Bilim ve inanç

DARWIN tartışması konulu dünkü yazım üzerine her ki tarafın fanatiklerinden tepkiler aldım. Son derece ufuk açıcı eleştiriler de aldım. Muğla Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Elgin bunlardan biri.
Popper’in bilim felsefesi ve “Biyolojide fiziktekine benzer yasalar var mı?” konularında çalışan Elgin, “Popper’in ‘metafizik’ dediği, Darwin’in teorisidir, evrim olgusunun kendisi değildir” diyor; ben de zaten Popper’in ‘metafizik’ nitelemesini “Darwinizm” için yaptığını yazmıştım.
Elgin, Popper’den sonra biyolojide matematik modellerin uygulanması konusunda büyük gelişmeler olduğuna da dikkat çekiyor.
İki temel konuyu buraya almak istiyorum.

Bilim-din farkı
Önce, din ve bilim alanlarının farklılığına işaret eden Elgin’in şu satırları:
“Bugün bilimin gelişmiş olduğu Batı toplumlarında üniversitelerdeki fizik alanı için genel görecelilik neyse biyoloji alanları için de biyolojik evrim teorisi aynı şeydir. O açıdan siz yaratılışçı teori ile bu teorinin eşit tutulmasını bilim adamlarından talep ederseniz bu olmaz.”
Elgin, bilim ve bu arada biyoloji alanında teorileri “gözlem durumlarına uygulama, test etme, matematiksel olarak modelleme” konularında birçok çalışmalar yapıldığını belirtiyor, “Bunların hiçbirini yaratılışçı teoriyle yapamazsınız” diyor.
Gerçekten mesela teolojide büyük yer tutan “Allah’ın fiilleri”ni bu arada “yaratma” fiilini mesela görecelik teorisindeki e=mc2 gibi matematik formüllerle “tanımlamak, sınamak, öngörmek” mümkün değildir. “Kaadir-i mutlak” kavramına da aykırıdır.
Bilimde ise “tanım, sınama, öngörü” çok önemlidir, elli yıl sonra Güneş’in ne zaman tutulacağını saniyesi saniyesine öngörürüz, ama Allah’ın fiillerini böyle “tanımlamak, sınamak, öngörmek” insanoğlu için imkânsızdır. Dinin işlevi zaten fizik, kimya, biyoloji teorileri oluşturmak, matematik formülleri kurmak, tabiata bu gözlükle bakmak değildir.

Maddeden ötesi
Dr. Elgin şöyle devam ediyor:
“Ancak size şu konuda katılırım: Tüm bunların öyle olması ne genel göreceliliğin doğru olduğunu ne de evrim teorisinin (evrim olgusundan bahsetmiyorum, ayrıca aslında tek teoriden ziyade birden fazla varyasyonu vardır) doğru olduğunu kanıtlamaz... Bu yanlış olsa bile onların hiçbir konuda doğru söylemediği anlamına da gelmez. Newton’un teorisi de yanlışlandı diyoruz ama halen neredeyse makro düzeydeki her şey için onu kullanıyoruz. Dolayısıyla, soru evrim teorisinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı değil, evrim teorisinin işleyişi ve uygulamaları itibariyle fizikteki teorilerden kategorik olarak bir farkı var mıdır? Yoktur.”
Bilimdeki ‘doğrulandı’ ve ‘yanlışlandı’ kavramları günlük dilden ne kadar farklı!
Elgin’in bahsettiği “makro düzey” gözlemlerin, deneylerin, rakamların düzeyidir. Buradan “gerçeklik ötesi” denilen “sonsuz küçükler” ve “sonsuz büyükler” alanına doğru gittikçe karşımızda “metafizik bir zaman” çıkıyor. Fizikle metafiziğin, bilgiyle inancın iç içe geçtiği bir ‘öteler’ âlemi.
Netice: Dinin bilimi sansürlemesi yanlıştır, bilimin ateizmle özdeş sanılması da yanlıştır. Farklı algılara açık geniş bir alan vardır bilimle inanç arasında. Kimisi “Bir örümcek götürür Hakk’a beni” der, kimisi de aynı örümceği tabiatın türettiğini düşünür.
Bırakınız inansınlar, bırakınız düşünsünler; yeter ki birbirinin gırtlağına sarılmasınlar.