Diş Telleriyle Fırçalama

28 Kasım 2019

Ortodontik tedaviye aday bir hasta için olmazsa olmaz üç şey vardır; biri tedavi kontrollerinin düzenli takibi, diğeri asitli içeceklerin içilmemesi, sonuncusu düzgün diş bakımıdır. Esas olanın diş sağlığı olduğunu, ortodontinin ya da sıralamanın ikinci planda önemli olduğunu değerlendirirsek, hekimliğin en temel ‘öncelikle zarar verme’ ilkesinden de hareketle bunların arasında en önemli maddenin diş bakımı olduğu muhakkaktır.

En önemli olmakla beraber ortodontik tedavi sırasında en sık karşılaşılan problemlerden birisi yeterince etkili ve düzgün fırçalama yapılamamasıdır.Bu durum ortodonti hastalarında çürük ve diş eti iltihabı riskini artırmaktadır.

Braketlerin yapısı gereği girinti ve çıkıntılara sahip olması, plak birikimi için ağız içerisinde çok sayıda uygun yüzey oluşmasına sebep olur. Bundan dolayı ortodontik tedavi gören bir hastanın normal bir fırçalamaya göre farklı ekipmanlara sahip olması ve teknik olarak daha farklı davranması gerekir.

Sahip olunması gereken ekipmanlardan en önemlisi olan fırçanın braketlerin tüm yüzeylerine ulaşmayı kolaylaştıracak özellikte olması, değişik markaların mevcut ortodontik fırça modellerinden biri olması şarttır, bununla beraber diş fırçasından çok küçük bir resim fırçasını andıran şekliyle ara yüz fırçaları da tedavi sırasında temizlik için yardımcı temizlik elemanı olarak değerlendirilmelidir. Kullanılacak olan macununsa florür içeriğiyle dişleri dış etkilere karşı korur olmasına dikkat edilmelidir, bununla beraber kullanılacak olan bir gargaranın veya ağız çalkalama suyunun da mekanik temizliğe ek kimyasal olarak diş minesi üzerindeki asit dengesini korumaya yardımcı olacağı bir gerçektir.

Teknik olarak bakıldığındaysa, temizlik konusunda yapılan genel hata; fırçalarken braketlere zarar verileceği endişesiyle fazla bastırmadan yapılan yüzeysel fırçalamadır. Bu durumda diş fırçasının kılları ara yüzeylere ulaşmaz ve tam bir temizlik söz konusu olamaz. O yüzden fırçayı dişlere doğru bastırarak kullanmak temizliğin daha ayrıntılı olmasını sağlayacaktır. Bununla beraber kullanılan az macun aşırı köpürmeyi engelleyerek yeteri kadar fırçalamayı da sağlayarak kontrolün hastada kalmasını sağlayacaktır.

Ortodontik tedaviye aday bir hasta için olmazsa olmaz üç şey vardır; biri tedavi kontrollerinin düzenli takibi, diğeri asitli içeceklerin içilmemesi, sonuncusu düzgün diş bakımıdır. Esas olanın diş sağlığı olduğunu, ortodontinin ya da sıralamanın ikinci planda önemli olduğunu değerlendirirsek, hekimliğin en temel ‘öncelikle zarar verme’ ilkesinden de hareketle bunların arasında en önemli maddenin diş bakımı olduğu muhakkaktır.

En önemli olmakla beraber ortodontik tedavi sırasında en sık karşılaşılan problemlerden birisi yeterince etkili ve düzgün fırçalama yapılamamasıdır.Bu durum ortodonti hastalarında çürük ve diş eti iltihabı riskini artırmaktadır.

Braketlerin yapısı gereği girinti ve çıkıntılara sahip olması, plak birikimi için ağız içerisinde çok sayıda uygun yüzey oluşmasına sebep olur. Bundan dolayı ortodontik tedavi gören bir hastanın normal bir fırçalamaya göre farklı ekipmanlara sahip olması ve teknik olarak daha farklı davranması gerekir.

Sahip olunması gereken ekipmanlardan en önemlisi olan fırçanın braketlerin tüm yüzeylerine ulaşmayı kolaylaştıracak özellikte olması, değişik markaların mevcut ortodontik fırça modellerinden biri olması şarttır, bununla beraber diş fırçasından çok küçük bir resim fırçasını andıran şekliyle ara yüz fırçaları da tedavi sırasında temizlik için yardımcı temizlik elemanı olarak değerlendirilmelidir. Kullanılacak olan macununsa florür içeriğiyle dişleri dış etkilere karşı korur olmasına dikkat edilmelidir, bununla beraber kullanılacak olan bir gargaranın veya ağız çalkalama suyunun da mekanik temizliğe ek kimyasal olarak diş minesi üzerindeki asit dengesini korumaya yardımcı olacağı bir gerçektir.

Teknik olarak bakıldığındaysa, temizlik konusunda yapılan genel hata; fırçalarken braketlere zarar verileceği endişesiyle fazla bastırmadan yapılan yüzeysel fırçalamadır. Bu durumda diş fırçasının kılları ara yüzeylere ulaşmaz ve tam bir temizlik söz konusu olamaz. O yüzden fırçayı dişlere doğru bastırarak kullanmak temizliğin daha ayrıntılı olmasını sağlayacaktır. Bununla beraber kullanılan az macun aşırı köpürmeyi engelleyerek yeteri kadar fırçalamayı da sağlayarak kontrolün hastada kalmasını sağlayacaktır.

Yazının devamı...

Konjenital Lateral Eksikliğinde Tedavi Yaklaşımları

20 Aralık 2018

Konjenital lateral eksikliği; Üst yan kesici dişlerin doğuştan eksikliği anlamına gelir, üst yan kesici dişler genel toplum ortalamasında eksikliğine en sık rastlanılan dişlerden biridir, bir diğeri alt 2.küçük azı diştir. Bu durumun tam olarak neden gerçekleştiği bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olabileceği üzerinde durulmaktadır. Özellikle son dönemlerde insan genomunun haritalandırılmasıyla beraber belirli bazı genlerin diş eksikliklerinde rol aldığı bildirilmiştir. Klinik gözlemlerde, diş eksikliği vakalarının çok büyük bir kısmında ailenin diğer üyelerinde benzer diş eksiklik hikayeleri tespit edilebilmektedir.

Konjenital diş eksikliği çok önemli bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmese de; konuşmada, estetikte ve fonksiyonda çeşitli bozukluklara sebep olabilir. Diş eksiklikleri çeşitli şekillerde tedavi edilebilir. Ancak interdisipliner bir çalışma gerektirdiği aşikârdır. Buna göre; ortodontist, protez uzmanı ve çene cerrahisi uzmanları ekip halinde çalışmalıdır.

Üst yan kesici eksikliğinde tedavi alternatiflerimiz,

Kayıp dişin boşluğunun korunarak/düzenlenerek sonraki aşamada boşluğun implant veya köprü benzeri protetik bir yapıyla doldurulması

Ortodontik tedaviyle eksik diş boşlukların kapatılması

olarak sıralanabilir.

Her iki yaklaşımda da avantaj ve dezavantajlar mevcuttur, birinin diğerine oranla daha kesin ve doğru bir tedavi olduğu söylenemez, tedavi planı yapılırken vaka bazlı bir yaklaşımla, varolan dişlerin genel durumu, alt üst çenedeki çapraşıklığın miktarı, kapanış ilişkileri, süt dişi halen ağızdaysa onun mevcut durumu, kalıcı kaninin (köpek diş) morfolojisi vb… gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

Çekilecek olan panoramik ve sefalometrik röntgenlerin analizleri ve ağız içi/dışı muayenelerin sonrasında ortodontist en iyi tedavi planını seçer. Yapılan fotoğraf çalışmalarında boşluğun kapatılarak tüm dişlerin boşluksuz yanyana getirildiği olgular, boşluğun korunup/düzenlenerek implant/protez yapıldığı olgulara göre daha estetik olarak nitelendirilmiştir.

Yazının devamı...

Gummy Smile Tedavisinde Botox Uygulaması

12 Aralık 2018

Gummy smile (Dişeti gülüşü) gülümserken ve /veya konuşurken aşırı dişeti görünümüyle karakterize yüz estetiğini bozan önemli bir sorundur. Yüz yapıları ile uyumlu, dengeli ve etkileyici bir gülümseme toplumda kişiler arası ilişkilerde kabul ettirici rol oynar. Estetik olmayan bir gülümseme ise tam tersine bir etkiyle, özgüveni az, utangaç, içine kapanık ve psikolojik olarak etkilenmiş bireyler yaratabilir.

