Teknoloji Trendleri ve Türk Girişimleri

14 Şubat 2020

Geçtiğimiz aylarda dikkatimi çeken fakat incelemeye fırsat bulamadığım bir konu vardı. Teknoloji Trendleri ve bizim bu trendleri ne kadar yakalayabildiğimiz. Bu konuda Daniel Eckler adlı bir girişimcinin “Teknoloji Trendleri” sayfasına denk gelmiştim. “Tech Trends from 2020 by Daniel Eckler” diye aratarak ilgili sayfayı bulabilirsiniz.

Hangi trendler var derseniz, gözüme çarpanlar şu şekilde : 3 boyutlu insan, uzay turizmi, drone ile işgücü, drone ile ulaşım, yapay zeka doktorlar, aşçı robotlar, kod yazmadan uygulama geliştirme, interaktif aynalar, ruh sağlığı/teknoloji ile meditasyon, güneş enerjili tasarım, bio maddeler, atık gıdayı azaltma, laboratuvar çıkışlı gıdalar, böcek besinler, bina içi mikro tarlalar, Uber benzeri ulaşım, araç arayüzleri, eve teslimat teknolojileri, otonom araçlar, robotik süreç otomasyonu, biyometrik kimlik, yapay zeka destekli sanat ve süper insan.

Bunlardan hangileri konusunda Türkiye’de girişimler var derseniz, aklıma gelenleri yazayım.

Atık Gıdayı Azaltma

Bu konuda en bilinen örnek FazlaGıda girişimi. 500 Istanbul, Galata Business Angels ve Egiad Melekleri gibi yatırımcılardan yatırım alan girişim tam da atık gıda konusunda faaliyet gösteriyor.

Kod Yazmadan Uygulama Geliştirme

Turkcell’in eski CEO’su Süreyya Ciliv’in de kurucuları arasında olduğu girişim Lowcode diye adlandıran alanda faaliyet gösteriyor.

Ruh Sağlığı/Teknoloji ile Meditasyon

Yazının devamı...

 Girişim Ekosistemi 2019’da Gaza Bastı!

7 Şubat 2020

Startups.watch tarafından her yıl düzenlenen Türkiye Girişim Ekosistemi etkinliği 5 Şubat Çarşamba günü Zorlu PSM ev sahipliğinde gerçekleşti. Tüm etkinlik boyunca benim de paylaştığım istatistikler de dahil olmak üzere tüm notlarım şu şekilde;

Yatırımlar %66 Arttı

Türkiye’de 2018 yılında 109 girişim melek ve girişim sermayelerinden 62 milyon dolar yatırım almıştı. 2019 ilk üç çeyreğinde bu tutarın çok altında bir yatırım gerçekleşmiş ve 2019’un 2018’den daha kötü bir tutarla kapanacağına dair beklentiler yükselmişti. Yatırım ekosistemi 2019 son çeyreğinde gaza bastı ve ardı ardına güzel yatırım haberleri geldi. Türkiye Girişim Ekosistemi 2019’u 94 girişimin 102 milyon dolar yatırım almasıyla kapattı. Bunda Getir’in aldığı 38 milyon dolarlık Seri A yatırımın da etkisi büyük oldu. Getir aldığı yatırım ile tüm yatırımların %37’sini oluşturdu.

Yatırımların %72si 10 Girişime Yapıldı

Getir, Dream Games, Volt Lines, Picus Security, oBilet, Birleşik Ödeme, Mutlubiev, Armut, Martı ve Dekopasaj 102 milyon dolarlık toplam yatırım pastasının %72’sini aldı. Kalan 84 girişim ise toplam yatırımın %28’ini alabildi.

Adet Olarak En Çok Yatırım Fintech’e Yapıldı

Tutar olarak en çok yatırımı Getir’in aldığı büyük yatırımdan dolayı dijital marketler ve market dağıtımı sektörü alırken, adet olarak en çok yatırım fintech dikeyinde yapılmış oldu. 2019 yılında Türkiye’de 17 fintech girişimi yaklaşık 8.4 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım alan fintech girişimleri ise şu şekilde : Akaunting, Bankalarım, BiLira, Birleşik Ödeme, ComPay, Endeksa, Figopara, idverif, kassa, Kobaküs, manibux, manim, Metamorfoz, Moneymo, öde.al, Payfull ve Paym.es oldu.

Yazının devamı...

