Posta kutusundaki anne

Posta kutusunu yuvası yapan dişi büyük baştankara, anneliğin bir canlıyı ne kadar korkusuz ve özverili yapabileceğini gösterdi bana

Kömür siyahı gözleri ile öylece bakıyordu bana. O gözlerde korku yoktu. Kararlılık vardı. Posta kutusundaki anne, kendisinden binlerce defa daha büyük ve güçlü olan benden korkmuyordu.
Dişi büyük baştankara (Parus major) o yıl yuva olarak, güvenli bulduğu için, iki kapı sütunundan birinin içine yerleştirilmiş posta kutusunu seçti. Eşi ile birlikte günlerce, akıl almayacak kadar çeşitli malzemeyi, tek tek, kim bilir nerelerden bulup buluşturup kutuya taşıdı. Önce incecik dal parçaları, sonra otlar ve yapraklar yerlerini aldı. Kutu giderek doldu ve içindeki yuva şekillendi. En son, yumuşacık, sıcak ama nefes alan “hav” döşendi yuvaya. Bunca havı da nereden bulduğunu anlayamadım.
Sonra yumurtaları gördüm. Her iki günde bir tek tek artan yumurtaların sayısı yedi olunca anne özenle üstüne yattı yumurtalarının. Ve günlerce ancak bir-iki dakikalığına kalktı kuluçkadan. Zaman zaman posta kutusunun kapağını açıp onu ürkütmeden fotoğrafını çektim. Öylece baktı bana.
Birkaç gün sonra elimi yavaşça uzatıp başını okşadığımda da kılı kıpırdamadı. Yumurtalarını en büyük tehlike karşısında bile terk etmeyeceğini
o zaman anladım. Anneliğin bir canlıyı ne denli korkusuz ve özverili yapabileceğini de. Kendi canı tehlikede olabilirdi ama o bunu umursamıyordu. O küçücük kuşa saygım ve hayranlığım daha da arttı.
Sonra kocaman kara gözleri kapalı, sapsarı, tüysüz yavrular, yine tek tek kabuklarını kırıp yumurtalardan çıktılar. Bana hep açlarmış, hiç doymayacaklarmış gibi gelen yedi yavru. Ne zaman kutunun kapısını açsam beni anneleri zannedip kafalarını kaldırarak hemen o koca ağızlarını açtılar.
Dişi baştankara, eşi ile beraber haftalarca durmak dinlenmek bilmeden yavrularına yiyecek taşıdı. Hemen her iki veya beş dakikada bir gagalarında mutlaka bir tırtıl, bir kelebekle gelip inanılmaz bir şaşmaz dikkatle her defasında yiyeceği başka bir yavrunun ağzına koydular. Sonra, uyardığım postacının artık mektup atmadığı delikten uçarak yeniden yiyecek bulmaya gittiler. Her gün şafaktan alacakaranlık basıncaya kadar. O kömür siyahı gözlerinde bir tek gün olsun yorgunluk, bezginlik görmedim.
Anne baştankaraya yavrularını uçurduğu zaman tekrar tekrar ve dikkatle baktım. Özellikle gözlerine. O gözlerdeki gururu, mutluluğu bugün bile unutmuyorum.
Posta kutusundaki anne, yavruları ile gurur duyuyordu. Ben de onunla.
Bütün dişiler annedir. Günleri kutlu olsun.

Amatörlük!
Sportif-amatör balıkçılık, adı üstünde, gelir elde etmek için yapılmayan bir etkinliktir. Dünyanın her yerinde, sportif balıkçılık yapmak isteyenler belge almak zorundadır. Hatta ABD ve AB’de, yaşadığınız yerden başka bir ilde veya eyalette amatör balıkçılık yapacaksanız, ayrıca günlük, haftalık ruhsat gerekir.
Av ve Yaban Hayatı Vakfı yıllardır teşvik ettiği ve artık genel bir uygulama haline gelmiş ancak 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası’nda yer almayan bu zorunluluğun yeni yasaya eklenmesi için çaba göstermektedir. Tarım Bakanlığı da balık kaynaklarına çok zarar veren bu başıboşluğa son vermek istemektedir.
CHP milletvekili Onur Öymen, üstelik AB’ye yollama yaparak, maddeye karşı çıkmış! AKP milletvekili de “eğlence ve gıda temini için amatör! balıkçılık yapanların” belge almaları zorunluluğunun yasa tasarısından çıkarılması için önerge vermiş! Ve Öymen’in desteği ile kabul edilmiş.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendjik “CHP bir felaket!” demiş.