İdeal olarak üst dudak altında kalan görünür dişeti 2-3 mm olmalıdır ve dişeti çizgisi üst dudak konturunu takip etmelidir. İstenilen gülümseme diş, dişeti ve dudağın uygun oran ve uyumlarıyla ortaya çıkmaktadır.

Dişlerin üst çene kemiği içerisindeki istenmeyen konumları, dişetlerinin istenmeyen konumları, üst çene kemiğinin dik yön boyutundaki anormal artış veya dudakları yukarıya doğru hareket ettiren kasların hiperfonksiyonu, Gummy smile’ a neden olur. Sebep faktörün ortaya çıkarılması yapılacak tedavinin doğru, net ve kalıcı olması açısından kritik önemdedir.

Dişlerin istenmeyen konumlarından kaynaklı olgularda ortodontik tedaviyle kesici dişlerin düzeltilmesi bir seçenekken, dişeti problemlerinde periodontolojik yaklaşımlarla dişetinin boyuna yapılacak müdaheleler başka bir seçenektir. Buna ek olarak üst çenenin dik yön boyutu problemlerinde çene cerrahisi (le Fort 1 osteotomi) diğer bir alternatiftir. Kas yapısından kaynaklı problemlerdeyse ilgili dudak ve çevre kas sisteminde gerçekleştirilecek komplike hassas karma cerrahi teknikler mevcuttur.

Ancak cerrahi prosedürlerin olası yan etkileriyle beraber (post operatif ağrı, şişkinlik, geçici/kalıcı sinir hasarları, diş ve diş kökü hasarları), uygulamanın invaziv doğası gereği çekincelere sahip hastalarda alternatif tedaviler değerlendirilebilir.

Bu alternatiflerden en sık uygulananı ve yan etkisiz bir şekilde sonuçları da hemen alınabilecek olanı; ilgili kas grubu içerisine botulinum toksin (botox) enjeksiyonudur. Bu uygulamayla dudakları yukarıya doğru çeken kasların fonksiyonu zayıflatılarak daha az görünür dişetlerine sahip olmak mümkündür.

Botulinum toksin, aşırı yüz hareketlerinden ve mimiklerinden kaynaklanan hat ve kırışıklıkların giderilmesinde etkili olan bakteriyel kökenli bir toksindir. Tıpta ilk olarak şaşılık tedavisi için kullanılmış ve tedavi sırasında tesadüfen göz çevresindeki ve kırışıklıkların azaldığı fark edilerek kozmetik alanında kullanımı başlamıştır.

Uygulama öncesinde botox yapılacak bölgeye lokal anestetik krem sürülerek lokal uyuşturma yapılabilir, genellikle hastalar ağrı hissetmezler. Burun ve dudak arasında uygun noktalara enjeksiyonlar uygulanır. Uygulama yaklaşık 5-10 dk süren bir işlem olup hastalar uygulama sonrasında hemen günlük hayatına dönebilir. Kurallara uygun yapıldığı takdirde hastalar tarafından kolayca tolere edilebilmektedir. Uygulamanın bilinen çok ciddi bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Yazının devamı...

Ortodontik Tedavide Nüks: Tedavi Sonrası Dişler Geriye Döner mi?

2 Şubat 2018

Aktif ortodontik tedavi sonrası elde edilen ideal sonuçların korunabilmesi için tedavi sonrasında yapılması gereken işlemlerin tamamına ‘pekiştirme tedavisi’ denir. Adı üzerinde olduğu gibi bu da bir çeşit tedavidir ve en az aktif tedavi periyodu kadar önemlidir.

Bu sebeple ortodontik tedavinin tamamını aktif ve pasif olmak üzere 2 döneme ayırmak en doğrusudur. Aktif dönemde; ağız içindeki diş telleri (braketler) vasıtasıyla uygulanan kuvvetlerle dişler istenilen yerlere doğru hareket ettirilir, istenilen sonuçlar elde edildikten sonraysa var olan durumu korumak için çeşitli önlemler alınmalıdır. Bu aşamada diş telleri çıkarılır ve dişler temizlenir. Ancak dişler başıboş bırakılmamalıdır. Herhangi bir kuvvet uygulamadan elde edilen durumu dişler yerlerine tam olarak adapte olana kadar korumak amaçlı yapılacak işlemlerin tamamı pekiştirme tedavisi protokolü içerisindedir.

