Terör alarmı ve İsrail

PKK İskenderun’da Deniz İkmal Birliği’ne roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırdı; 6 askerimiz şehit, 9’u yaralı...
Rahmetle anıyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.
İki noktaya herkesin dikkatini önemle çekmek istiyorum.
- Bu bir ‘arazi taraması sırasında çıkan çatışma’ değildir... Planlı bir saldırıdır. PKK’nın terörü tırmandırma stratejisinin bir uygulaması, Sarıyayla karakol baskınından sonraki en önemli işaretidir.
- ‘Açılım’da kendisinin muhatap alınmayacağını gören Öcalan terörü tırmandırma, hatta kendi deyimiyle “31 Mayıs’tan sonra çok kan akacağı” talimatını vermiştir. DTP’li Nezir Karabaş, “Kürt halkı sadece gerilla mücadelesi ile kalmayacak, yaşamı cehenneme çevirecek” diyerek gelen talimatı ‘tercüme’ etmişti. (Milliyet, 16 Mayıs)
Dünkü Taraf’ta Neşe Düzel’e yaptığı açıklamada, eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu da Öcalan’ın “31 Mayıs’tan sonra...” açıklamasını hatırlatıyor, “Şiddet artacak, sadece dağla sınırlı olmayacak” diyerek kaygısını belirtiyordu!

Türkiye bölünürse!
Tanrıkulu gibi sağduyulu açıklamalar yapabilen bir insan bile, bir iç savaş felaketini önlemek için “hükümet operasyonları durdursun” diyor da “PKK silah bıraksın” demiyor, diyemiyor.
Şehit cenazelerinin yarattığı halk tepkisi tırmanırken hangi demokratik hükümet operasyonları durdurabilir?!
Hangi demokratik hükümet bu halk tepkisini yok sayarak “masaya oturma” talebini kabul edebilir?!
“Operasyonları durdurmak”, PKK’nın yeni mevzilere yerleşmesi demek olmaz mı? Bunun garantisi ne?
Kürt siyaseti PKK’nın ‘Stalinist’ güdümü altında kalmış, bu da çözüm için demokratik yolları tıkamıştır.
“Açılım”ı tıkayan da PKK’nın Habur “gösteri”si olmadı mı?
Maalesef, mesele gittikçe zorlaşıyor, toplumsal ayrışma derinleşiyor! Tanrıkulu “Bu durum savaşla bitecekse öyle bitsin” duygusunun yaygınlaştığını, Kürtlerin Batı’daki evlerini satmaya başladığını söylüyor!
Böyle gider de Türkiye’nin bir bölgesi ‘Kürdistan’ olursa kalan tamamı ‘Türkistan’ olur ve bu herkes için korkunç bir felaket demektir; aklın alamayacağı, vicdanların kaldıramayacağı felaket!
Artık ‘hükümet’ değil, devlet terörle mücadele ile birlikte çözüm süreci için bir genel strateji geliştirmelidir.

İsrail, ‘haydut devlet’
İsrail’in sağcı ve saldırgan Başbakanı Netanyahu, geldiğinden beri yangına körük sıkıyor. Gazze ambargosunu gaddarca sıkılaştırıyor, BM kararlarını hatta Obama’nın tepkisini hiçe sayarak Arap topraklarında İsrail yerleşim yerlerini genişletiyor...
İsrail devleti, “mazlum” olmanın ‘avans’ını çoktan tüketmiştir, dünyada gittikçe tecrit olmaktadır.
Uluslararası sularda insani yardım gemisine silahlı baskın düzenleyip masum sivilleri katletmek sadece siyasi açıdan değil, uluslararası hukuk açısından da haydutluktur.
Obama yönetimi İsrail lobisinin kafasına uyarak BM’de İsrail lehine veto kullanırsa, bunun yol açacağı zincirleme reaksiyonları iyi hesap etmelidir: ‘Faşist’ Netanyahu’nun bu haydutluğu da yaptırımsız kalırsa Ortadoğu’daki zincirleme reaksiyonlar El Kaide’ye, İran’a, tüm radikal unsurlara büyük güç kazandıracak, Obama’nın imajı da “Bush”a dönüşecektir.
Obama, hiç olmazsa İsrail’deki liberal muhalefet kadar eleştirel davranmalı, ABD’yi kimin yönettiği konusunda da artık dünyaya net bir fikir vermelidir!