Çağın Hastalığı Tiktok

30 Kasım 2019

Facebook, Instagram, Youtube derken şimdilerin en çok konuşulan trend uygulaması Tiktok. TikTok, kullanıcıların önemli anlarını kısa video olarak paylaştığı platformdur. Türkiye'de ve dünyada milyonlarca kullanıcısı olan TikTok hem telefonda hem de bilgisayarda kullanılabiliyor. Geçenler de nedir ne değildir diye girdim, Gördüklerime inanamadım. Yurdumun çeşitli yerlerinde genci yaşlısı replikler ya da karaoke eşliğinde inanılmaz yeteneklerini gösteriyorlar. Özellikle genç kızlarda teşhircilik ön planda! Teşhirciliğin legalize edilmesinde ve normalleştirilmesinde kullanılan uygulamalardan biri bence Tiktok!Yoğun filtreler, hızlandırmalar, cut'lar ve efektlerle programı kullanan kişi normalden çok daha güzel görünüyor; ses inceltme ve dizi replikleri ile normalden daha tatlı olunuyor; müzik ve dans ile daha cool ve seksi olmak kolaylaşıyor:)

Tiktok 'da ki insanların, özellikle genç kızların %99 aynı yani kıyafetleri hal ve tavırlar.. Hepsi süslenmiş, açılmış, saçılmış, dekolteli şeyler giymiş; erkekler ise garip kılıklar içinde halden hale giriyorlar.Amaç ünlü olmak mı,takipçi kazanmak mı,ya da milletçe delirdik mi:)?

İşin ahlak boyutuna bakacak olursak, temeldeki teşhircilik ve beğenilme arzusu; oyuncu gibi rollere bürünme ,üretmekle yaratmakla alakası olmayan ve tamamen cinsellik ve popülarite beklentisi olan ve bunu Tiktok'un arkasına saklanıp uygulamayı sadece kullanıyorum tarzında arkasına saklanmak ise inanılmaz bir trajedi!

Kullanıcıların aileleri çocuklarının bu programları kullandıklarını biliyorlar mı?Bilseler tepkileri acaba ne yönde olurdu?Ben bir an çocuğumun kullandığını düşündüm,iki dakika sonra kafamı salladım!Çocuklarımızı teknolojinin olumsuzluklarından uzak tutmak için her önlemi almalıyız! Faydadan çok zarara yol açan uygulamalardan ne kadar uzak kalırsak kadar sağlıklı olacağımızın da kanısındayım.

Yazının devamı...

Stres Yönetimi

10 Kasım 2019

Günümüzdeki her hastalığın ilk etkenlerinden biridir stres..Stressiz hayat sanırım mümkün değil. Peki stresle yaşamayı nasıl öğreniriz ya da stresimizi en aza nasıl indiririz?Stres çoğu zaman kişilerin özel yaşamını, iş hayatını ve ileri seviyede olduğunda psikolojik / fizyolojik sağlığını olumsuz etkileyen bir unsurdur. Stres yaşanan duruma ya da olaya bir tepkidir. Organizmamızın üstesinden gelmesi gereken bir durumla karşılaştığında verdiği tepkidir,zorlantıdır. Bu tepkinin fizyolojik boyutları çoğunlukla dışarıdan gözlemlenebilir. Eğer nabızda,terlemede artış, mide kasılmaları, kasların gerginleşmesi, nefesin daralması,kalbin hızlı atmasında bir durum gözlemliyorsanız muhtemelen stres altındasınızdır.... Tepki sadece fizyolojik değil duygusal durumdada oluşur. Yoğun streste birey konsantre olmakta güçlük çeker, duygular daha yoğun ve kontrol etmesi güç bir hal alır.Bu sebeplerden insan ilişkileri ve iş ilişkilerinde problemler ortaya çıkar. Daha da ötesinde psikosomatik rahatsızlıklar dediğimiz psikolojik kökenli fiziksel şikayetler oluşur. Stresin olumsuz yanlarından bu kadar bahsetmişken olumlu yanlarını da unutmamak gerekir. Stres belli bir dozda olduğunda zararlı olmasının aksine yararlıdır. Birey fiziksel hem de düşünsel,duygusal anlamda harekete geçirir. Hiç stresin olmaması aşırı olması kadar uzmanları endişelendirir.
Herkesin stres eşiği farklıdır. Aynı olaya karşı iki kişi farklı düzeyde stres hissedebilir. Hatta aynı kişi aynı olaya farklı zamanlarda farklı oranda stres hissedebilir. Yani asıl belirleyici olan stres yaratan etkenden daha çok bireyin bu etkene ne kadar önem verdiği ve onunla başetme konusunda kendini ne kadar yeterli gördüğüdür.
Stresten kurtulmak için ,okuyun,plan yapın,her gününüzü analiz edin,sağlıklı beslenin,gerektiği zaman stresten uzak durun.Eğer bu durumları hayatınıza uyarlarsanız,değişime hazır olursanız,stresi büyük ölçüde hayatınızdan kaldırır ,daha mutlu bir yaşama adım atmış olursunuz.Unutmayın sağlıklı ve sakin düşünemezsek problem çözme yeteneğimizi verimli olarak kullanamayız.