Pekiştirme tedavisinde 2 temel yöntemden bahsetmek mümkündür. Birincisi sabit pekiştirme diğeri hareketli pekiştirme yöntemidir. Hareketli pekiştirmede; hastanın isteğiyle takılıp çıkarılabilen apareyler (diş kalıpları) kullanılır. Hasta pekiştirmede aktif rol oynamaya devam eder. Sabit pekiştirmedeyse dişlerin görünmeyen arka yüzeylerine yapıştırılan çıkarılması ancak hekim tarafından yapılabilecek sabit özel teller sözkonusudur, pekiştirmede hastanın rolü kalmamıştır.

Hareketli yada sabit pekiştirme tercihinde belirleyici en önemli nokta başlangıç problemidir. Örneğin; yalnızca diş sıralama bozukluğu olan ve tedavisi herhangi bir diş çekimi yapılmadan sonlandırılmış bir vakada yalnızca sabit pekiştirme yeterli olurken, sıralama bozukluğu yanında kapanış bozukluğu da olan veya tedavi başında diş aralıkları olan hastalarda veya çekim yapılmış hastalarda, hareketli pekiştirme daha doğru bir tercih olabilir. Sabit veya hareketli pekiştirme aygıtları tek başlarına kullanılabildiği gibi ikisi beraber de kullanılabilir. Bu konuda herhangi bir engel yoktur, vakanın durumuna göre hekim en doğru kararı vermeye çalışır. Yalnız şunu da belirtmek gerekir ki, pekiştirme konusunda tek bir doğru yoktur. Bu konu ortodonti literatüründe de üzerinde yoğun çalışmaların olduğu, tartışılan bir konudur.

Bununla beraber hastanın aktif tedavi sırasında gösterdiği kooperasyon pekiştirme yöntemi tercihinde hekim için belirleyici olmalıdır. Örneğin; aktif tedavi kooperasyonu zayıf bir hastada hareketli pekiştirme tercihi nükse davetiye çıkarmaktır, pekiştirme tercihi sabit pekiştirmeden yana kullanılmalıdır.

Tedavi sonrası pekiştirme yapılmaması kaçınılmaz olarak nüksle sonuçlanacaktır, dişler istenmeyen hareketler yapacaktır. Pekiştirme dişlerin eski konumuna dönmesini engellemektedir. Dişler eski konumuna dönmek isterler çünkü; bozuk da olsa bu yapıya uyum sağlamış bir fonksiyon vardır, yani genel anlamıyla adaptasyon mekanizması çalışmış ve bozuk durum ağız,çene yüz sisteminin doğrusu, normali olmuştur, bundan dolayı kısa sürede düzeltilmiş (1-1,5 sene) bir morfolojik yapı içerisinde fonksiyonel adaptasyonun normal değerler içerisinde gerçekleşmesi zaman alacaktır, bununla beraber çene kemiği içerisinde diş kökleri etrafındaki hareket sırasında gerçekleşmiş olan yapım ve yıkım faaliyetlerinin de kendi içinde dengelenmesi için yani kemikleşmenin tamamlanması için de zaman gerekmektedir.

Yazının devamı...

