SADAKAT ÜZERİNE

Arapça sıdk, dostluk, vefâlılık, içten bağlılık, doğruluk, yürek doğruluğu anlamına gelen

“sadakat” sözlüklerde, “kendisine iyilik edene, lütufta bulunup koruyana minnet ve şükran duyguları ile bağlanma, bu bağlılığa yakışır şekilde davranma, hainlik ve döneklik etmeme, vefâkarlık gösterme” olarak açıklanmaktadır.

Sadakatli ise “dostluğu ve bağlılığı içten, yürekten olan, hakikatli, vefâkar, sadık” anlamına gelirken, sadakatsiz, “dostluk ve bağlılığında dürüstlük ve samimiyet bulunmayan, sâdık olmayan, hakîkatsiz, vefâsız” olarak tarif edilmektedir.

Farabi ve Gazzalî

Farabi, sadakati kör ve kölece inanç seviyesi, Gazzalî de “taklit” seviyesi olarak açıklar. İnsan kendinden çok daha fazla değer biçtiği döneminin hükümdarına, ülkesine, şehrine ve hatta bir kişiye kendini adayabilir. Bazı kişiler ise sadakat duygusundan çok çıkarı için sadık görünür, kendini olduğundan az gösterir, çoğunlukla alçak gönüllü olduğundan değil, işine geldiği için öyle davranır. Bu davranış her ne kadar sadakat gibi gözükse de aksine alçakça bir davranış, olduğundan farklı görünmek, gerçek kimliğini saklamak olarak değerlendirilmelidir. Çünkü iyilik sahtekarlıkla bir arada yürümez, bir dönem üstü örtülebilen sahte davranışlar en ufak bir zorlanmada gerçek yüzünü gösterir.

Sadakat, çıkar beklentisi veya korku üzerine kurulduğu zaman uzun süre varlığını sürdüremez. Sadakat, gerçek dostluk, yanlış ve hatalar konusunda uyarmak ve uyarılmak şeklinde olursa uzun bir süre boyunca varlığını muhafaza edebilir. Gerekli uyarılar, yumuşak bir şekilde, hatta geçmişte çoğu kez gördüğümüz gibi bir başka örnek üzerinden yapılırsa daha uygun olur. Dilimizde bir deyiş vardır; “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla”. Duyduğumuz bazı şeyleri itiraz etmeden sabırla dinlemek, üzerinde düşünmek gerekir. Dostluklarda, dalkavukluktan, yaltaklanmadan ve pohpohlamaktan kaçınmak lazımdır.

İnsan kendine hayrandır

İnsan, doğası gereği kendine hayrandır, dalkavukluktan, çevresinin kendisine yaltaklanmasından, pohpohlanmaktan bir süre haz etmez görünse de, uzun vadede bir nevi şeytani olan bu duygulara esir olabilir. Her şeyi hoşumuza gidecek şekilde anlatan, gerçeklerden söz etmeyen, sahtekar insanlarla kuşatılabilir, bu da insanı yanılgıya, yanlış hükümler vermeye sürükler. Genellikle çevremizde bulunan bu tür insanlar iki yüzlüdür ve sadakati ilk terk edenler de çoğunlukla onlardır.

Voltaire

Voltaire, 1707 yılına doğru İngilizlerin kazandığı bir savaş sonrası başkomutan Milord Boldmind ile Barèges kaplıcalarında karşılaşan ve engizisyon ile içli dışlı olan Kont Médroso arasında geçen bir diyaloğu aktarır.

Boldmind - Demek siz dominicain rahiplerinin çavuşusunuz? Ne kötü meslek o!

Médroso - Doğru, ama onların kurbanı olmaktansa uşağı olmayı, kendimi kebap ettirmektense benzerlerimi yakmayı yeğ tuttum.

-

Bodmind - Ne iğrenç seçenek!

Bazı sâdakatler

Bazı sadakatler gerçek olmayıp, tercih nedeni olabilir. Sadakat yani kişiye bağlılık yerine birlikte olma duygusunu pekiştirmek gerekir. Elbette her birliğin bir yöneticisi, lideri olacaktır. Birlikte olma duygusu çok şeyin başarılmasını, gerek oluştuğu toplumun gerekse mensubu oldukları ülkenin ilerlemesini sağlar. İnsanlığın varoluşundan beri varlığını sürdüren gerek ilkel toplumlar, kabileler gerekse devletler ne kadar büyük bir birliktelik oluşturdularsa o kadar başarılı olmuşlardır. Elbette birliği oluşturan kişilerin gelişmiş sadakat duyguları olacaktır. Ancak bu sadakat kişiden çok birliğe, birlikteliğe olan sadakattir. Bu birlik vasıtasıyla yapılan işin övüncü, yalnızca kişiye değil birliğe, birlikteliğe ait olacağı için herkes birlikteliğin getirdiği bu övüncü paylaşacak, yapılan işten kendine pay çıkaracaktır.

Yalnızca kişiye atfedilen başarılar kısa süreliğine taktir edilse de, uzayan zaman içinde birlikteliği oluşturan kişilerin bazılarının gölgede kalmasına, kıskançlık ve çekememezlik duygusunun büyümesine yol açar. Başarıyı tek başına üstlenen kişi ise terk edilemeyecek hale geldiğini düşünerek, birlikteliğin devamı yerine hemen herkesin kendisine biat etmesini bekler olacaktır. Bu durum birlikteliğin bozulmasına, önceleri kendi içinden, daha sonraları ise birliktelik dışından aykırı seslerin yükselmesine, birlikteliğin zaafa uğramasına yol açacaktır.

Çıkar beklentisi

Başlangıçta birlikteliğin oluşturduğu sadakat duygusu yerini, çıkarın, beklentilerin oluştuğu bir anlayışa bırakır. Küçük birliktelikler içinde karşılanabilen, çıkar ilişkisine dayalı sadakat, giderek büyüyen birliktelikler içinde karşılanamaz hale gelir. Çünkü herkes bir başkasının sadakatini sorgulamaya, sadakati oranında pay alıp almadığını düşünmeye başlar. Başlangıçta tam anlaşılamayan bu durum bir süre sonra gün ışığına çıkar ve yalan yanlış bilgilerle sadakat duygusunun büyüklüğü gösterilmeye çalışılır ki, kendi aldığı pay büyüsün.

Ancak hiçbir birliktelik giderek artan bu pay alma isteğini karşılayacak büyüklüğü sürdüremez. Tarih bize çoğu devletin artık hükmünü sürdüremeyeceği sınırlara eriştikten, yağma ve talan sonucu elde edilen gelirlerin düşmesi sonucu paylaşılacak malın azalmasıyla son bulduğunu göstermektedir. Modern toplumlar kişisel sadakat yerine, bir ideal etrafında birleşen birlikteliklerin başarılı olduğunu, bulundukları toplumlara refah ve zenginlik getirdiklerini göstermektedir.

Gelecek hiçbir şey üretmeyen, körü körüne, hiçbir şey düşünmeden bağlılık taşıyan toplumlar yerine, oluşturulan birliğe karşı liyakat taşıyan insanların çoğunlukta olduğu ülkelerin başarılı olduğunu gösterecektir.

 

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

Önemli olan kişisel değil, birlik olmanın başarısıdır.