Beştepe’deki törenden not ettiklerim

Suriye odaklı gelişmelerin Rus uçağının düşürülmesinin ardından sarsıcı bir kriz eşliğinde gündemi belirlediği Ankara’da dün biraz soluklandığımız birkaç saat yaşadık.

Cumhur-başkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nden söz ediyorum.

Tören Beştepe’deydi.

Kültür ve sanat dalındaki ödüller hakkını teslim etme geçidi gibidir.

Bilgi, bilinç ve duygu dünyamızda fasıllar açan; kimi her zaman göz önünde, kulaklarımızda, hatıralarımızda, kimi entelektüel ve yaratıcı seviyesiyle ezberleri bozan, kimi ise sadece bir kesime maledilmişliğin etkisiyle göz ardı edilen şahsiyetler mütevazılıklarıyla alırlar ödülleri.

Dün de öyleydi.

Bir farkla. Bu sefer ödüllere damga vuran ana temayı Cumhurbaşkanı Erdoğan kestirmeden ilan etti:

Yerli ve milli.

Yaşar Usta ağlatmış

Siyasetin yıpratıcı başlıkları söz konusu olduğunda bir kesimin çok mesafeli bulduğu bu ifade konu kültür ve sanat alanına katkı olduğunda bambaşka bir anlam taşıyor.

Erdoğan’ın şu sözlerini not ettik:

“Son 200 yılımızın bu milletin bitişinin, teslimiyetinin beklenişi ile geçtiğine inanıyorum. Yaşadığımız onca badireye, yaptığımız onca hataya, maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen hamdolsun böyle bir durum gerçekleşmedi ama aynı bekleyiş hala sürüyor. Dünyadaki güç dengelerinin, bilim, teknoloji, sanat alanlarını da kapsayacak şekilde Batı’ya kaydığı bir dönemde biz hala kendimiz olmayı, müktesebatımızı korumayı hamdolsun başardık. Yeterli mi? Değil. Bunu artırmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı, “Bu süreçte çok yara aldık, çok kayıplar verdik, çok mevzi kaybettik. Buna rağmen bulunduğumuz yer çok önemlidir” dedikten sonra, ödül vereceği isimleri şöyle tanımladı:

“Bu isimlerin hepsinin ortak özelliği, ‘yerli ve milli’ diyerek ısrarla vurgulamaya çalıştığım çizginin kendi alanlarındaki en mümeyyiz temsilcileri olmalarıdır. Kökleri bu toprakların derinlerine uzanan, mazisi bu milletin geçmişine giden, eserleri buram buram özümüz, mayamız kokan bu değerli kültür sanat ve ilim insanlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

Kimdi bu yerli ve milli isimler?

Sinema alanında Münir Özkul, edebiyat alanında Rasim Özdenören, müzik alanında Orhan Gencebay, sosyal bilimler ve tarih alanında Osmanlının iktisadi ve toplumsal hayatı konusunda üst düzey eserler veren Mehmet Genç, geleneksel sanatlar alanında hat üstadı Hüseyin Kutlu, kültür-sanat vefa ödülü kapsamında ise merhum Cemil Meriç.

Cumhur-başkanı, fakir ama gururlu fabrika işçisi Yaşar Usta’yı anlatırken, “beni güldürdüğü kadar ağlattı da” dedi.

Orhan Baba tarifindeki terminoloji ise epey dikkat çekiciydi:

“Bir dönem çok avami olarak telaki edilen, öyle görülen veya gösterilen, itilen kalkılan, adeta yok edilmeye çalışan bir müzik türünün en verimli en kıymetli temsilcisidir. Geçmişte başkalarının yanında Gencebay’ı ve müziği eleştiren ama muhtemelen yalnız kaldığında yine onu dinleyenlerin olduğunu da biliyorum.”

Cemil Meriç’i ise, “Bilgi sonu gelmeyen bir fetihtir” sözüyle selamladı.

Ödül verme anının protokoler bir havada geçmesini önleyen de yine kendisi oldu.

Ödül alanların eşini, çocuğunu, torununu hatta damadını, gelinini sahneye davet ederek törendeki yerli ve milli havayı pekiştirdi.

Beştepe’de telif sofrası

Törenin ardından geçtiğimiz resepsiyon alanında sunulan canlı müzikte Gencebay’ın şarkıları çoğunluktaydı.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün evsahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde düzenlenen son törende de Ahmet Kaya şarkıları dinlemiştik.

Resepsiyonda ödül alanlarla ve aileleriyle Cumhurbaşkanı arasında hoş sohbetler oldu.

Erdoğan’ın, Orhan Gencebay-Sevim Emre çiftiyle sohbetinden gazeteciler için haber de çıktı.

Müzik eserlerinin telif hakları konusunda uzun yıllardır mücadele eden, bu konuda zamanında örgütlü bir çaba da gösteren Gencebay konuyu yeniden gündeme getirerek, özellikle dijital platformlar ve sanal mecrada büyük haksızlıklar yaşandığını söyledi.

“Hukuki çalışmalar yapıyorum, Kültür Bakanlığı’na iletiyorum ancak iki yılda bir kadrolar değiştiği için başa dönüyorum” diyerek Erdoğan’dan yardım istedi.

“Bu işe dijital hırsızlık denebilir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’a sorunun çözümü için talimat verirken, Gencebay’a da, “Siz katılacak isimleri belirleyin Beştepe’de bir sofra kuralım bu konuda. Hiç vakit kaybetmeden yapalım bunu” dedi.

Böylece, Beştepe’de geleneksel hale gelmeye başlayan sofralardan birinin “telif hakları” konusunda da kurulacağı anlaşılmış oldu.

Rusya özeti

Törenden kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Rusya krizine dönük açıklamalarını dinlemiştik.

Kalın, çeşitli düzeylerde temas olduğunu, Türkiye’nin gerilimden yana olmadığını söylemişti.

Resepsiyonda Rusya ile yaşanan krize ilişkin sohbet ettiğimiz kaynaklardan aldığım özet de şöyle: Rusya yönetimi ile doğrudan kanallar hala kapalı.

Tansiyonun zirve noktaya çıkmasının ardından son üç gündür yatay bir seyir izlemesi, Rusya Başbakanı Medvedev’in simetrik yanıt vermemeyi tercih ettikleri yolundaki açıklama umut verici.

Gerilimin düşürülmesi için Putin üzerinde etkili olabilecek iki kritik isim Ankara tarafından devreye sokulmuş durumda.

Ve krizden önce 15 Aralık’ta Rusya’da düzenlenmesi planlanan yüksek düzeyli işbirliği zirvesinin gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.