Liberaller AKP'yi bırakır mı?

Objektif Sosyolog Ferhat Kentel konuşmasında liberalizm ile kapitalizm arasındaki ilişkileri sorgulayarak liberalizmi eleştirdi mesela. Kentel'e "özgürlükçü sol" demek mümkün.Mahçupyan da kitaplarında liberalizmi eleştiriyor; liberalizmin, insanı soyut "birey"e indirgeyip kişilik özelliklerine önem vermediğini iddia ediyor.Gerçek "liberalizm"i savunanlar, Liberal Düşünce Topluluğu çevresindeki aydın ve akademisyenlerdir.Murat Belge ve Ahmet İnsel gibi isimlere ancak "özgürlükçü sol" denilebilir. Mehmet Altan ise "İkinci Cumhuriyet"çidir.Bu aydınların ortak yanı, "liberal" değil, "demokrat" olmaktır. MUHAFAZAKÂR STV'de Hüseyin Gülerce'nin Pazar Sohbeti programını izliyorum. Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen Gülerce'nin konukları Etyen Mahçupyan ve Ferhat Kentel; "liberal" sanılan iki aydın. 'Sanılan' diyorum, çünkü Mahçupyan da Kentel de "liberalizm"i benimsemiyor. Başörtüsü yasağına ve çağdaş demokrasiye aykırı tüm yasaklara karşı çıkıp 'resmi ideoloji'yi eleştirdikleri için 'liberal' sanılıyorlar. Bu tür aydınların muhafazakâr AKP'ye de, cumhuriyetçi CHP'ye de bakışlarına ışık tutacak bir analizi, cumhuriyetçi filozof Regis Debray yapmıştır. Fransız Debray'ye göre, cumhuriyetçilikte 'kamusallık' esastır, demokraside ise 'bireysellik' önceliklidir. Debray, başörtüsünden de örnek verir; mealen şöyle:"Sınıfa girerken başörtüsünü vestiyere bırakan kız, cumhuriyetçilere göre, alkışlanacak bir 'erdem' sergilemiştir. Demokratlara göre ise, bu kız baskı karşısında 'özgürlükler'inden birini bırakmaya zorlanmıştır."Gerçekten cumhuriyetçi gelenekte, devletin 'kamusal' felsefesine göre standart bir "vatandaş" oluşturulur. Rousseau'dan Türkân Saylan'a uzanan söylemde, "cumhuriyette asıl vatandaşlar" bu vatandaşlardır. Buna uymayan vatandaşlar "kamusal"ın dışında tutulur.Demokrat felsefede ise vatandaşlık ideolojik değil hukuki bir terimdir; "birey"ler eşit hak ve özgürlüklere sahiptir; başını örtse de örtmese de mesela... İki siyasi felsefe Türkiye'deki tablo da bu analize uyuyor: Cumhuriyetçi kanatta CHP var, "asıl vatandaşlar" var, kurumlar var, 'üniversel' olamayan üniversite var, "kamu erki"ne sahip "devlet iktidarı" var. Söylemlerinde 1930'ların kavramları, korkuları özlemleri egemen. Öbür kanat daha geniş ve heterojen: "Faso fiso vatandaşlar" olarak görülen halk çoğunluğu burada. Liberal aydınlar, özgürlükçü sol aydınlar, muhafazakâr aydınlar var. Ortak söylemleri "devlet iktidarı"nın sınırlanması, "seçilmişler"in ve "özgürlükler"in etkinleştirilmesi, yani 'demokrasi'dir. Piyasa ekonomisi, dışa açılma, AB sürecinde gelişen hukuk anlayışı gibi etkenler "demokrat" kanadı güçlendiriyor; artık üniversite de eskisi kadar 'tek sesli' değil. Yargı bazen 'özgürlükçü' karar verebiliyor.Bu ikili tabloda 'liberaller' ya da 'demokratlar' AKP ile çatışabilir ama destek verecekleri başka parti şimdilik yok. CHP ancak 1970'lerdeki gibi "demokratik sol" bir yenilenme geçirirse bu aydınların bir kısmı için ilgi odağı olabilir ama CHP, aksine, gittikçe katılaşıyor.CHP'de "özgürlükçü sol" bir yenilenme olmadığı sürece, 'liberal' ya da 'demokrat' aydınlarla AKP'nin ilişkileri, 'boşanma'ya varmadan, 'çekişmeli evlilik' gibi sürecek galiba. t.akyol@milliyet.com.tr Boşanma olacak mı?