Üniversite reformu

Üniversite reformu


     İSTANBUL Üniversitesi'nin tarihiyle ilgili bir makale: Doç. Dr. Nurşen Mazıcı'nın "Öncesi ve Sonrasıyla 1933 Üniversite Reformu" adlı araştırması. (Birikim dergisi, Sayı 76, Ağustos 1995, sf. 56 - 70)
       Osmanlı'dan gelen özerk "Darülfünun"un kapatılarak yerine 'devletçi' "İstanbul Üniversitesi"nin(İÜ) kurulmasını sağlayan reform...
       Tarihimizi boşuna yaşamadıysak, ondan dersler alacaksak, üniversitenin yine tartışıldığı günümüzde 67 yıl önceki o "reform"dan da dersler almalıyız.
       Önce 1932'de "Darülfünun'un ıslahı" için Cenevre Üniversitesi'nden Prof. Albert Malche çağrılmış. Malche'ın detaylı raporunu Atatürk bizzat dikkatle ve notlar alarak okumuş. Malche'dan Atatürk'ün de benimsediği önemli vurgular:
     "Darülfünun'un en zayıf yanı, kişisel araştırmaya yer verecek eğitim ve öğretimin olmaması ve ansiklopedik bilgilerin verilmesidir... Öğrenciler bir Batı dilini okuyup anlayacak kadar bilmelidir... Bilimsel özerklik olmalı ama atama ve azilleri Milli Eğitim Bakanlığı yapmalıdır..."
       * * *
       1930'LARDAKİ 'Parti Devleti' üniversiteden siyasi işlevler de beklemektedir. Dönemin basınında Darülfünun "inkılapların gerisinde kaldığı, sessiz durduğu" için eleştirilmektedir. Gerçekten, Darülfünun mesela Güneş Dil Teorisi gibi tezlere ilgi göstermemişti.
       Ağustos 1933'te ünlü "Kadro" dergisinde, Burhan Asaf şunları yazmaktadır:
     "19. yüzyılın Darülfünun anlayışı, liberal zihniyetin bir ürünüdür. Buna göre Darülfünun'da ilim ilim için yapılır. İlme dışardan müdahale yapılamaz... (Halbuki) Dünya çapında liberalizm tam bir hezimet ve tasfiye halindedir...
       Liberalizmin iflasını resmen ilan eden memleketlerde, darülfünunlara müdahale, bütün diğer müdahaleler kadar tabii görülmüştür. Bugün Rusya, İtalya ve Almanya'da darülfünunların liberal devletlerdeki bağımsızlıkları kalmadı..."
       Nihayet özerk Darülfünun kapatılmış, devlet partisinin resmi yayın organı "Ülkü" dergisinin deyimiyle, "inkılapları yaymak ve bunları uygulamak" amacıyla 1933'te İÜ kurulmuş, özerkliğe de son verilmiştir.
       * * *
     İÜ kurulurken, eski Darülfünun'un 151 öğretim üyesinden sadece 59'u yeni kadroya alınmış, 92 öğretim üyesi tasfiye edilmiştir. Mazıcı'ya göre, bu 92 öğretim üyesinin "birçoğu bilimsel çalışma ve akademik yayınlara sahipti."
       Bunlar arasında fen, tıp, eczacılık gibi 'pozitif' alanlarda Batı'da akademik kariyer yapmış bilim adamları bile vardı. Kanser laboratuvarını ve Kanserle Mücadele Cemiyeti'ni kuran Prof. Hamdi Suat Akpınar gibi...
       Mazıcı böyle çok sayıda örnek veriyor.
       Dil ve tarih bilgini Yahudi Prof. Avram Galanti de tasfiye edilmişti! (Galanti'yi İnönü 1946'da milletvekili yapacaktır.)
       Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu ve Ahmet Ağaoğlu gibi 'inkılapçı', ama 'partili' olmayan profesörler de tasfiye edilmişti.
       Mazıcı 1933'teki tasfiyenin amacının "liberalleri uzaklaştırmak" ve "üniversiteyi siyasallaştırarak bilim dışı alana itip parti devleti politikasının içine çekmek" olduğunu yazıyor.
       Bugün Yüksek Öğretim Komiserliği'nin yapmakta olduğu gibi!
       Fakat bu tasfiye İÜ'de bilimi en az on yıl geciktirmiş, ilk fizik ve kimya doktoraları ancak 1947'de verilebilmiştir. Devletin "müdahale" etmediği Yüksek Ziraat Enstitüsü'nde bu tarih 1937'dir.
       Hitler'den kaçan Yahudi profesörler gelmeseydi, İÜ sonraki seviyesine de kolay ulaşamazdı.
       Anlayana sivri sinek saz...



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr