FİTNE ÜZERİNE

Bozgunculuk, nifak, ara bozma, karıştırıcı anlamına gelen “fitne” kelimesini Ömer Hayyam da bir beytinde kullanır.

Ne zaman ki toprağımı kalıba döktüler,

Nice fitne toprağımdan sökün ettiler.

Olamam ben bundan ziyade iyi,

Potadan beni böyle dışa döktüler.

Hayyam fitnenin insanın doğasından, varoluşundan geldiğini söylese de çoğu kötü huy gibi fitne de çocukluktan başlayan bir eğitim yanlışı sonucu oluşur. Özellikle küçük yaşlarda aile içinde yapılması gereken eğitim sırasında, büyüklerin konuşma ve davranışlarına bakarak edinilen bu alışkanlık, ne yazık ki köklüdür ve insan büyüdükçe o da büyür.

Fitne bir nevi çekememezlik içerir, kıskançlık duygusuyla insanları birbirine düşürmek, olmamış veya olan küçük olayları büyüterek insandan insana nakletmek, duyduğu ve kendinde kalması gereken bir sözü veya gördüğü ve görmezden gelmesi gereken bir olayı başkalarına aktarmak, insanları birbirine düşman etmeye çalışmak fitne olarak değerlendirilebilir. Fitne çok geniş kapsamlı bir deyimdir. Nakli ilimlerde de kendine yer bulur. İmtihan, iyi veya kötü şeylerle deneme, manevi çöküntü, dini, toplumsal ve siyasi kargaşa çıkartma anlamlarında da kullanılır.

“Fitne” Kur’an-ı Kerim’de de kötü (öldürmekten daha şiddetli bir suç) bir davranış olarak nitelenir. Çoğu ayet ve hadiste fitneden, onun yaratacağı kargaşa ve toplumsal bozulmadan kaçınılması istenir. Bu değerlendirmede, İslâm’ın yayılmaya başladığı ilk iki asırda yaşayanların şahit oldukları çalkantıların bıraktığı derin izlerin payı büyüktür. Özellikle Hz. Osman’ın şehit edilmesi olayı Müslümanların dini ve siyasi kamplara bölünmesine yol açan ihtilaflar. Daha sonra Sünni-Şii ayrışmasına, bu ayrımın giderek kökleşmesine neden olan ve gelecek kuşakları derinden etkileyen olaylar fitnenin başlangıcı kabul edilir. İslâm dünyası fitneden çok çeker ve çekmeye devam etmektedir. Aynı inancı kabul eden insanların zaman içinde ortaya çıkan farklı inanış şekilleri, araya fitne girince büyük düşmanlıklara dönüşmektedir. İslâm ülkeleri arasında bir birlik sağlanamamasının en görünür nedenlerinden biri de fitnedir.

Toplum içinde oluşturulan fitne, aynı inanca sahip insanlar arasında çok kan dökülmesine, başlangıçta olduğu gibi bir siyasi ve ekonomik birlik kurulamamasına yol açmaktadır. Yönetim gücünü sürekli elinde tutmak isteyen yöneticilerin fitneyi bir araç olarak kullanmaları, zaman zaman toplumlarda büyük ayrışmalara, ülkenin taraflar arasında bölünmesine ve istikrarın bozulmasına yol açmaktadır.

Sosyal medyanın bu kadar büyük ve kolay erişilebilir olduğu günümüzde fitnenin yarattığı ayrışma da çok büyük boyutlara erişebilmektedir. Fitne yalnızca kişilerin kendi eylemleri sonucu oluşmaz, bir ülke için örgütlü bir şekilde fitne üretmekte mümkündür. Hemen her şeyin kötü ve yanlış olduğu konusunda yaygın bir kanaat oluşturmaya çalışmak, giderek ülke insanını yılgınlığa ve neme lazımcılığa yöneltmektedir. Günümüzde toplumları yılgınlığa sevk etmenin, gelecek beklentilerini törpülemenin en kolay ve başarılı yolunun fitne olduğunu düşünmekteyim.

Yazıma başlarken de söylemeye çalıştığım gibi “fitne” bir dönem bizim kültürümüzde var olan fakat ne yazık ki çoğunluk tarafından unutulmuş bir kelime. Bazı toplumlarda büyük yıkımlara ve yok oluşlara yol açan fitnenin son dönemlerde bizim toplumuzda da kendine geniş bir uygulama alanı bulduğunu hep birlikte görmekteyiz. Özgür düşüncenin ve düşündüklerini özgürce açıklamanın mümkün olmadığı toplumlarda fitne kendine geniş bir uygulama alanı bulur. Haberleşmenin bu kadar geniş bir uygulama alanına sahip olmadığı dönemlerde fitnenin yarattığı kargaşadan büyük sıkıntılar çekmiş toplumların, çok daha geniş ve rahat haberleşme imkânı olan günümüzde hâlâ özgür düşünceye karşı çıkmaları ne kadar akılcı bir yoldur?

Fikir ve ifade özgürlüğünün sınırları ne kadar geniş olursa fitne de kendine o kadar dar bir alan bulacaktır. Günümüz uygarlık anlayışı da bunu gerektirmektedir. Kendini ifade etmekte, düşüncelerini dile getirmekte sıkıntı yaşayan insanlar, giderek radikalleşmede ve kendilerini ifade için gerektiğinde farkına varmadan fitneye başvurmakta bir sakınca görmemektedirler. Kendi insanımızın bilerek veya bilmeden yarattığı fitne, elden ele, kulaktan kulağa büyüyerek geri dönmekte, kendi hayal ürünü olarak ortaya çıkan fitneye bu kere kendi de inanmaktadır. Bir toplumun önde gelen, yönetime talip olan insanlarının fitneden uzak durması gerekir. Düşünmelidirler ki, bir toplumun ahlaki seviyesindeki buna benzer bozulmalar yaygınlaşır ve bir kültür haline gelirse tedavisi zor olur. Yönetimler ve yöneticiler er geç değişir, ama alışkanlıkların değişmesi zordur. Uzun ve yaygın bir eğitim gerektirir. Dilerim bir an önce hemen her gün gerek internet gerekse sosyal medya vasıtasıyla hepimize ulaşan ve giderek yaygınlaşan bu kötü huydan bir an önce kurtuluruz. Anlaşılan, başkaca yollara başvurmadan kendimizi ifade etmek için çok daha geniş bir özgürlük alanına ihtiyacımız var. Geçmiş bize göstermektedir ki, insanların özgürlük alanları daraldıkça, dedikodu şeklinde başlayan söylemler giderek fitneye dönüşmekte ve toplumda büyük rahatsızlıklar yaratmaktadır.

Çalım satarken nergis bin gamzeyle,

Gözün yüz fitne saldı dünyaya

Hâfız