CİHANGİR VE YENİ MEKANLARI…

21 Şubat 2020

Cihangir. çok küçük yaşlarda bir süre oturduğumuz, annemle Taksim’de gezdiğimiz günleri hatırlatan İstanbul’un eski ama hâlâ çok revaçta olan semtlerinden biridir.
1950’lerde orada daha çok gayrimüslim vatandaşlarımız yaşardı. Bu semtin sokaklarında ve caddelerinde her zaman bakımlı ve şık giyimli hanımefendiler ve beyefendiler görürdünüz. Sabahları yolda yürürken herkes birbirine “Günaydın” derdi. Ben de bize selam verenleri akrabamız sanırdım. Hey gidi günler...
Sonradan bu bölge maalesef menfi anlamda değişime uğradı ancak son yıllarda tarih tekerrür etti ve semt yeniden eski güzel günlerine dönmeye başladı. Yeniden oraya yerleşen kültürlü ve sosyal hayatın içindeki insanlar sayesinde kafeler, publar, restoranlar ve geç saatlere kadar açık olan mekanlar arttı.

Şefin başarısı

Geçtiğimiz haftalarda Susam Sokak’taki yeni açılan Emily’s Garden’ı ziyaret ettim. Şefi Servet Evliyazade iyi eğitimli bir genç, daha önce televizyon dünyasında çalışmış ve sonra benim yerim mutfak diyerek eline tavayı almış. Papermoon’da
ünlü şef Pino ile beş yıl çalıştıktan sonra da Sinan Engin’in oğlu Oğulcan Engin tarafından açılan, işletmecisi Şükrü Er olan, muhteşem bir bahçesi bulunan ve geç saatlere kadar servis veren bu mekanın başına geçti.
Şef, yemek öncesi ve sonrasına hitap eden çok güzel peynir, şarküteri ve meyve tabakları yapmış. Sofraya oturduğunuz anda gelen ekşi mayalı ekmekler son derece lezzetli... Burası müzik ve eğlence bir yana, tam bir şef lokantası olmaya aday bir mekan. Hiç haber vermeden gittiğimde elinde tava risotto yapan bir şefle karşılaştım. Beni görünce yardımcısını çağırıp, herkesin duyacağı şekilde “Kumanda sende” demesinden belliydi.

Pizzaya bayıldık!

Yazının devamı...

VADİSTANBUL VE RALPH`S…

7 Şubat 2020

İstanbul’da her geçen gün yeni yerleşim bölgeleri oluşuyor ve yeme-içme sektörü, buralarda yer edinmeye devam ediyor. Kendine sektörel olarak yeni
alanlar yaratıp, büyüyor. Eskiden adından bile bahsedilmeyen bölgeler, birden bire yeme-içme ve eğlencenin merkezi oluveriyor.
Ben de bu yazımda, son zamanlarda yine böyle bir yer olan Vadistanbul’da açıldıktan sonra adından, menüsünden ve sahibi olan şirketten çok bahsedilen Ralph’s isimli restorandan bahsedeceğim.

Kaliteli ve sofistike

Bu merkezin en hareketli caddesinde İstanbul’un en ünlü yiyecek-içecek markaları arasına son oyuncu olarak giren Ralph’s, kaliteli bir dünya mutfağı sergiliyor.
Dekorasyonu son derece etkileyici, biraz Paris mahallelerindeki lokantalar havasında, en önemlisi de aydınlatmadaki sofistike detaylar, insanın gözünü yormuyor. Zaten gerek masalar, gerek bar ve diğer objeler kaliteyi hemen gözler önüne seriyor. Aslında bu mekan öğleleri iş yemekleri, ardından akşamüstü buluşmalarının yapıldığı iş çıkış saatindeyse kokteyl için uğranan ve akşam yemeği ile DJ müziği eşliğinde bir eğlenceyle son bulan bir trende sahip...

Başarıyla gelen lezzet

Burrata peyniriyle başlayıp, dana karpaçyoyla devam eden başlangıç menüsü, şef Serhat Kılıç’ın Tayland ile Dubai’de aldığı eğitim ve daha sonra dünya genelindeki Xuma’larda çalışıp, Türkiye’ye dönmüş olmasına bağlı... Özel ihtisası nedeniyle birçok tabak çok başarılıydı. Karides tempura, yine karidesli kabak mücver, sakız kabağından yaptığı çıtır kalamar, denediğim tatlardan oldu. Müdür Sercan Pulat’a, “Mutfakta Uzak Doğulu bir şef mi var?” diye gayriihtiyari sordum. Özellikle deneyip, çok beğendiğim hambugeri tavsiye etmeden geçemeyeceğim.

Yazının devamı...

İstanbul’un hamburger adresleri…

31 Ocak 2020

İstanbul’un hamburgerle tanışması, rahmetli Bedii Özetman’ın Levent’e açtığı Kral Burger ile olmuştu. Daha sonra İngiltere ve Amerika’da eğitim alıp, Türkiye’ye dönen Mörfi Menahem, 1980’de Moda’da Pub Rally’yi, 1981’de de Nişantaşı’nda Meto Burger’i açmıştı. O yıllarda Moda’daki dükkanını çok iyi hatırlıyorum. Her şeyini ev imkanlarıyla yapardı, en önemli malzemelerinden ekmeği Uno ile çözmüştü. Sos olarak mayonez, mantar ve zeytin ezmesi gibi malzemeler de kullanıyordu. Aslında her iki dükkan da küçüktü, oturma imkanı yok gibiydi ama genç-yaşlı müdavimlerinin kuyruğu hiç bitmiyordu. Daha sonraları Fransa’dan getirdiği hot dog da uzun zaman moda oldu. Sonra her yerde hamburger satılmaya başladı, bilen bilmeyen büfeciler bu işe girdi.

Gerçekler piyasada

Son yıllarda yeniden eskiye dönüldü, birçok semtte yalnızca hamburgerlerini 1-2 spesiyaliteyle satan restoranlar açılmaya başladı. Şimdilerde akşam yemeklerinde ailece gidilen ve içki de içilebilen üst segmentte birçok hamburger restoran mevcut.
Bunlardan son günlerde adından bahsettiren bir tanesi de Will Burger&Bowl.
İlk olarak Beşiktaş Abbasağa’da faaliyete başlamışlar, sahipleri işletmeci Onur Erdoğan ve şef Uğur Terzi, burası aslında biraz mahalle lokantasını andırıyor. Müdavim sayısı son derece fazla, insanlar hem yemek yiyor hem de sosyalleşiyorlar zaten o semt de buna çok uygun, İstanbul’un tarih kokan mahallelerinden biri. Menüsü kısıtlı, en çok tercih edilen hamburger Will, cheese füme ve tandırlı olan. Tatlı olarak da şefin profiterolü meşhur.

Maslak’taki tatlar

Öncelikle belirteyim bu restoranın en hoşuma giden yanı, ‘Bir kitap al bir kitap getir’ isimli kütüphane, ne kadar hoş düşünülmüş!

Yazının devamı...

ANTALYA VE FUARCILIK…

24 Ocak 2020

Antalya, Türk turizminin göz bebeği olmuş bir şehirdir. Yalnız ülkemizin değil; bölge coğrafyasının da bu sektördeki en donanımlı ve en güzel tarihi özelliklerini barındıran şehirlerinin başında gelir. Hatırlarsanız eskiden Avrupa’da Türkiye’den çok İstanbul bilinirdi ve tanınırdı. Bu artık değişti, Antalya daha popüler hale gelip, daha çok bilinmeye başlandı.
Expo 2016’nın kullanımı konusunda şu andaki belirsiz halini bir tarafa bırakırsak, bugünkü yazımda sizlere Antalya’nın turizmine büyük katkı sağlamak amacıyla arı gibi çalışan, 24 yıllık bir maziye sahip ANFAŞ’ın kongre merkezinden bahsetmek istiyorum.
Antalya’ya olan bu defaki seyahatimde Anfaş’ı ziyaret etmemdeki neden uluslararası konaklama, ağırlama ekipmanları ve de yiyecek-içecek fuarları gibi ihtisas fuarlarını incelemekti.
İşini kendi evinde yapıyormuş gibi dikkat eden adeta büyük bir ailenin ferdi gibi çalışan bir ekip var. Fuardaki disiplin, koordinasyon ve tertip beni ANFAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı ile tanışmaya itti.
70’li yaşlarda sadece tahıl ve topraktan elde edilen gıdalarla yani vegan beslenen, kesinlikle işlenmiş gıda yemeyen, benimle buluşmaya gelmeden önce 10 km.’yi 8 kg. yükle koşmuş, odasında spordan kazandığı bir duvar madalyası olan Ali Bıdı, hakikaten enteresan bir iş insanı. Son derece sağlıklı yaşıyor ve önümüzdeki günlerde bir vegan restoranı açacağını söylüyor.

ANFAŞ Fuar alanı

Toplam 40 bin metrekare kapalı alanıyla bin kişilik konferans salonu ve de 50 bin metrekare açık alanıyla ciddi bir fuar merkeziyle karşılaşıyorsunuz. Şehirde bulunduğu mevki itibarıyla çok sayıda katılımcıya ve ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.

Yazının devamı...

İSTANBUL’UN HAZİNELERİ VE RESTORAN 24

17 Ocak 2020

Galata Kulesi ve civarı, son yıllarda çok büyük bir değişime uğradı. Paris’in bazı mahallelerine benziyor. Mesela St. Germain gibi, en lüksünü de buluyorsunuz en basit ihtiyacımızı karşılayacak küçük esnafa da rastlıyorsunuz. Bir zamanlar otobüslerle gelen yüzlerce zengin turisti hatırladım Galata Kulesi’ni görünce, ekalliyet o muhteşem yapıların bir kısmını terk etmiş, işsiz güçsüzler yerleşmiş, esnaf mutsuz, turistleri rahat bırakmayan seyyar satıcılar hâsılı bir karmaşa hakimdi.

Yeni bir ruh...

Bu hafta gittiğimde Beyoğlu Belediyesi zabıtasının bir aracı, meydanın tam ortasında çakarlarını açmış halde güven veriyordu. Trafik düzenlenmiş, esnaf saygılı, geç saatlerde kolluk kuvvetleri dolaşıyor. Birçok dükkan açık ancak ortalıkta pek Avrupalı turist göremedim.
İnşallah o da olur...
Ziyaret ettiğim George’s Hotel, 1900’lü yıllarda yabancı bir mimar tarafından yapılmış. 2011’de iki girişimci tarafından renove edilmiş 20 odalı lüks bir otel. Lobisi odalardan daha etkileyici, en üst üç kattaki manzaraysa doyulmaz nitelikte! Önceki yıllarda çok sık karakter değiştiren mekanı Restoran 24 ise uzman ellere geçince, kesinlikle sahibini bulmuş diyebilirim. Gittiğim akşam bunun işareti, kapıda bekleyenlerin yüzlerindeki ifadeden belliydi.

Eğitimli bir ekip

Öncelikle bu güzel ve eşi benzeri dünyada olmayan, doğduğum, büyüdüğüm ve hayatımı verdiğim şehrin gece manzarasını seyretmek için en iyi noktalardan biri diyebilirim. Koltuklar, masalar her şey buna göre, doğru kurgulanmış. Ekip, coğrafik noktalar konusunda bile eğitilmiş.

Yazının devamı...

KIBRIS’IN İTALYANI

10 Ocak 2020

Dünyada otelcilik son yıllarda ciddi bir değişim içinde... Eskiden genellikle restoranlarında otel misafirleri yemek yer ve kimsenin aklına dışarıdan gidip, bu tatları denemek gelmezdi. Zaten tatil beldelerinde her şey dahil sisteminde a la carte restoran ya bir ya da iki taneydi. Fakat devir değişti, otellerin yıldız sayıları arttı, yeni yapılan tesislerin yüzde 60’ı neredeyse beş yıldızlı oldu. Bunlardan bir kısmının da ‘de luxe’ gibi kaliteleri, isimlerine eklendi. Böylece adından bahsedilir otel misafirleriyle beraber şehrin ya da beldenin diğer otellerinde kalan ziyaretçilerinin de geldiği, ünlü şeflerin çalıştığı ve değişik gastronomi kültürlerinin sergilendiği lokantalar doğdu.