Global Yatırımlar 294 Milyar Doları Geçti

31 Ocak 2020

Geçtiğimiz sene Crunchbase ve NVCA’dan aldığım bilgilere göre tüm dünyada melek ve girişim sermayeleri (özel sermaye yatırımları hariç) 294 milyar dolar yatırım yapmış. 2018’deki 322 milyar dolarlık yatırıma göre biraz düşüş var fakat yine de son 10 yılın en büyük ikinci tutarı gerçekleşmiş. 294 milyar dolar 32800 girişimi büyütmek için kullanılmış. 2010’daki tutar ise 47.6 milyar dolar civarında. Yani 2010 yılına göre yatırımlar 6 katına çıkmış.

Peki 294 milyar nasıl dağılmış derseniz pastanın %60’ını Amerika ve Çin alıyor. Yani iki ülkedeki girişimlere yapılan yatırım toplamı 176 milyar dolar seviyesinde. Yani kalan %40’ı başka bir deyişle 118 milyar doları dünyada Amerika ve Çin dışındaki diğer ülkeler alıyor. Bu ikiliye Hindistan ve İngiltere’yi de dahil edersek aldıkları pasta %69 ediyor.

Kıta olarak bakarsak tüm Avrupa kıtasında 2019 yılında yapılan yatırım 27.7 milyar dolar. Yani tüm yatırımların %9.4’ü. Sadece Çin’deki yatırım miktarı 53 milyar dolar. Yani tüm Avrupa Çin’in yarısı kadar. Tüm Avrupa Amerika’nın da dörtte biri kadar.

Türkiye ne durumda derseniz Türkiye’deki yatırımlar son 10 yılda 5’e katladı fakat toplam yatırım 50 milyon dolar ile 120 milyon dolar arasında dolaşıyor. Olmamız gereken yer ise her sene 1 milyar dolar yatırım yapılması. Yani potansiyelimizin yaklaşık onda birindeyiz.

Peki ne yaparsak yatırımlarımızı ona katlarız ? Bunun tek bir cevabı yok, köklü bir çok değişiklik yapmak gerekiyor fakat matematiksel olarak en olması gerekeni söyleyim. Aklınıza gelen başarılı girişimleri düşünün. Foriba, Getir, Gittigidiyor, Iyzico, Insider, Markafoni, Peak Games, Sahibinden, Trendyol, Yemeksepeti… bu girişimlerden 10’ar tane daha olması lazım. Peki bu nasıl başarılır derseniz bu girişimlerdeki kurucuların başka kuruculara örnek olması, yol göstermesiyle olur. Aslında ara ara bunun örneklerini görüyoruz. X girişiminden ayrılan 2 girişimci kendi girişimini kurdu, Y milyon dolar yatırım aldı gibi haberler önünüze çıkıyordur. İşte o tip durumların çoğalması lazım. Çünkü o kişiler nasıl büyük düşünüleceğini, nasıl global olunacağını yerinde görüp öğreniyorlar.

Bunun yanı sıra Türk diasporası dediğimiz Türkiye dışındaki ülkelerde girişimci olan, büyük girişimlerde çalışan girişimcilerin, çalışanların da bir şekilde ülkemize kazandırılması gerekiyor. Sadece 3 diaspora girişimimiz BioNTech, Samumed ve Udemy Türkiye merkezli olsaydı, Türkiye’de yapılan yatırım 1.5 milyar dolar artacaktı. Tabi burada o girişimler burada olsaydı o yatırımları alamazdı diyorsunuzdur. O yatırımları da alacak ortamı sağladığımızı varsayıyorum. Bunun için de bu girişimcilere ve onlara inanan yatırımcılara başka hiçbir ülkede bulamayacakları ortamı sağlamak gerekiyor.

Özetlersem, yatırım pastasından çok çok az pay alıyoruz, 294 milyar doların yaklaşık 100 milyon doları Türkiye’de yapılıyor. Bu da üreten değil tüketen toplum olmamıza neden oluyor. Bunu değiştirmek için köklü reformlar, kafa yapısı değişiklikleri şart. Yoksa pastanın kenarından bir ısırık almayı bırakın, sadece pastanın kokusunu alıp kenarda duracağız.

Yazının devamı...

Kurumsal Girişim Sermayesi Kurmalı mı Kurmamalı mı?

10 Ocak 2020

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu formatıyla beraber bankalar son yıllarda ardı ardına kurumsal girişim sermayesi yatırım fonları kurdular. Farklı sektörlerden de TT Ventures, Vestel Ventures, Demirören Ventures, Logo Ventures, Sankonline gibi örneklerimiz mevcut. Fakat geçtiğimiz sene yeni kurulan kurumsal fon sayısı azaldı. İlgi mi azaldı bilmiyorum ama bir yandan daha çok kurumsal girişim sermayesi fonumuz (Corporate Venture Capital, CVC) olmalı diyorum ama bir yandan da doğru amaçla ve doğru bileşenlerle kurulmalı yoksa bu işi yüzümüze gözümüze bulaştırırız diye düşünüyorum. Peki kurumlar neden CVC kuruyor biraz açıklamaya çalışayım.

