Sinan Genim

Sinan Genim

sinan@sinangenim.com

Tüm Yazıları

Gerçek kültür, birlikte yaşamanın doğurduğu zenginliktir. Homeros’un mirası da Anadolu’nun çok sesli tarihinin en güçlü yankısıdır…

Homeros’un mirası

Antik Hellen’in en büyük destanları “İlyada” ve “Odysseia”yı oluşturduğu kabul edilen Homeros’un yaşamına dair hemen hiçbir bilgi yoktur. Ancak çoğu tarihçi, onun MÖ VIII. ya da IX. yüzyılda yaşamış bir “İon” olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Büyük bir olasılıkla sözlü geleneğe dayanarak “İlyada”yı oluşturduğu, “Odysseia”nın oluşmasına da esin kaynağı olduğu söylenir. Bu görüş ne kadar doğrudur bilinmez. Homeros’un yaşadığı dönemde böylesine büyük bir destanın yazılı hâle getirilmesinin mümkün olmadığını; bu destanları anlatanların ezberinde bulunduğunu ve sözlü bir gelenek olarak varlıklarını sürdürdüklerini kabul etmek gerekir.

Haberin Devamı

Homeros’un mirası

Bazı bilim insanları, Anadolu’nun batı bölgesinde gelişen bu destanların MÖ VI. yüzyılda İonya’dan Yunanistan’a getirildiklerini öne sürmektedir. Homeros’un soyundan geldiklerini ileri süren ve “Homerosoğulları” ismiyle anılan bir grubun, bu destanları şarkı biçiminde okudukları da bilinmektedir. Günümüzde de şarkı biçiminde okunan dizelerin, yazılı metinden ziyade ezber yoluyla öğrenildiği görülmektedir. Çocuk yaşta ezberlenen metinlerin köklü olduğu ve hayat boyu unutulmadığı da bilinir.

Homeros’un mirası

İlahiler

“İlyada” ve “Odysseia” destanlarının yanı sıra, Homeros’a ait olduğu ileri sürülen ve tanrılara seslenen, günümüze ulaşamayan otuz dört şiir-ilahinin varlığını bilmekteyiz. Önceleri Homeros’a atfedilen bu şiirlerin, gerçekte farklı dönemlerde, adları bilinmeyen kişiler tarafından oluşturulduğu da ileri sürülmektedir.

Homeros’un mirası

Anadolu’nun önemi

Konunun ilginç yanı, Antik Hellen edebiyatının temel eserleri olduğu kabul edilen bu iki destanın, Yunan ana karasında yaşayan bir kişi tarafından değil; Sakız Adası veya Smyrna (İzmir) doğumlu bir İyonyalı tarafından oluşturulmuş olmasıdır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu destanların Yunan ana karasına geçişi ve orada okunmaları için iki-üç yüz yıllık bir sürenin geçmiş olması gerekir. Bunun yanı sıra, gerçekte Homeros isimli bir ozan yaşamış olsa bile, bu destanları yaratan veya derleyen tek bir ozan olmadığını düşünen araştırmacılar da mevcuttur. Bu düşüncenin ana temeli, her iki destanda kullanılan İyon ve Aioli diyalektiklerindeki üslup farklılığıdır. Bazı araştırmacılar ise bu durumun, Homeros’un “İlyada”yı gençliğinde, “Odysseia”yı ise yaşlılığında oluşturmasından kaynaklandığına inanmaktadır.

Haberin Devamı

Bir rivayete göre Homeros kördür; eğer bu doğruysa, destanların gelecek kuşaklara aktarılmasının yazılı değil, ezbere dayandığı açıktır. Homeros üzerine yazılan kitaplarda ve ansiklopedi maddelerinde çoğunlukla her iki destanın yazılı olduğundan söz edilmektedir. Ancak günümüzden yaklaşık üç bin yıl önce oluşturulduğu söylenen bu iki destanın hangi kalemle, hangi malzeme üzerine yazıldığını düşünmek gerekir ki bunun mümkün olmadığı açıktır. Kanımızca, her iki destan da çok uzun yıllar boyunca insanların belleklerinde yaşamış, çok daha sonraları yazıya alınarak günümüze ulaşmış olmalıdır.

Haberin Devamı

Attika diline uyarlama

Homeros’u eski Yunanca aslından dilimize çeviren Azra Erhat ve A. Kadir (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu), “İlyada ve Odysseia’yı Yunanistan’a kim getirmiş olursa olsun, destanları yazılı metin olarak getirmiş ve Atina’da kopya ettirmiştir. Bu kopyalar düzenlenirken metinde ufak tefek değişiklikler yapılmıştır. Aslının İon-Aiol lehçesi, elden geldiğince ve kuralları bozmamak koşuluyla Attika diline uydurulmuştur.” diyerek düşüncelerini açıklarlar. “İlyada” destanı 16 bin dizeden oluşmaktadır. Söz konusu dönemde kâğıt bulunmadığından, bu tür metinlerin tabaklanmış derilere yazıldığı bilinmektedir. Ancak 16 bin dizenin kaç adet tabaklanmış deriye sığabileceği konusunda herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir.

MÖ VI. yüzyılda önce her ne kadar deri üzerine yazılmış bazı metinler bulunmuş olsa da “Parşömen” adıyla anılan bu yazı malzemesinin yaygın olarak kullanımı, MÖ 197-160 yılları arasında hüküm süren Bergama Kralı II. Eumenes döneminde başlamıştır. Bu nedenle, deri yazı malzemesi tekniğinin Bergama’da geliştirilmesi sonucu “Pergament” adını almış ve Batı dillerinde “Parşömen” kelimesiyle ifade edilmiştir.

Haberin Devamı

MÖ IV. yüzyılın başlarında Alkidamas, Khalkis’te Homeros ile Hesiodos arasında yapılan bir şiir yarışmasının kurgusal anlatımını dile getirir. Herkes bu yarışmayı Homeros’un kazanacağını beklerken, Hesiodos’un tüm soruları ve bulmacaları kolaylıkla yanıtladığı görülür. Ardından iki şairin eserlerinden pasajlar okuması istenir. Hesiodos, “İşler ve Günler”in başlangıç bölümünü seçer; Homeros ise “İlyada”dan aldığı, düşmanla yüz yüze gelen Hellen savaşçılarını anlatan bölümünü okur.

Yargıç ödülü Hesiodos’a verir; gerekçe olarak da hayvancılığı öven bir şairin, savaş ve katliamları anlatan bir şairden daha yüce olduğunu söyler.

Başlangıç: Anadolu

Halikarnaslı Herodotos, “Yunanlılar için tanrıların soy zincirini tertipleyen, tanrıların sıfatlarını, görevlerini, kendilerine özgü niteliklerini belirten görünüşlerini anlatan onlardır. Onlardan önce geldiklerini söyleyen şairler, bence onlardan sonradır. Bu konularda, başta söylediklerim için Dodona rahibesine dayanıyorum; ama Hesiodos’la Homeros’la ilgili olan sondaki gözlemler benimdir.” demektedir.

Atina’nın, dolayısıyla Hellen kültürünün yükselişi, MÖ 560-510 yılları arasında Peisistratos ve oğullarının egemenliği döneminde başlar. “İlyada” ve “Odysseia”nın Yunan ana karasına ulaşması da bu yıllara rastlamaktadır. Hellen alfabesi, MÖ IV. yüzyılın sonlarına doğru alfadan omegaya doğru sıralanan yirmi dört harften oluşan, İyon tabanlı Öklid alfabesinin bir varyasyonudur.

Her iki destan için de MÖ VI. yüzyılda henüz oluşmamış bir alfabe esas alınarak yapılan düzenlemenin yazılı değil, sözlü olduğu açıktır. Ancak ne yazık ki, kendi “Barbar” geçmişlerine uygar bir başlangıç yaratmak isteyen Batı dünyası, Anadolu kökenli her türlü atılımı Hellen kültürüne mal etmede büyük bir başarı göstermiştir.

Homeros’un mirası

Yunan ana karası

Günümüz Yunan ana karası, tarihinin hiçbir döneminde birlikte yaşama kültürüne sahip olmamıştır. Her inançtan, her ırktan, her renkten ve her dilden insanların bir arada yaşadığı toplumlar kültür üretir. Çünkü Aristoteles’in binlerce yıl önceden belirttiği gibi: “Kültür şehirlerde oluşur; birbirine benzer insanlar ise bir şehir oluşturamaz.”

Bugün özellikle Batı dünyasının ulaştığı kültürel birikimin temeli Mezopotamya, Mısır ve Anadolu kökenlidir. Anadolu’nun batı kıyılarında gelişen kültürün Hellen kültürü olarak yorumlanması, Batı’nın geçmişini meşrulaştırma arzusunun bir yansımasıdır.

Çalışan kazanır

Var olan taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları ile destan ve efsaneleri yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Ülkemizin geçmişinde yer alan ya da uzak coğrafyalardan getirdiğimiz kültürü anlamak ve yaşayanlarımız için zengin bir gelecek yaratmak amacıyla bu çalışmaları bizim yapmamız gerekiyor. Bu türden çalışmaların, hemen her kültürel oluşumu “Nalıncı keseri” misali kendine mal eden Batı anlayışını -zorda olsa- değiştireceğini düşünmekteyim.

Gerek Fatih Sultan Mehmed’e gerekse Mustafa Kemal Atatürk’e mal edilen “Truva’nın intikamını aldık” sözlerini tekrar etmenin hiçbir faydası olmadığını belirtmek isterim. Elbette askerî başarıların önemi vardır; ama esas olan, yüz yıllar boyunca tekrar edilerek insanların hafızasına neredeyse silinmez biçimde yerleşen anlayışı, somut verilerle değiştirmek için çalışmaktır.

Bugünkü anlayışın kolay kolay değişeceğini ummak, bir hayalin gerçekleşmesi kadar zordur; ancak önemli olan, insanın hayalini gerçekleştirmek için çalışmasıdır. Hiç unutmamak gerekir ki bugün insanlığın ulaştığı ileri yaşam düzeyi, bazı insanların hayallerini gerçekleştirmek uğruna yaptıkları çalışmalara borçludur.

Sanırım, bugün yaşadığımız coğrafyanın insanlığa armağan ettiği Homeros’a karşı bir borcumuz var. Şimdilerde, kendi vatanı dışında bir sürgün gibi varlığını sürdüren Homeros’un, ait olduğu topraklara iade edilmesi gerekiyor.

Anonim, “Homeros”, Ana Britannica, 11, İstanbul, 1986-1988, s. 178-179.

Homeros, (Çev. Azra Erhat-A. Kadir), İlyada, İstanbul, 2016.

Herodotos, (Çev. Müntekim Ökmen), Herodot Tarihi, İstanbul, 2002.