TK-1919’un düşündürdükleri...

10 gün sonra, haziran başına geldiğimizde, havayolu şirketlerinin toplam gelir kaybının 250 milyar doları aşması bekleniyor.

Hollanda bayrak taşıyıcısı KLM, İngiliz şirketi Flybe, dünyanın en eski ikinci havayolu şirketi Kolombiyalı Avianca, Alman şirketi Condor iflas başvurusunda bulundu.

Almanya’nın dev şirketi Lufthansa koronavirüs çıktığından beri saat başı 1 milyon euro zarar ediyor.

Alman hükümetine yüzde 25 civarında bir hisse satarak ayakta kalmaya çalışıyor.

Bu global kriz esnasında THY, müthiş bir iş yaparak TK-1919, İstanbul-Samsun uçuşu hatıra bilet kampanyasını başlattı

Yaklaşık 3 milyon insan katıldı ve hatıra bilet oluşturdu bu kampanyada.

THY, milli havayolu olarak, milli bir bayram sırasında tamah etmedi ama hatıra bilet ekranını incelerken keşke bir lira ile 10 lira arasında bağış bölümü de olsaydı diye düşündüm.

Ortalama herkesin bir lira verdiğini düşünsek, 3 milyon lira eder, dev bir havayolu şirketi için devede kulak bir para olsa da çorbada tuzumuz var diye düşünürdük.

Elbette birileri de böyle bir kampanya yapıyor diye THY’ye etmediğini bırakmazdı ama fark etmez.

Bu hatıra bilet işi bence devam etmeli.

Çocuklar için İstanbul-Disneyland, umre ziyareti hayali kuranlar için İstanbul-Mekke, macerayı sevenler için İstanbul-Antarktika, âşıklar için çift kişilik İstanbul-Paris, daha bir sürü hayali bilet üretilebilir, bu biletler küçük rakamlarla satışa sunulabilir.

Bu sayede çorbada tuzumuz olur, pandemi sona erdiğinde yine dünyada en fazla noktaya uçan havayoluna sahip olmakla övünürüz.

Haziranda okullar açılsaydı...

Bir sürü veli çocuğunu okula göndermeyecek, telafi eğitimi alan kadar telafi eğitimi alamayan da olacaktı.

Yemek, servis ücreti üzerindeki tartışmalar daha da alevlenecekti. Evde kalan çocuğun, okulda yemediği yemek, giden serviste boş kalan koltuğu tatsızlıklara yol açacaktı.

Bu sene çok erken başlayan aşırı sıcaklar hazirandan temmuz ortasına kadar öğrencileri çok zorlayacaktı. Türkiye’de kaç sınıfta klima var ki?

Eğitim çarkının yeniden dönmeye başlaması, koronavirüs bulaş sayısında istenen iyileşmenin sağlanmasını geciktirecekti.

Tecrübesiz şehirlere dikkat!

Koronavirüs sürecinde İstanbul başta olmak üzere, hafta sonu sokağa çıkma yasağı olan şehirlerde yaşayanlar tecrübe kazandı. Artık herkes sokağa çıkamadığı dönemde neye, ne kadar ihtiyaç duyduğunu biliyor. Ancak ilk kez ve 4 gün boyunca vatandaşların sokağa çıkma yasağı yaşayacağı şehirler var. Son gün maskesiz, sosyal mesafesiz, panik alışverişleri olursa, o zaman istenen durumun tam aksi bir durumla karşılaşabiliriz. Aman dikkat...

Ben görmedim, siz gördünüz mü?

Marketlerin metrekarelerine göre içeriye alacakları müşteri sayısını belirten bir yazıları olmalı, marketlerde belirli bir kalabalığın üzerine çıkılmamalı. Karar böyle ama ben daha hiç bu kararı uygulayan bir market görmedim.

Sigarasını içtikten sonra boyun seviyesine indirdiği ya da eline aldığı maskeyi tekrar takan çok gördüm ama o maske artık kullanılmamalı diye maske değiştiren hiç görmedim.

 Koronavirüs sürecinde en çok uyduğumuz yasak çocukların sokağa çıkarılmaması yasağı oldu. 12 Eylül’de, nüfus sayımlarında, güvenlik güçleri sokağa çıkma yasağında çocukları görmezden gelirlerdi oysa. Bu kez sokaklarda çocuk görmedim. Sebebi yasaklara saygımız değil, en çok çocuklarımızı koruma arzumuz.

Erkekler daha becerikli, kadınlar daha hamarat

Koronavirüs öncesi ve sonrası hayatımızda değişen şeylerden biri de erkeklerin daha becerikli, kadınların daha hamarat hale gelmesi oldu.

Bir sürü erkek, biraz can sıkıntısından, salgın sırasında eve bir usta sokmak ya da para harcamak istemediği için, evin eksiğini, gediğini gidermekte, küçük tamiratlar ve boya işleri yapmakta daha becerikli hale geldi. Bir de erkekler en çok ekmek yapmaya merak sardı.

Bir sürü kadın, biraz can sıkıntısından biraz rutin dışına çıkmak istediğinden mutfakta daha cesur denemelere başladı. Bu denemelerin bir sebebi de dışarıdan gelen paket ürün ve paket ürünü getiren kişilerden koronavirüs bulaşması ihtimali.

Bir sürü anne ve baba, çocuğuyla birlikte ilk kez bu kadar uzun zaman geçirdikleri için çocuklarını yeni yeni tanımaya başladılar. Eve gelen öğretmenler kesildiği için bir sürü anne ve baba çocuklarıyla birlikte ödev yapmayı öğrendi.