Finansal Beklenti Nedeniyle CVC Kurmak

Sebeplerden biri firmaların CVC kurmayı finansal fırsat olarak görmesi olabilir. Yani kurumlar da girişim sermayeleri gibi 1 koyup 6-7 yıl içinde 5 almak istiyor olabilir.

Burada karşılaşılabilecek bir problem şu olabilir. CVC’ye ayrılan fon miktarı kurumun cirosuna göre çok çok küçük ise yönetimin her zaman ihmal edeceği, önceliklendirmeyeceği bir konu olabilir. Bu konuda sanırım iki yıl önce dev bir firmanın yöneticisi ile yaptığım sohbeti isim vermeden aktarayım. İlgili yöneticiye “İleride CVC gibi bir yapı düşünüyor msunuz?” diye sormuştum. “Serkan Bey, bizim ciromuz 7 milyar TL civarında. Bir girişime 2 milyon TL yatırım yapıp 5-6 yılda 10 milyon lira olarak geri almak bize çok cazip gelmiyor” demişti. Hak vermiştim, büyük ihtimalle yuvarlayarak söylediği cirodaki küsüratın değişimi çok da etkili bir CVC kurma sebebi değil. Burada belki karşı argüman şu olabilir. Finansal bir beklenti ile CVC kurarken cironuzun 6-7 yıl sonra %10’dan, belki de %20’den fazlasını etkileyecek bir yatırım planı yapılabilir. Yani 2 milyon lira değil de 140 milyon liralık bir yatırım yapıp 6-7 yılda 700 milyon TL olarak geri almak geçerli ve daha etkili bir finansal neden olabilir.

Bir diğer problem de tabiki bir kurum klasik bir VC gibi 6-7 yıl nasıl bekleyecek. Organizasyonlar değişecek, çalışanlar değişecek. Her ne kadar kurumlar orta ve uzun vadeli planlar yapsa da yıl sonunda finansal hesap sorulacak. Eğer CVC portföyündeki şirketlerden ilk yatırımlardan birkaçı kapanırsa moraller bozulacak. “Biz bu işi beceremiyoruz” diyenler çıkacak. O yüzden organizasyonel olarak da bu işi yönetme sürecinde problemler çıkacaktır. Tabi portföydeki girişim sayısının azlığı da bir risk teşkil edebilir. 3 yatırım yapıp 3’ünün de batma olasılığı 10 yatırım yapıp 10’unun da batma olasılığından yüksektir. O nedenle ilk defa CVC kuran kurumların doğru yapıyı kurmaları oldukça önemli. Yoksa finansal olarak 6-7 yıllık plan yapıp ilk 2 yıl tüm yapılan yatırımların boşa çıkması tüm süreci ve inancı yıkacaktır.

Tehditlere Karşı Önlem Olarak CVC Kurmak

Firma örneğin otomotiv sektöründedir. Firmanın yöneticileri elektrikli araçlar, paylaşım ekonomisi, yapay zeka ve otonom araçlarla ilgili gelişmeleri duydukça “acaba 10 yıl sonra biz olmayacak mıyız, şu anki pazar payımızı bile arayacak mıyız ?” gibi sorular karşısında terliyor olabilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için en azından bu tip teknolojilere odaklanmış girişimlere yatırım yapmak için CVC kurulabilir. Bu sayede firmalar hem o alanları daha iyi öğrenmiş, hem de portföyünde çok hızlı büyüyen girişimler varsa tehditleri de fırsata dönüştürme şansı yakalayacaktır. Tabi bunun için tehdidin sadece ülke içinden gelmeyeceğini, teknoloji en hızlı nerede yayılıyorsa orada yatırım yapılması şart. Yani lokal pazardaki fırsatları yakalayım, belki onlar ileride bana rakip olur demek yerine dünyanın neresinde olursa olsun tüm girişimleri takip etmek şart, bu da farklı bir disiplin ve iş ağı gerektiriyor. Örneğin Sony diyince benim aklıma önce müzik ve oyun geliyor. Bu hafta CES fuarında Sony elektrikli otonom araç işine girdiğini duyurdu. Yani tehdidin nereden geleceğini kestirmek de zor. Nereden geleceğini kestirdiniz diyelim, buna karşı iyi bir yatırım portföyü ile bu tehditleri fırsata çevirmek de zor.

Dış İnovasyon Kaynağı Olarak CVC Kurmak

Yazının devamı...

