Atatürk, Diyanet İşleri Başkanı, Fatih Sultan Mehmet

Halvetiyye Dervişleri adını hiç duydu mu acaba Diyanet İşleri Başkanı?

Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi’nde bahsediliyor bu tarikattan ama bilgiler oldukça eksik.

Fatih Sultan Mehmet’e karşı Anadolu’da en fazla propagandayı yapan, Amasya’da 2. Şehzade Bayezid’i babasına karşı ayaklandırmaya çalışan
gruptur onlar.

“Hocaların Hocası” Halil İnalcık anlatıyor bunları.

Fatih Sultan Mehmet’in tarikatlar ve seçkin aileler tarafından amacı dışında kullanıldığı için 20 bin köy ve mezranın vakıf statüsünü kaldırması üzerine yaşanıyor tüm bu gelişmeler. Üstelik sadece bir grup değil bir sürü grup çalışıyor Fatih Sultan Mehmet aleyhine.

O yüzden Diyanet İşleri Başkanı “lanet” lafını açıklarken keşke Fatih Sultan Mehmet’in kimleri hedef aldığını da anlatsaydı.

Diyanet İşleri Başkanı, Ahmet Hakan’ın köşesinden yazılı açıklama yaptı. O açıklamada Başkan diyor ki “Atatürk 82 sene önce vefat etti. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil. Geçen geçmiştir.”

Bu cümle özellikle de “Geçen geçmiştir” vurgusu ne demek Sayın Başkan?

Sadece öldüğü için mi Atatürk’e beddua etmiyorsunuz? Mustafa Kemal Atatürk sadece öldüğü için mi dua edilmeye layık? Bu ülkeyi kurtarmış olmasının zerre değeri yok mu sizin gözünüzde?

Aynı cümlenin devamında “Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz” diye bir ayetle devam etmişsiniz.

Ne demek istediniz bu ayeti kullanarak? Atatürk’ün yaptıkları onu, benim yaptığım beni bağlar demeye mi çalıştınız?

Belki çalışmadınız, günahınızı almak istemem ama alakayı da kuramadım doğrusu.

Keşke daha fazla soru işaretine yol açan bir açıklama yapmasaydı Diyanet İşleri Başkanı...

Çiziği kim yedi acaba?

Doğu Akdeniz, Libya, Suriye, Irak, ABD ile ilişkiler, AB ile kopma noktasında olan ilişkiler...

CHP’nin dış politikadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı’ydı Ahmet Ünal Çeviköz, son kurultayda delegeden çizik yedi. Medyada haber olmak, ekranda yer bulmak tartışmalarının en fazla olduğu dönemlerden birini yaşıyoruz.

CHP’nin medyayla ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, ekran boykotu mimarı Tuncay Özkan da delegenin üzerine çizdiği bir diğer isim oldu.

Delege 18 kişilik MYK’dan Aykut Erdoğdu ve Yıldırım Kaya isimlerinin de üzerini çizdi.

İki yardımcısı ve 4 MYK üyesinin ismi partisinin delegeleri tarafından çizilmiş bir genel başkanın durup tekrar düşünmesi gerekmez mi?

Hangisi daha büyük suç?

Bir belediye başkanı olmasını, nikâhını kıymasını geçin, vicdanlı biri, arkadaşının ya da yanında çalışan birinin eşine göz koymaz.

Türkiye son üç gündür Antalya’nın Elmalı ilçesindeki yasak aşk iddialarını konuşuyor.

Bunu konuşalım da, bir belediye başkanının işleyebileceği en büyük suç, nikâhını kıydığı, kocası yanında çalışan adamın karısıyla beraber olmak değildir.

Zarar gören, mutsuz edilen, hakkına girilmiş insanlar var ama kamunun zarar gördüğü bir durum yok.

Bir belediye başkanının işleyebileceği en büyük suç, klasik deyimle, tüyü bitmemiş yetimin hakkını birilerine peşkeş çekmektir.

Olay çarpıcı, kadın güzel ve işin içinde çıplak fotoğraf da var diye gösterdiğimiz ilginin daha fazlasını, yetim hakkı konusunda göstermemiz lazım.

Birincileri değil, sonuncuları merak etmek...

Üniversite giriş sınavında her sene birinciler konuşulur Türkiye’de.

Oysa birincileri değil, sınavda sonuncu gelen illeri konuşmamız lazım.

O illerde öğrenci sayısı kaç, sınıf mevcutları ne, öğretmen açığı var mı, özel okullaşma oranı ne, okul öncesi eğitim alan çocuk sayısı kaç, il milli eğitim müdürlüğünün öğrenci performansı üzerindeki etkisi ne, o ilin aldığı sonuç ile milli gelirden aldığı pay arasında bir ilişki
kurmak mümkün mü?

Hep kazananları konuşuyoruz ama Türkiye’nin kazanması için asıl kaybedenlerin üzerinde durmamız lazım...