla daha fazla risk altındadır. Hastalığın gelişmesinde ve oluşmasında genetik yatkınlık önemlidir.

Çikolata kistlerinin bazı tiplerinde kanserleşme ve büyüme eğilimi nedeni ile cerrahi müdahale gerektiği durumlar olabilmektedir. Bu gibi cerrahi müdahalelerde ameliyat sonrası olası yumurtalık hasarına karşı, yumurta toplama ve dondurma işlemi önerilmektedir.

Kısırlık Nedeni Olabilir mi?

Çocuk sahibi olamayan kadınlarda %17 oranında çikolata kisti bulunmaktadır. Karın boşluğunda inflamasyon oluşturması, tüp ve yumurtalıklarda yapışıklıklara yol açması nedeniyle rahim iç duvarının gebeliğe uygunluğunu bozmakta ve yumurtalık rezervinin azalmasına dolayısıyla kısırlığa yol açmaktadır. İki yumurtalığında da çikolata kisti bulunan kadınlar çocuk sahibi olma arzularını ertelememelidirler.

Yazının devamı...