Avrupa ve Kürtler

Avrupa ve Kürtler


     ÖZDEN Samberk değerli bir diplomatımızdır. Son olarak Londra Büyükelçimizdi, şimdi TESEV adlı araştırma vakfının başkanıdır. Kendisiyle AB sürecinde karşılaşacağımız "azınlıklar" konusunu görüştüm.
       Kürtler, Avrupalıların anladığı anlamda, özel topluluk ayrıcalıkları verilmesi gereken bir "azınlık" mıdır?
       Samberk'in cevabı:
     - Hayır... AB'nin öngördüğü azıklıklar Balkan ülkelerindeki gibi azınlıkları ifade eder.
       Ne demek bu?
     - Yugoslavya'daki azınlıklar gibi, Romanya'daki Macarlar gibi... 'Azınlık sorunu' iki ülkenin birbirinden toprak talep etmesi veya bir etnik grubun başka bir devlete katılmak istemesi biçimindeki devletler arasında egemenlik ve sınır problemleri yaratan sorunlardır.
       AB bu tür sınır ve egemenlik sorunları yaratan azınlık gerilimlerini çözmeden bu ülkeleri almak istemiyor.
       * * *
     AVRUPA ülkelerindeki azınlık ve etnisite sorunları genelde din farkıyla bütünleşmiştir. İşte Kuzey İrlanda'da, Yugoslavya'da, Doğu Avrupa'da etnik azınlıklar aynı zamanda din azınlıklarıdır.
       Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar birbirleriyle evlenmemişler, aralarında sosyal entegrasyon gelişmemiştir. Prof. Anthony Birch de "Nationalism and National Integration" adlı eserinde bunu vurgular.
       İslamda ise "Müslümanlar kardeştir." Osmanlı'da ümmet geleneğine dayalı "Müslüman azınlık yoktur" bilinci daima güçlü olmuş, bu ilke Lozan'da temelleri atılan milli devletimizin de ilkelerinden birini oluşturmuştur.
       Prof. Kemal Karpat'ın "Türk Demokrasi Tarihi"nde yazdığı gibi, laik Atatürk de Türk olmayan Balkanlı Müslümanları göçmen olarak Türkiye'ye kabul ederken, Hıristiyan Türkleri kabul etmemiştir. Sanıyorum, entegre olmayacaklarını düşünmüştür.
       Müslüman kardeşliğinin yanında, Türkiye'nin kentleşme, ekonomik dinamizm ve sosyal gelişme düzeyi sayesinde Türklerle Kürtler daha bir iç içe geçmiştir.
       * * *
     KÜRTLER bu kadar kaynaşmışlarsa ve Balkanlar'daki türden bir azınlık değilse, çözüm mutlaka üniter devlet içerisinde olacaktır: Federasyon değil, bireysel anlamda kültürel ifade özgürlüğünün genişletilmesi...
       Sayın Samberk diyor ki:
     - AB'de kesinlikle ulus devlet ve üniter devlet kavramlarına karşı bir görüş ve hukuki metin yoktur. Türkiye'ye ulus devlet ilkesine aykırı bir baskı da yoktur. Ama bireysel ifade hürriyetini geliştirmemiz lazımdır.
       Üniter devletten başka hiçbir devlet modeli Türkiye'deki Kürt meselesini çözemez, daha içinden çıkılmaz hale getirir, çok daha feci dramlara yol açar.
       Federasyon ya da etnik temele dayalı bölgesel otonomi modelleri bu tür sorunları çözmek şöyle dursun daha da azdırmaktadır. (Mikulas Teich, The National Question in Europe, sf. 142)
       Türkiye'de üniter devlet, "vatanın bütünlüğü" kadar önemlidir.
       Ankara'da Günter Verheugen'in yaptığı temaslar ve öneriler de gösteriyor ki, Avrupalı olmak için Türkiye'nin liberalleşmesi ve sivilleşmesi gerekiyor ama üniter devlet ilkesi AB üyeliğimize engel değil. Hatta Samberk "Avrupa da ulus devletler Avrupasıdır" diyor ki haklıdır.

     Yarın: Kürtler azınlık mı?



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr