Kelimelere eşitlik!

Hepimiz aynı dili konuşurken sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde kullanılan kelime sayısının daha az olması çok çarpıcı değil mi! Sanki kelimeler de parayla satılıyor gibi! Bu eşitsizlik, bu ailelerde büyüyen çocukların, ileride okuduklarını anlamalarını zorlaştırıyor

Kelimelere eşitlik

Bilimsel araştırmalar, yüksek sosyoekonomik düzeyden ailelerde yetişen çocukların 4 yaşına geldiklerinde 45 milyon kelime duyduklarını, oysa düşük sosyoekonomik seviyede yetişen çocukların sadece 13 milyon kelime duyduklarını gösteriyor. Türkiye’nin 2018 PISA sonuçlarına göre, sosyoekonomik olarak en üst yüzde 25’lik dilimde yer alan öğrencilerin ortalama okuma puanı 513 iken en alt yüzde 25’lik dilimdekilerin 437. Aradaki fark büyük oranda erken çocukluk döneminden başlayan bu eşitsizlikten kaynaklanıyor. 

Aradaki 32 milyon kelimelik farkı kapatabilmek için çocukları küçük yaşlardan itibaren kitaplar aracılığıyla yeni kelimeler ve kavramlarla tanıştırmak büyük önem taşıyor.  Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), daha fazla çocuğun erken yaşta kitaplarla buluşmasını sağlayarak dil gelişimlerini, yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini desteklemek amacıyla Okuyan Bir Gelecek platformunu (www.okuyanbirgelecek.org) kurdu. 

Ünlüler ses verdi

AÇEV’in Okuyan Bir Gelecek platformunu ziyaret eden çocuklar ünlü sanatçıların sesinden kitapları dinlerken ebeveynler de çocuklarının dil ve zihinsel gelişimine destek olacak kitaplara ulaşabiliyor. Fazıl Say’ın müzikleriyle destek olduğu projede çocuk kitaplarına Beren Saat, Cem Yılmaz, Demet Evgar, Fatih Türkmenoğlu, Genco Erkal, Selçuk Yöntem, Songül Öden ve Yekta Kopan ses veriyor. 

Kelimelere eşitlik

Salgın da olumsuz etkiledi

Türkiye’de 5-6 yaş çocuklarının yüzde 71’inin evinde 3’ten az çocuk kitabı ya da resimli kitap bulunduğunu belirten AÇEV Genel Müdürü Burcu Gündüz Maşalacı, “İçinde bulunduğumuz salgın dönemi maalesef bu eşitsizlikleri daha da derinleştirdi. Salgın öncesinde de birçok araştırma, gelir ve eğitim düzeyi azaldıkça ebeveynlerin çocuklarını desteklemeye yönelik bilgi ve becerileri ile ev ortamındaki öğrenme materyallerinin miktarının azaldığını bizlere söylüyordu. Ancak salgın nedeniyle okul ve mahalle ortamında sunulan imkânlardan mahrum kalan çocuklar, ev ortamında olan kaynaklarla sınırlı kaldı” şeklinde konuştu. 

Bağış yapmak mümkün

Okuyan Bir Gelecek platformu, 16 adet yayınevi, 42 yazar, 41 çizerin desteğiyle Kidega ve İhtiyaç Haritası’nın çözüm ortaklığıyla hayata geçiriliyor. Çocuklara gönderilmek üzere hazırlanan sette AÇEV’in erken çocukluk uzmanları tarafından seçilen 5 resimli hikâye kitabı, kitap etkinlik yönergeleri, 1 çocuk dergisi, 1 resim defteri ve kuru boya seti yer alıyor. Kitaplar, Kidega kitap satış platformu üzerinden satın alınarak 120 TL’lik setler oluşturuluyor. 3747’ye SMS göndererek ya da FonZip üzerinden istenilen miktarda bağış yaparak, daha çok çocuğun projeden faydalanmasına destek olunabiliyor.

Kelimelere eşitlik

Dil gelişimi için kitapla tanışma

Okuyan Bir Gelecek platformu sayesinde binlerce çocuğun evine ilk kez kitap gireceğini vurgulayan AÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Ayşecan Özyeğin Oktay, “Dil gelişimi gibi temel yetkinliklerin geliştirilmesi, çocuklarımızın geleceği için tartışmasız öneme sahip. Dil gelişimi için de onları mümkün olduğu kadar erken kitaplarla tanıştırmak gerekiyor. Çocuklar bu dönemde ne verirseniz alıyor, geliştirerek size yansıtıyor” dedi.

Beş yıl önce ‘Okuyan Bir Gelecek’ hedefiyle yola çıktıklarını belirten Özyeğin Oktay, “Bugün ise projemizi dijital bir platforma taşıyarak daha çok kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu platform sayesinde hedefimiz, 100 bin çocuğu kitaplarla buluşturmak. Bir çocuğun bile kitapla buluştuğunu, kitapların dünyasına girdiğini düşünmek bizi çok heyecanlandırıyor” şeklinde konuştu.

Kelimelere eşitlik

Ayşecan Özyeğin Oktay

 

Dil de mi şans!  

Proje için kendi bestelerini ve klasik eserleri yorumlayan, aynı zamanda ünlü isimlerin projeye destek için bir araya getirilmesine büyük emek veren Fazıl Say ise projeyle ilgili şunları söyledi: “Ankara’da edebiyatla içli dışlı bir ailede büyüyen bir çocuk olarak, kitapların zihinsel ve entelektüel gelişim için ne kadar önemli olduğunu, bir çocuğun dünyasını anlamada ve anlatmada kelimelerin önemini çok iyi biliyorum. Erken yaşlardaki çocuklar için dil gelişimi çok önemli bir konu fakat benim çocukluğumda yakaladığım şans, her aile için mümkün olmuyor. Bu sebeple bu alanda yapılacak her çalışmanın çok önemli olduğuna inanıyorum ve elimden gelen desteği vermeye gayret ediyorum.”

Makarnanın hamurunu teknolojiyle yoğuruyor

Fiyatının ucuzluğu ve yapımının kolaylığı nedeniyle ‘öğrenci evlerinin göz bebeği’ olan makarnaya bir haller oluyor! Sebzeli çeşitleriyle diyet menülerine bile girdi. 40 yıldan bu yana un ve yem üretimi yapan Tellioğlu Şirketler Grubu’nun üretim hattından çıkan ürünlerin çeşitliliğine baktığımızda makarnanın sınıf atlayışını da görmemiz mümkün.

Tellioğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve İhracat Direktörü Buse Tellioğlu Altındiş, “Tellioğlu Un olarak 2009 yılında ihracat yapmaya başladık. 2022 itibariyle 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Dolayısıyla, standart ürünler haricinde her müşteri için ayrı ürün çalışıyoruz” diyor.

Organik una talep

Tellioğlu, butik makarna üretiminin geldiği noktayı ise şöyle anlatıyor: “Asya ülkeleri için noodle unu, organik sertifikalı un gibi ürünler üretiyorken Afrika pazarı için Fransız bageti unu, Körfez ülkeleri için baklavalık un yapıyoruz. İç pazarda da yeni bir ürün üreten firmalar için demo şefimiz ile birlikte Ar-Ge yapıyoruz. Örneğin İtalyan tipi pizzalar için ürettiğimiz Tipo 00 pizza unu ve el açması makarnalar için ince irmik, sarı un çok rağbet görüyor.”

Bonatelli markasıyla organik, bakliyat unlu ve sebzeli makarnalar üretmeye başladıklarını da anlatan Buse Tellioğlu, “Bu özel segment çok ilgi görmeye başladı. Undan mamul bu yeni ürünümüz ile yine aynı şekilde ihracata başladık. Şu an Katar, Dubai ve Hong Kong’a Bonatelli makarna ihraç etmekteyiz” diyor.

Bakliyat unundan

Yurt içinde sürpriz bir şekilde bakliyat makarnaları ve sebzeli makarnaların tercih edilmeye başlandığını söyleyen Tellioğlu, özellikle pandemi döneminde ön plana çıkan daha çok sebze tüketme trendinin makarnaya da yansıdığını söylüyor. Tellioğlu’nun verdiği bilgilere göre, nohut unlu, kırmızı mercimek unlu, yeşil mercimek unlu, çavdar unundan, siyez unundan, spelt dinkel unundan, Ispanaklı, pancarlı, zerdeçallı, bal kabaklı, ısırgan otlu, kapya biberli makarnalar pandemi döneminde daha çok talep görmeye başlamış. 

Kelimelere eşitlik

Buse Tellioğlu Altındiş

Hızlı büyüyor 

Şirketin her yıl cirosunun yüzde 2’sini Ar-Ge ve inovasyona ayırdıklarını anlatan Buse Tellioğlu Altındiş, “En son pandemiden önce, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından yürütülen, katma değerli ihracatımızın artırılması amacıyla Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşma çalışmalarına odaklanmış İnoSuit - İnovasyon Odaklı Mentorluk Programı’nda yer aldık. 2019 yılında 250 milyon TL olan ciromuzu 2020’de 300 milyon TL’ye çıkardık. 2021’de ise yüzde 15’lik ciro artışı hedefliyoruz. Bu hedeflere ilerlerken elbette kaliteyi birinci sırada konumlandırıyoruz” diyor. 

Yeşil fabrika

Makine, altyapı, yazılım gibi alanlarda yatırımlarını sürdüren şirket, son dönemde organik un, organik makarna ve güneş enerjisi yatırımlarıyla birlikte yaklaşık 10 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirmiş. 2020 yılı itibarıyla karbon salımını en aza indirmek hedefiyle elektrik enerjilerini güneşten sağlamaya başlayıp daha yeşil bir fabrika haline gelmişler.

Kelimelere eşitlik

Sanatı çok özlemişiz

 

Pilevneli üç yıl aradan sonra Refik Anadol’un yeni kişisel sergisini açtı. Dolapdere Pilevneli Sanat Galerisi’ndeki sergiyi, açıldığı 19 Mart’tan bu yana 32 bin kişi ziyaret etti. Pandemi şartlarında kısıtlı ziyaret saatleri ve kişi sınırlamasına rağmen üstelik. Sergi için sanatseverler, en fazla 70 kişilik gruplar halinde içeriye alındı. Her grup sonrasında ortam havalandırıldı arkasından diğer grup içeri girdi. Her gün maksimum 1000 kişinin gezebildiği sergi için dışarda da yüzlerce insan kuyrukta sıra bekledi. Pandemide sanata hasret kalan insanların oluşturduğu sıranın bir ucu neredeyse Cumhuriyet Caddesi’ne kadar uzandı. “Makine Hatıraları: Uzay” adlı sergi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin özel desteğiyle, BMW, İBB iştiraklerinden Kültür AŞ ve Samsung Galaxy S21 Serisi ana sponsorluğunda hayata geçti.

Beyoğlu Belediyesi’nin de destek verdiği serginin katılımcı sponsorları ABC Deterjan, Atelier Rebul, Fuudy, Jotun, Kahve Dünyası Algötür, MG International Fragrance Company, Swissôtel The Bosphorus oldu. 

Serginin ilk bölümü “Hatıralar”, Refik Anadol’un yapay zekâ yardımıyla uzayla ilgili henüz yorumlanmamış, ham görsel verileri topladığı ve onları pigmentlere dönüştürdüğü bir dizi dinamik veri tablosu sunuyor. Eser, Uzay teleskopları ve diğer uydular tarafından kaydedilen ve şimdiye kadar bir sanat eserinde kullanılan en büyük uzay temalı veri kümesi olan 2 milyondan fazla görüntüden yararlanıyor.

İkinci bölüm “Düşler” ise üç boyutlu veri heykelleri ve 15 dakikalık, mekânla bütünleşik bir yapay zekâ sineması enstalasyonundan oluşuyor. En son 3D baskı teknikleriyle oluşturulan veri heykelleri Hubble, ISS ve Mars teleskoplarının görsel hatıralarından esinlenen sentetik manzaraları temsil ediyor ve hem dünyanın hem de diğer gök cisimlerinin topolojilerinden oluşan veri noktaları arasındaki çoklu ağ akışını alternatif bir perspektiften sergiliyor. 

Kelimelere eşitlik