Baltalar nasıl gömüldü?

- Evet, ben şiir okudum diye mahkûm edildiğimde Bülent Eczacıbaşı çok takdir ettiğim bir tavır ortaya koymuştu, doğru. Ama yargıyı eleştirmemiş, yasanın değiştirilmesini istemişti. Şimdi ise iki davada yargıya baskı yapılıyor, ilgimiz olmadığı halde bizi de hedef alarak...Yani Orhan Pamuk ve Yücel Aşkın davaları.Ama Başbakan da Ermeni konferansını durduran mahkemeyi eleştirmemiş miydi? Bu konuda Başbakan danışmanlarına diyor ki:- Ben verilmiş bir kararı eleştirdim, bu hukuka uygundur. Şimdi ise devam eden yargılamayı eleştiriyorlar, baskı altına almak için CHP'nin de katıldığı bir süreçte gösteriler bile yapıyorlar. Bu hukuka aykırıdır.Danışmanlar bu ayrıntıların kamuoyuna açıklanmasını öneriyor. Başbakan'ın cevabı:- Hayır. Benim bu çıkışı yapmam gerekiyordu, yaptım. Artık noktayı koydum. Tartışmayı devam ettirmenin anlamı yok.Başbakan'ın çıkış yapmasının sebebi neydi? Bunu aşağıda yazacağım, şimdi 'trafiğe' devam edelim. TÜSİAD ile hükümet arasında kavga cuma gecesi birkaç saatlik 'telefon trafiği' ile çözüldü. Önce hükümet tarafı... Başbakan danışmanlarına diyor ki: Eskiden beri Başbakan'ın yakın arkadaşı olan Cüneyd Zapsu, Başbakan'ın 'Noktayı koydum' demesinden önce, cuma öğleden sonra, bazı TÜSİAD yöneticilerine telefon açıyor:- Başbakan çok sinirli, pire için yorganı yakabilir. Siz kavgayı sürdürmeyin.Zapsu cumartesi günü TÜSİAD'ın yapacağı "tavır belirleme toplantısı"ndan sert bir bildiri çıkmasını önlemek istiyor.Adalet Bakanı Cemil Çiçek, TÜSİAD'ın eski başkanları Bülent Eczacıbaşı ve Tuncay Özilhan ile şimdiki başkanı Ömer Sabancı'ya telefon açıyor:- Bu telefonu kendi inisiyatifimle açıyorum. Söylenecekler söylendi, artık bu gerilim bitmeli. Ekonomi, borsa, her şey olumsuz etkilenir. Ben maaşıyla geçinen bir insanım, bundan en çok da patronlar zarar görür. Artık bitsin bu gerilim.Onlar da Çiçek'e gerilimi kendilerinin de istemediğini belirtiyorlar. Buzlar eriyor.Cüneyd Zapsu tekrar devreye giriyor, "Hükümet de gerilim istemiyor" diyor.Telefon trafiğinde önemli bir isim de Egemen Bağış, Başbakan'ın en yakınındaki isimlerden biri; "Gerilim istemiyoruz, siz de cumartesi günü noktayı koyun" mesajını veriyor.Ve cumartesi günü TÜSİAD Başkanı Sabancı, "Söylenecekler söylendi" diyerek noktayı koyuyor. Devreye girenler TÜSİAD homojen değil. Bu hükümetin muhafazakârlığına çok kızan ve eleştirileri yetersiz bulanlar var. Hükümetin reformist yönüne dikkat çekerek destek olunmasını isteyenler var. "Bize karşı TOBB'u tutuyor" diye rahatsızlık duyanlar var...Başta Ali Babacan, bakanları arayıp "Biz kavga istemiyoruz, siz de tansiyonu düşürün" diyen TÜSİAD'çılar da oldu.Hükümette ise TÜSİAD'ın "beyaz Türkler" tavrıyla muhalefet ettiğini düşünenler var."Hükümete karşı açıkça taraf olan Cumhurbaşkanı, iş çevrelerine daima uzak dururken niye şimdi ilk defa TÜSİAD toplantısına gitti?"Bu sözler bir bakana ait...Ve tartışma konularda ortaya çıkıveren YÖK-TÜSİAD çizgi beraberliği, içki tartışmaları.Acaba tarihimizden gelen o bildik seçilmişler-elitler çelişkisi yeniden mi sahneleniyor? AKP'de böyle bir kaygı hissediliyor.Bu tablo Başbakan'ın neden "Çıkış yapmalıydım!" sözüne de ışık tutuyor. Başbakan, sanıyorum, "Bir kuşatma varsa sessizce boyun eğmem, mücadele ederim" mesajını vermek için bu 'çıkış'ı yaptı, mesajı verdikten sonra da tansiyonun düşürülmesini istedi.Seçilmişler-elitler çelişkisi bizde demokrasinin ve siyasi istikrarın yumuşak karnıdır; bunun krize dönüşmesinin geçmiş örnekleri ve ne kadar tahribat yarattığı biliniyor. Bundan sakınmak herkesin, hepimizin görevi. Kavgaya son vermek iyi oldu. t.akyol@milliyet.com.tr Erdoğan neden 'çıkış' yaptı?