Bugün Diş Tellerim Takılıyor - 2.Bölüm

18 Ocak 2018

Az önce ortodontistinden son uyarılar ve nasihatlerini alarak klinikten kalabalık bir ağızla çıktın, kalabalık çünkü dişlerinin her birinin üzerinde braket denilen parçalar var bu da yetmezmiş gibi aradan bir de düz çizgi şeklinde bir tel ve buna bağlı elastikler, yaylar, teller, zemberekler…. ‘Aman Allahım, bu dişler nasıl düzelecek!’, ‘1 sene böyle geçer mi’, ‘Dişlerim zaten çirkindi, üzerine tüy diktim bir de’, ‘Bundan sonra hiç konuşmam herhalde’ dediğini duyar gibiyim, hiç panik yok öncelikle derin bir nefes, neden buna ihtiyaç duyduğunu unutma sakın, sabır tedavimizin olmazsa olmazı, etrafına daha dikkatli bak çoğu kişide, bunların içinde; orta yaş ve üzeri birçokları da dahil diş teli olduğunu fark edeceksin, bu arada hiç sandığın gibi değil inan zaman su gibi akacak diş telleri de bir gün çıkacak, unut o ‘hep 1 sene derler ama tedavi uzadıkça uzar benim bir arkadaşım 5 sene tel taktı’ safsatalarını, sen ortodontistinin sözünden çıkma yeter randevularını aksatma, dişlerini fırçala, braketlerine dikkat et gerisi kolay, hiç hareket etmeyen diş diye bir şey yok ve 1 sene sonunda diş tellerin çıkarken biraz üzüleceğini bile görür gibiyim, elbette çok uzak değil bu günler, ama önce adım adım gitmeliyiz.

Tedavide başlangıçta dişler tek tek değerlendirilir ve ağız içindeki en uygun yerlere hareket ettirilirmeye çalışılır, o yüzden bu aşamada oluşabilecek hafif diş aralanmaları ve asimetriler normal kabul edilir, levelling yada seviyeleme dediğimiz yaklaşık 3-6 ay arası sürebilecek bu dönemden sonra dişler sağ ve sol komşu dişlerle olan ilişkilerine göre değerlendirilir ve en düzgün diş formu alt ve üst olarak verilmeye çalışılır. Bu dönemde 3-6 ay arası sürebilir, en son aşamadaysa artık kapanış durumu yani dişlerin alt-üst karşılıklı ilişkileri değerlendirmeye alınır ve böylece tedavinin estetik boyutuna fonksiyon da eklenerek, dişlerin asıl görevinin çiğneme olduğu unutulmadan ‘çiğneme konforu’ da sağlanarak tedavi tamamlanır.

Gördüğün gibi her aşama kontrollü, yapılan işlem oldukça sistematik ve hataya yer yok, o yüzden her saniye dişlerine bakmayı ve acaba yanlış bir şey oluyor mu, diye endişelenmeyi bırak, 4 hafta sonra ortodontistin her şeyi anlatacak zaten asıl o endişelensin diş hareketlerin için, merak edilecek bir şey yok, tedavi sürerken dişler her yönde hareket edebilirler.

Peki daha kısa vadede 1-2 saat sonra yada 1-2 gün sonra neler olacak yada olabilir, şimdi bunlara da bir bakalım istersen. Klinikten çıktığında hiç de öyle korkulacak bir şey olmadığını gördün, hatta herhangi bir ağrı bile duyumsamadın ve hafif bir gerilim dışında herşey çok iyi gidiyor, peki böyle devam edecek mi hep, bunun cevabı hem evet hem hayır, evet devam edebilir ağrı eşiğimiz yeterince yüksekse ama değilse de sorun yok hissedebileceğimiz ağrı oldukça hafif olacak, yatak döşek yatıracak, zonklama tarzında, kendiliğinden durup dururken başlayan ağrılar değil bunlar merak etme, genellikle sızlama şeklinde ve bir şeyler yemek yemeye çalışırken dişlerinin üzerine baskı uygulandığında olacak ağrılar ve hafif ağrı kesicilerle rahatlıkla geçebilecek tarz ağrılar olacaktır. Devam eden yaklaşık 1 haftalık süreç sonunda bu ağrıların azalarak geçeceğini de göreceksin zaten, sonraki seanslarda hiçbir zaman bu kadar yoğun ve uzun süreli ağrılarla başetmek zorunda kalmayacaksın. Aslında işin ironik tarafı, en hafif kuvvetlerle çalışılan dönem olmasına rağmen ilk defa böylesine bir kuvvete maruz kalan dişlerimizin de en çok zorlandığı dönem tedavi başlangıcı olmaktadır. İlerleyen aşamalarda çok daha fazla, yoğun ve yaygın uygulanan kuvvetler dişlerin adaptasyon mekanizması çalışmaya başladığından çok daha hafif hissedilir olacaktır.

Yalnızca ağrı değil alışılması gereken maalesef, bunun dışında ağız içi tahrişler de başlangıçta bir miktar rahatsız edici olabiliyor. Bu durumda ortodontistinden temin etmiş olduğun yumuşak silikonlar yani mumlar oldukça rahatlatıcı olacaktır, ağız gargaraları da bu dönemde daha yoğun kullanılabilir.