İddialı...

Bugün sizlere göz bebeğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne şehrindeki Merit Royal Oteli’nin Bella Merit isimli İtalyan
lokantasından bahsedeceğim. Manzarası muhteşem ama bunun yanında yılların birikimiyle yarattıkları menü de en az manzara kadar iddialı...
Başlangıçlarda gelen mevsiminde Kıbrıs kuşkonmazıyla yapılan kızarmış sarımsaklı ince ekmek, kavrulmuş badem eşliğinde sunuluyor. Arkasından son zamanların moda tatlarından roka yatağında mozzarella peyniri geliyor. Sıcak antre olarak sırada mantı var. Bu biraz Türk biraz İtalyan tarzında menüye girmiş bir tat. Buharda pişmiş sebzeli ve peynir dolgulusu yapılmış tabii ki yanında süzme yoğurdu ve domates sosuyla servis ediliyor. Arkasından limon soslu sorbeyle bir nefes alınıyor.
Ana yemek olarak benim tercihim pazı dolgulu deniz levreği oldu ancak gördüm ki bu tat oldukça yoğun bir değişime uğramış. Mürekkep balığının mürekkebiyle lezzetlendirilmiş ve dünyaca ünlü Kıbrıs patatesi, bebek havuç ve yörenin kendine mahsus bir ürünü olan kolakas cipsiyle servis edilmiş, yanına da taze soğanlı özel bir sos yapılmış.

Enfes...

Bu arada hoşuma giden bir husus, genel müdür Aybars Kutluba’nın yıllardır Kıbrıs’ta yetişen mamülleri

Yazının devamı...

ŞANS LEZZETLERİ...

3 Ocak 2020

İstanbul’un son 100 yıllık tarihine bakarsak, Abdullah Efendi Lokantası’yla başlayıp, Pandelli ve Beyti’yle devam eden köklü lokantalar karşımıza çıkar. Son dönemdeyse bunları Kanaat, Sunset, Papermoon ve Şans lokantaları takip etmektedir. Gönül ister ki, buraya tarihle özdeşleşen çok daha fazla mekan ismi yazabilelim.
Bugün sizlere Şans’tan bahsedeceğim. Genç ve hayatı başarılarla dolu bir kadın mutfak şefiyle yoluna devam kararı aldı Niso Adato... Şans’ın mutfağında, Ali Sarıgül’le 20 yıl devam etti, şimdi kısa bir aradan sonra bayrak, Melda Farimaz’a emanet...

Klasikler ve yeniler

Şans’ın menüsüne baktığımızda, bir klasikler var ki neredeyse 30 yıldır yerlerini muhafaza ediyorlar. Bir de yeni girenler var tabii ki, menü tam anlamıyla eskiyle yeninin füzyonu olmuş.
Salatalar bölümüne giren keçi peyniri, portakal dilimleri, fırınlanmış pancar fındıklı ballı hardallı sosla, diğer bir tat tahıllı körpe ıspanak salatası kuru meyveler zeytinyağı sosuyla...
Çorbalara gelince, değerli dostum Aclan Acar’la birlikte tattığımız ve çok beğendiğimiz kestane çorbası, yeni tatlardan biri... Başlangıçlar da çok sevdiğim iki tat yerini korumuş, biri pazı dolması diğeri de zeytinyağlı ıspanak kökü. Makarnalardan közlenmiş patlıcanlı penne’yi mutlaka deneyin derim.
Ana yemek olarak aldığımız sote ıspanak ve karnabahar çiçeği eşliğindeki deniz levreği, son derece lezzetliydi. Anadolu’dan yeni bir tat olan ızgara mevsim sebzeleri eşliğinde servis ettikleri pideli şaşlıkla sote sebzeler fırınlanmış bebek patatesle sunulan dana pirzola, yeni tatlardan birer örnek... Tatlı bölümünde taze manda kaymağıyla sunulan kireçte çıtır bal kabağı, klasiklerden sakızlı fırın sütlaç ve değişmeyen lezzet Şans’ın çikolatalı suflesi, hâlâ en çok tercih edilenlerden...

Uyumlu ekip işi

Yazının devamı...