Herkese mutlu şahane bir gün diliyorum

Yazının devamı...

Mükemmel Anne

8 Kasım 2019

Anne olmadan önceki hayatımı hatırlamıyorum bile. Hiç tanımadığım yıllardır varlığını bile bilmediğim bir Can nasıl oldu da hayatımın odak noktası oldu inanılır gibi değil. Annemin ‘Anne olunca anlarsın ‘sözü o dönemler bir kucağımdan girip diğerinden çıksa da şimdilerde okadar önem taşıyor ki..

29 yaşında anne olmaya karar vermiştim. 3 yıllık evliydik eşim çocukları çok sevmeyen bir yapıya sahipti. Ne yapsam nerde güzel çocuk göstersem hiç ilgi alanına dahi girmiyor, yüzünde tebessüm bile uyandıramıyordum. Biz hayatın tadını çıkaralım, ülke keşfedelim daha gezelim derken bundan 4 yıl önce yakın arkadaşlarımızla tatildeyken gündemimizde tek konu çocuk sahibi olmakla ilgiliydi.

Arkadaşlarım uzun yıllardır çocuk sahibi olmak istiyorlardı. Bir çok yolu denemelerine rağmen sonuç hep olumsuzlukla sonlanıyordu.Tüp bebek tedavisi gibi zorlu süreçleri de hüsranla sonuçlanmıştı. Simay ‘Sen nezaman anne olmak istiyorsun? ‘dediğinde o an düşünmediğimizi söyledim. 20 yaşında genç insanların bile hastane kapılarında anne olabilmek için çabaladığını görünce belki fikrin değişir arkadaşım dedi. O ana kadar düşünmediğim hatta aklımın ucundan bile geçmeyen uzunca süre rafa kaldırdığımız ‘Çocuk sahibi’ olma fikrini eşimle de paylaştım.Ya hiç anne ya da baba olamasaydık? Tam biz hazırken evren bize ‘Anne baba olamazsınız’ deseydi ne yapardık?

Eşimle uzun fikir alışverişimizden sonra ikimiz de hazır olduğumuzu artık bu kararı ertelememiz gerektiğini ciddi anlamda düşünmeye başladık. Serkan’dan hiç böyle bir tepki beklemezken O’nun da konuya sıcak bakması benim de düşüncelerimi pozitife yönlendirmişti. Öyle ki sokakta yürürken bile gözlerim bebek arıyordu:) Gel zaman git zaman anne olma duygusu beni ele geçirmişti. Hergün nasıl bir bebeğe sahip olacağımı hayal ediyor ve beğendiğim bebek fotolarını buzdolabıma yapıştırıyordum.

Eylül ayı tüm önemli kararlarımı aldığım bana uğur getiren ayda oğlumuza hamile olduğumu öğrendim. Acaba doğru mu iki çizgi yani pozitif mi şimdi diye sevincimden eşimi de arayıp ağladığımı hatırlıyorum. Evet artık uzun zamandır hayalini kurduğum anneliği yaşayacaktım. Ogünden kitaplar okumaya başlamıştım.Mükemmel bir anne olmalıydım. Herşeyin en iyisi en özeli çocuğum için olmalıydı. Herşeyin kitaplarda yazdığı gibi olmadığını Kuzey’i kucağıma aldığım gün öğrenmeye başlamıştım.

Yazının devamı...

Çocukla İletişim

21 Ekim 2019

Çocuklarınızla en iyi iletişim kurmak aranızdaki sevgiden geçer. Peki çocuklarımızla nasıl iletişim kurmalıyız?

Onu kabul eden cümlelerle onlara yaklaşmanız size her zaman artı kazandırır. Çocuğunuz onu sevdiğinizden emin olmalıdır. Ona bağırmanız ya da ona tehditli cümlelerle yargılamanız inatçılık gibi farklı huylar geliştirmesine neden olabilir.

Onun da bir birey olduğunu kabullenin ve Ona saygı duyun. O’nunda fikirleri ve eylemleri var tıpkı sizler gibi. Onu dikkatle dinleyin. Günün nasıl geçtiğini, okulda neler yaptığını sorun.

O’nu önemseyin. 0’na değer verdiğinizi hissetsin. 2 yaşında bile olsa size harika fikirler sunabilirler. Onların bizden çok daha geniş bir hayal dünyası var. Her zaman aranızda kurallarınız olsun. İstemediğiniz birşeyi yaptığında ona bunu durumu tek tek anlatın ve sınırlarınızı belirleyin.

Çocuğunuza karşı her zaman dürüst olun. İşe gideceğiniz zamanı bilsin, O’nu kandırmayın. O’nu korkutmak için yalanlar söylemeyin, bu durum çocuğunuzun ruh sağlığına zarar verebilir. Her zaman tutarlı olun. Bir söylediğinizle diğer söylediğiniz arasında uyum olsun.

O’nunla bağırarak değil her zaman O’nunla sakin konuşun. O’nu anlayın. Verdiğiniz sözleri daima tutun. Çocuğunuzu geçiştirmek için ona geçici yalanlar söylemeyin. Her zaman destekleyici olun.

Unutmayın çocuğunuzun her zaman yanında olamayacaksınız, ona kendi kanatları ile uçması için fırsat tanıyın bunu yaparken de bir nefes kadar arkasında olduğunuzun güvenini hissettirin kendisine.

Yasaklamalar yapmayın bunun yerine beraber uygulamalar yapın. Devamlı yasaklanan çocuk özgür olamaz ve artık birşeyleri yapamaz hale gelir. Her zaman O’nu güzel şeyler yapması için teşvik edin.Toplumda nasıl bireyler görmek istiyorsanız evladınızı o şekilde yetiştirin.

Yazının devamı...

Çocukla Geçen Zaman

15 Ekim 2019

Çocuklarımız hayattaki en değerli varlıklarımız. Onlarsız bir dünya hayal bile edemeyiz. Her şeyin en iyisi onlar için olsun isteriz. Peki onlarla kaliteli zaman geçiriyormuşuz?

Çocuğunuzla geçirdiğiniz kaliteli zaman,çocuğun duygusal ve düşüncesel gelişimi için oldukça önemlidir. Önce çocuğunuzun fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanıyor olmalıdır.

Çocuk doğduğu andan itibaren anne ve babanın hem fiziksel hem de duygusal ilgisine ihtiyaç duyar. Bebeğin altını değiştirmek, karnını doyurmak, tüm ihtiyaçlarını karşılamak fiziksel ilgidir;bebeğinizle oynamak onunla ilgilenmek, onu güldürmek duygusal ihtiyaçlarının karşılar.Bu ihtiyaçları karşılanan bebek anne ve babasıyla sağlıklı ilişki kurar. Kısacası sağlıklı ve dengeli bir ilişki kurulmuş olur bu şekilde. Ayrıca güvenli bir ortam da oluşmuş olur.

- Siz ayrı iş, çocuk ayrı işle uğraşırken kaliteli vakit geçirilmez.İletişim en önemli etkendir. Çocuğunuzu dinlemeli onunla göz teması kurmalı ve onu anlamalısınız.

- Aktivite olmaksızın karşılıklı sohbet etmek de kaliteli zaman geçirmek demektir. Ona okuldaki günün nasıl geçtiğini ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinin nasıl gittiğini anlatmasını sağlayacak sorular sorabilirsiniz.Bu şekilde çocuk kendisi ile ilgilenildiğini hisseder.. Duygu ve düşüncelerini belirtmeyi, aynı zamanda dinlemeyi ve dinlediği şeye göre cevap vermeyi öğrenir, böylelikle diğer insanlar ile olan iletişimi çok daha iyi olur, iletişim kurmakta zorluk çekmez ve soru sormaktan çekinmez.

- Çocuğunuza kızdığı ve sevdiği şeyleri sorun.Onu iyi tanıyın. Biliyorsunuz ki O sizden farklı ve kararları olan bir birey. Çocuğunuzla aranızda empati dengesini kurarsanız onun dünyasından da hayata bakabilirsiniz. Ortak noktada buluşabilirsiniz.

- Çocuğunuza kitaplar okumak, onunla aktivite yapmak, beraber yürüyüşe gitmek, piknik yapmak, oyun oynamak hem güzel zaman geçirmenizi hem de çocuğunuzla anı biriktirmenizi sağlar. Böylelikle çocuk, ilgi alanlarının önemsendiğini dolayısıyla kendisinin de önemsendiğinin farkına varır ve kendine olan güveni gelişir. Sevilen çocuk hayata başka açıdan bakar,empati duygusu gelişir, toplumda kendini daha iyi ifade eder. Onlarla geçirdiğiniz her an da sizi en mutlu eden anları oluşturur. Sevgiyle ,ilgiyle mutlulukla kalmanız dileğimle..

Yazının devamı...