Sonuç olarak; ağrı gibi, ağız içi tahrişler de tamamen kişiye özgü, net sınırlar, kesin hükümler matematik artı eksi çözümler olamıyor pek tabi ki, bu durumda en büyük verebileceğimiz tavsiye biraz sabır, bunlar tamamen geçici ve bu aşılması gereken bir dönem, rahatlıkla ağız dolusu gülümseyebileceğin günler çok da uzak değil…

Yazının devamı...

Bugün Diş Tellerim Takılıyor-1.bölüm

30 Mayıs 2017

Evetttt, işte uzun zamandır beklediğin an geldi, biraz korku biraz endişeyle beklediğin ortodonti tedavisi için o gün bugün, diş tellerin bugün dişlerine yerleştirilecek. Bir önceki kontrolde ortodontistin seni detaylıca muayene ederek diş teli tedavisine ihtiyacın olduğunu ve istediğin zaman tedaviye başlanılabileceğini söyledi. Aslında sende yavaş yavaş bunun farkına varmaya başlamıştın, dişlerinde isimlendiremediğin normal dışı bir durum, konuşurken, gülerken seni rahatsız hissettiren, fırçalarken temizlemekte oldukça zorlandığın bir karışıklık vardı. Ve şimdi tüm bu sıkıntıların için ilk adımını atıyorsun, peki bundan sonra seni neler bekliyor? Canın yanacak mı? Çok zorlanacak mısın? Nasıl olacak da teller dişlerini düzeltecek? Nelere dikkat etmen gerekiyor? Herhangi bir aksilik olursa ne yapacaksın? Dişlerini nasıl temizleyeceksin? Acaba tedavi biraz daha bekleyebilir miydi? Tellerin nasıl görünecek? Telsiz başka bir çözüm bulunamaz mıydı? Ve bunun gibi onlarca soru kafanda, bakalım sana nasıl yardımcı olabiliriz…

Haydi, başlamadan bir durum değerlendirmesi yapalım;

Ortodonti, latince kökenli bir kelime ve düzgün diş demek, yani öncelikli amacımız elimizdeki çeşitli enstrümanlarla dişlerimizi düzeltmek. Bu enstrümanlar; bazen diş telleri olabilir, bazen hareketli, takılıp çıkarılabilir apareyler, damaklıklar, dişlikler olabilir, bazen de sadece sözlü yönlendirmeler, telkinler olabilir. Tedavi tek bir diş, bölge yada çeneye odaklanmadan daima ağzın ve hatta genel çerçevede yüzün bütününü içerecek şekilde değerlendirilmelidir. Yani yaptığımız şey diş hareketleriyle bütünsel bir çene-yüz rehabilitasyonudur.

İlk uygulama randevusuna gelecek olursak, işlemler yaklaşık yarım saat sürmektedir. Bütün bu süreç tamamen acısızdır. Herhangi bir anestezi işlemi gerektirmez. Başlarken öncelikle bütün diş yüzeyleri özel fırça ve lastiklerle temizlenir. Temizlenen yüzeylerin tükürükle ıslanmaması için bir ağız ekartörü takılır ve braketler birer birer dişlere yapıştırılmaya başlanır. Ağızdaki her bir diş için ayrı braketler vardır ve bunlarında diş üzerinde olması gereken özel bir konum mevcuttur. İlk randevuda altyapısal hazırlık diyebileceğimiz bu süreç tamamlanır. Dişler üzerine yerleştirilen braketler tedavi sonuna kadar yerlerinden oynamayacak dayanıklıktadır ve tedavi boyunca bu yapıda herhangi bir değişim yapılmaz. Braketler dişlerimizi hareket ettirirken, kuvvet uygularken tutunduğumuz parçalardır. Sonraki aşamada diş teli, yapıştırılmış braketlerin arasından geçecek şekilde bağlanır. Dişleri hareket ettiren bunun için dişlere kuvvet uygulayan asıl düzenek işte bu şekilde diş telinin dişe bağlanmasıyla elde edilir. Diş tellerinin birçok çeşidi mevcuttur. Değişik materyallerden (titanyum, çelik …vs) olanları olduğu gibi, çeşitli kalınlıkta olanları ve farklı kesitte (yuvarlak, köşeli gibi) olanları da vardır. İlerleyen kontrol seanslarında tellerde çeşitli değişiklikler yapılır. Başlangıçta ince ve elastikiyeti fazla olan teller tercih edilirken dişler düzeldikçe tel kalınlığı ve sertliği arttırılır. Sıklıkla kullanılan titanyum teller deforme olmayan süperelastik özellikte tellerdir. Yani çapraşık yüzeye doğru rahatlıkla baskıyla adapte edilir ancak şeklini bozmaz yani deforme olmaz ve başlangıçtaki şeklini almaya çalışır. Böylelikle ortaya çıkan hafif ancak devamlı kuvvetlerden dolayı dişler etki-tepki prensibi gereği kuvvet uygulanan yöne doğru hareket etmeye başlar.

Hareket süresi kişiden kişiye ve problemin ağırlığıyla alakalı olarak değişkenlik gösterebilir. Tüm bu değişkenlere bağlı olarak ve hastanın tedaviye uyumunda da bir sorun yoksa genel tedavi süresi olarak 1-1,5 sene gibi sürelerden bahsedebiliriz. Tedavi süresince kontroller ortalama 4-6 haftalık periyotlarda gerçekleştirilir. Kontrol seanslarında tedavinin gidişatına göre, dişlerde oluşan hareketlere göre, çeşitli değişiklikler ağız içerisinde tatbik edilir. Kontrol seansları çok uzun sürmez, ortalama 10-15 dk gibi sürelerde tamamlanır.

Braketler yapıştırıldığı andan itibaren final sertliğinde olduğundan istenirse hemen bir şeyler yenilebilir, içilebilir, herhangi bir sakıncası yoktur. Ancak tüm tedavi boyunca dikkat edilmesi gereken genel bazı kurallar vardır, tedavinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından azami özen gösterilmelidir. Örneğin, asitli-gazlı içecekler tüketilmemelidir. Sert yiyecekler bir bütün olarak mümkün olduğunca tüketilmemelidir. Kabuklu, çekirdekli kuruyemiş ve meyveler kabukları ve çekirdekleri çıkarıldıktan sonra tüketilmelidir. Yapışkan yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Bunların dışında temizlik de çok önemlidir. Diş bakımı hiçbir sebeple aksatılmamalıdır. Ana öğünlerden sonra en az 2-3 dk sürecek şekilde dişler etraflıca dikkatli bir şekilde dişlere bastırarak ve az macun kullanarak temizlenmelidir.

Ortodontistin tarafından da anlatılan bu bilgilendirmeden sonra dişlerindeki hafif bir baskı ve diş yüzeyindeki braketlerin dudak ve yanaklarının içlerine temas etmesinden kaynaklı yeni bir hissiyatla koltuktan kalkacaksın. Adaptasyon dönemi olarak adlandırılan en fazla 7-10 gün sürebilecek bu süreçte bu hissiyat çok normal ve zamanla geçecektir. Daha çok dişlerine bastırdığında hissettiğin hafif ağrılar ve braket temasından kaynaklı yanak-dudak tahrişi de çok normal ve zamanla geçecektir. Bu şikâyetlerin için, herhangi bir ağrı kesici ve ağız gargarası kullanabilirsin, bir miktar rahatlama olacaktır. İlk günler biraz zor geçebilir, ağrılar ağız tahrişleri bir miktar hayatını konforsuzlaştırabilir ancak unutulmamalıdır ki bu geçici bir süreçtir ve tedavinin bütününde bu sıkıntılar devamlılık göstermeyecektir. Zamanla ağız içerisinde oluşan değişikliklerle beraber motivasyonunda artmasıyla tedavinin sıkıntıları daha katlanılır hale gelecektir ve tam adaptasyon gerçekleşecektir.

Yazının devamı...

Diş Hekimliğinde Altın Oran ve Oransal Gülüş Tasarımı

13 Nisan 2017

ORANSAL GÜLÜŞ TASARIMI

Güzellik, Türk dil kurumu yazın terimleri sözlüğüne göre; görme ve işitme duyuları aracılığıyla hoşumuza giden ve bizde hayranlık duygusu uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bir bütün olarak, Oxford İngilizce sözlüğüne göreyse; insanın hem duyularına, hem de mantığına hoş görünen niteliklerin birleşimi olarak tanımlanmaktadır. Bu niteliklerden görme duyusuna hitap edenler; şekil, renk ve formdur.

Güzellik hakkında çoğu görüş ve tanımlar felsefi olmakla beraber genel olarak gözlemcinin gözüne ve mantığına haz vermesi ortak fikir olmuştur.

Bununla birlikte, bilerek ya da bilmeden göze hoş görünen orantısal ilişkiler ancak belirli kurallara uyularak yakalanabilir. Dolayısıyla güzelliğin sayısal değerlerle olan ilişkisi yadsınamaz. Estetik algısının matematik bir düzende değerlendirilmesini ilk defa Pythagoras yapmıştır ve doğayla güzelliği, bilimle ve sayılarla ilişkilendiren ‘Altın Oran’ kavramını M.Ö beşinci yüzyılda tanımlamıştır.

Altın oran; matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Bir doğru parçasının |AB| Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın |AC| büyük parçaya |CB| oranı, büyük parçanın |CB| bütün doğruya |AB| oranına eşit olsun.

Altın Oran, matematikte ve fiziksel evrende ezelden beri var olmasına rağmen, insanlar tarafından ne zaman keşfedildiğine ve kullanılmaya başlandığına dair kesin bir bilgi mevcut değildir.

Eski Mısırlılar ve Yunanlar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır.

Diş hekimliğinde “

Yazının devamı...

Diş Hekimliğinde Gülüş Tasarımı

25 Mart 2017

Diş hekimliğinde ‘estetik’ sözkonusu olduğunda son yıllarda en çok üzerinde durulan ve ismi geçen ‘gülüş tasarımı’ konusu aynı zamanda bütüncül bir yaklaşımı da ifade etmektedir. Diş hekimi, tatminkâr bir gülüş oluştururken, objektif güncel bilimsel prensipler ile sübjektif sanatsal yeteneğini hassas bir şekilde bir araya getirmelidir. İşlemin gerektirdiği yaratıcılık faktörü, her vakayı benzersiz kılar ve diş hekiminin yaptığı işi memnuniyet verici ve ödüllendirici bir hale getirir.

Güzel gülüşler oluşturma prensipleri, gülüş tasarımı olarak adlandırılabilir. Bütüncül bir yaklaşımla gülüş tasarımı; mikroestetik, dişeti estetiği, makroestetik ve yüz estetiği kavramlarından oluşur.

1.Mikroestetik unsurlar;

Dişi gerçek bir diş yapan temel unsurlardır. Bunlar özellikle kesici dişlerin spesifik anatomileri, ışık geçirgenlik düzeyleri, mine kristal yapısı, parlaklığı ve rengidir.

Örneğin; kesici kenar uzunluğu bir gülüşün yaratılmasında en önemli faktörlerden biridir. Kesici kenarların rehberliğinde diş orantılarının ve dişeti seviyelerinin düzenlenmesi kolaylıkla elde edilebilmektedir. Hastanın yaşı, cinsiyeti ve üst dudağının uzunluğu ile kesici kenarın uzunluğu belirlenecektir. Sadece dişlerin form ve konumu değil çevre kasların tonusu ve iskelet yapısı da aynı şekilde önemlidir. Yaş ilerledikçe kasların gerginliği azalır ve buna bağlı olarak üst kesicilerin görünürlüğü azalırken, alt kesiciler gittikçe daha görünür hale gelir. Kas gerilimindeki bu azalma yaklaşık 30-40 yaşlarında ortaya çıkar ve her yıl artarak devam eder. Dudak uzunluğu, dolayısıyla da kesici dişlerin görünür uzunluğu cinsiyet, ırksal faktörler ve yaşa bağlı olarak çeşitlilik gösterir.

Dudaklar ve kesici kenarlar arasındaki ilişkiyi oluştururken belirleyici faktörler genellikle fonetik değerler ve klinisyenin deneyimidir. Bu konuda değişik teknikler vardır;

- “M” Pozisyonu: Hastaya ard arda “m” sesi söyletildikten sonra hasta dudaklarını kibarca serbest bırakır. Bu sayede minumum görünme miktarı saptanmış olur.

Yazının devamı...