2019’un Öne Çıkan Başlıkları

3 Ocak 2020

Geçtiğimiz yıl ile ilgili yatırım, satın alma konularına rakamlar netleşince değineceğim fakat 2019’da gündemimiz neydi başlıklar halinde anlatayım istedim.

Hazine ve Tübitak Destekli Fonlar

2019’da ekosistemi en meşgul eden konulardan biri buydu. Fon sayısının artması gerektiğini birçok yazdımda vurgulamıştım, Hazine 10 fon ve fon adayı arasından 5 tanesini seçti. Tahminen bu senenin ilk çeyreğinde yeni gelişmeler duyacağız ve bu fonlar yatırım yapmaya başlayacak (İkinci kapanışı için alanlar zaten yatırım yapıyorlar)

Yeni Fonlar

Geçtiğimiz yıl 212 ve Earlybird Digital East ikinci fonları ile Türkiye’de yatırımlara tekrar başladı. Collective Spark da ikinci fonu ile 2018 ortasında yatırımlara başlamıştı, 2019’da da hız kesmeden yatırımlara devam ettiler. Bu sene en çok konuşulan fonlar oldular desek yanlış olmaz sanırım.

Ayağımıza Gelen Marketler

Banabi, Bi Market, Getir, Glovo, istegelsin, Migros Hemen, Scotty ve daha bir çok girişim bu sene frekans anlamında bizlere en çok dokunan girişimler oldu desek yanlış olmaz sanırım. Girenler, çıkanlar, büyüyenler bu sene ekosistemin en çok konuştuğu alan oldu diyebiliriz. Kişisel olarak 2020’de de bu konunun çok konuşulacağını düşünüyorum. Tahminen günlük 100 bin siparişleri bu sene görürüz. Bu tutarlar çok hızlı geçilirse ilk unicorn’u bile görme ihtimalimiz var diyebilirim.

Yazının devamı...

Sosyal Girişimler için Şeffaflık Dönemi Başlıyor!

27 Aralık 2019

Geçtiğimiz hafta "Açık Açık Sosyal Girişim" lansmanındaydım ve sosyal girişim tarafında neler yapılıyor, ne gibi girişimler var görmek açısından oldukça güzel bir etkinlikti. Özellikle de lansmanı yapılan platformla ilgili kafamdaki soruların cevaplarını öğrenmiş oldum. Milliyet okurları için bu soruları platformun paydaşlarından Ashoka Türkiye Ülke Direktörü Zeynep Meydanoğlu ve TEB ÖZEL Bireysel ve Özel Bankacılık Pazarlama Direktörü Hayri Telekoğlu’na sordum.

S.Ünsal : "Açık Açık Sosyal Girişim" nedir?

Zeynep Meydanoğlu: "Açık Açık Sosyal Girişim", Türkiye’deki sosyal girişimlerin tanımlanmasına, desteklenmesine ve teşvik edilmesine katkı sağlamak amacıyla TEB Özel Bankacılığın desteğiyle, Ashoka Türkiye, Açık Açık Derneği ve Türetim Ekonomisi Derneği ortaklığında kurulan bir inisiyatif. Açık, şeffaf, ortak kriter ve prensipleri karşılayan sosyal girişimleri Türkiye’deki sosyal girişim ekosistemini desteklemek, yatırım yapmak, hibe vermek, ürün ya da hizmet satın almak isteyen kişi ve kurumlarla bir araya getiren bir köprü.

Kendi koşulları içinde varoluş nedenini, gelir modelini, etkisini ve finansal bilgileri paylaşarak ve "Açık Açık Sosyal Girişim" beyanını imzalayarak şeffaflık içinde sosyal girişim ekosistemindeki yerini açık açık kamuoyuyla paylaşan tüm sosyal girişimler "Açık Açık Sosyal Girişim" platformuna dahil olabilir.

S.Ünsal : Neden böyle bir platforma ihtiyaç duyuldu?

Zeynep Meydanoğlu: Ticari girişimlerin sağlıklı bir şekilde kurulması ve gelişmesi için dünyada birçok destek ve kontrol mekanizması (ticaret hukuku, ticaret mahkemeleri, denetim firmaları, danışmanlık firmaları, sermaye piyasaları, odalar, birlikler, lobi grupları, melek yatırımcılar, girişim sermayeleri vb.) varken, bugünün ve geleceğin iş modeli olan sosyal girişimler için bu tür mekanizmaların sayısı yok denecek kadar az. "Açık Açık Sosyal Girişim" ’de amacımız bu destek mekanizmalarının oluşturulması için sosyal girişimlerin görünür kılınmasına destek olmak.

S. Ünsal : Kurucu paydaşlar kimler ? Neden böyle bir platforma paydaş olma motivasyonları var?

Yazının devamı...