
Terör örgütünün Suriye kolunun 15 yılda yarattığı fiili durum 15 günde dağıldı, harita değişti, SDG bitti, YPG kaldı.
Bu sahne önünde bizim gördüğümüz, sahne arkasında Türkiye’nin yıllarca ve ilmik ilmik ördüğü bir strateji ve o stratejinin sahada uygulanması var.
Rahat olmak için sebep çok, Kobani-Haseke bağlantısı koptu, örgütün Irak ile bağlantısını sağlayan en önemli noktalar Şam’a geçti.
Haritayla beraber başka planlar da değişti, mesela “Rojova Özerk Yönetimi’nin” yaptığı
1 milyar 577 milyon dolarlık 2026 bütçesi de çöp oldu.
Zira o bütçenin gelir kaynaklarının yüzde 70’i petrol sahalarından geliyordu.
Manzara bu ama Ankara’da zafer sarhoşluğu yok aksine tam saha baskı devam ederken, not defterine yeni sayfalar ekleniyor.
★ ★ ★
O sayfalardan birisi Barzani Ailesi’ne ayrılmış durumda.
Rahatsızlığı anlatmadan önce son 2 yılın gelişmeleri kısmını anlatmak gerekiyor.
Barzani Ailesi ve Erbil yapılanması için en büyük tehdit her zaman Talabani Ailesi ve Süleymaniye oldu.

CENTCOM, Suriye’de, Başkan Biden döneminde tercihini Süleymaniye’den yana kullandı, Mazlum Abdi’yi Bafıl Talabani’ye zimmetledi.
Bu durum Erbil’de büyük bir rahatsızlık yarattı, Barzani’ye yakın istihbarat sitelerinde ABD Savunma Bakanlığı’nın, ABD medyasına Barzani Ailesi aleyhine yolsuzluk haberleri yaptırdığı, o haberlerde giydikleri gömleklerin bile fiyatının yazıldığından şikâyet eden yorumlar yapıldı.
Aynı dönemde söz konusu sitelerde PKK aleyhine çok ağır yazılar kaleme alındı, terör örgütünün tek işlevinin “Kürt topraklarını” Türk devletine teslim etmek olduğu iddiaları kaleme alındı.
Barzanilerin bir de resmi yayın organı olan Rudaw var.
Rudaw’ın Washington Ofisi Direktörü Diyar Kurde uzunca bir süredir Ankara’nın dikkatini çeken isimlerden birisi durumunda.
Basın toplantılarında ABD’li yetkililere Türkiye karşıtı cümleler kurmaya zorlayan sorular soran, haritada Türkiye’nin yerini bile bulamayacak ABD Temsilciler Meclisi üyelerine mikrofon uzatıp Ankara karşıtı cümleler almaya çalışan birisi bu Diyar Kurde.
Washington’da görevlendirilmiş birisinin kişisel inisiyatif alarak Türkiye karşıtı politikalar yürütmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durum. Ankara elbette bu yayın politikasının ardındaki iradeyi sorguluyor.
★ ★ ★
Barzani Ailesi, İsrail arabuluculuğuyla ABD ile ilişkilerini düzeltti. Burada Türkiye açısından bir sorun yok ama bu ilişkinin düzelmesi Barzani Ailesi’ni tüm Kürtlerin lideri yapmıyor, izlenen siyasetin de bu gerçeğe uygun olması gerekiyor.
İsrail’in ABD üzerindeki gücü sonsuz bir güç değil. Başkan Trump son zamanlarda Netanyahu’ya birden çok kere dur dedi.
Saha okumasında Terörsüz Türkiye için verilen uğraşın, PKK’nın tasfiye sürecinin bir boşluk yaratacağı öngörüsü doğru bir öngörü değil, dolayısıyla olmayan bir boşluğu doldurmaya çalışmak sadece sorun yaratıyor.
Sonuç mu, bugün Ankara’nın not defterinde Barzani Ailesi yanına kurşun kalemle bir soru işareti konmuş durumda.
Soru işaretinin üzerinden mürekkepli kalemle geçilmesi ya da soru işaretinin silinmesi tamamen Erbil’in durumuna bağlı.
★ ★ ★
Ankara için soru işaretini oluşturan sebep, Barzani Ailesi’nin tüm Kürtlerin liderliğine soyunma iştahı kadar bu motivasyonu kimin sağladığı.
Aslında bu sorunun da cevabı üç aşağı beş yukarı belli.
Mazlum Abdi, İsrail’in Jerusalem Post Gazetesi’ne bir röportaj vermişti hatırladınız mı?
O röportajda en dikkat çeken bölüm, “Öcalan’ın manevi oğlu” diye tanımlanan Abdi’nin, Öcalan’ın en büyük rakibi Barzani Ailesi’ne selam çakması oldu. Çok değil daha 6 ay önce Barzanilere yakın sitelerde YPG’nin kaçırdığı çocuklardan söz ediliyor, Suriye’nin kuzeyinde Mazlum Abdi’nin Barzani çizgisinde siyaset yapanlara nasıl zulüm ettiğinden söz ediliyordu.
Türkiye için Barzani-Mossad ilişkisi bilinmeyen bir ilişki değil. İngiliz The Guardian gazetesinde Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington’daki Brooking Enstitüsü’nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris’in yazdıkları “Israel ‘s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services” adlı kitapta bu konuda çok şey anlatılıyor. 1960’larda MOSSAD’ın Irak’ın kuzeyine ziyaretleri, Molla Mustafa Barzani’nin İsrail ziyaretleri Türkiye’nin zaten bildiği şeyler. Ankara’da kimse geçmişe bakarak geleceği şekillendirmiyor ama geçmişin geleceğe dair hatalı yönlendirmelere neden olmasını da kimse arzu etmiyor.
★ ★ ★
Türkiye ne Irak’ta ne Suriye’de ne de İran’da Kürt halkının acı çekmesini istemiyor.
Aksine bu üç ülkede de Kürtlerin tıpkı Türkiye’de olduğu gibi eşit vatandaş olmalarını istiyor, muhataplarına da bu yönde tavsiyelerde bulunuyor.
Ankara-Erbil ilişkisi yıllar içerisinde çeşitli testlere tabii tutulmuş, karşılıklı çıkara dayanan uzun soluklu ilişkilerdir.
Bu ilişkileri korumak ve geliştirmek de bir tercih, başkalarının siyasi çıkarları uğruna bu ilişkileri riske atmak da...
Türkiye bugüne kadar hiç ilk hatayı yapan konumunda olmadı.
O yüzden şimdi kurduğu “hata yapmayın” cümlesini son derece ciddiye almak gerek...