ABD F-35’leri vermezse ne olur?

Önümüzdeki pazartesi günü Brüksel’deki NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında gerçekleşecek olan görüşmede en kritik başlıklardan biri Rusya menşeli S-400 hava savunma sistemi. Aslında buna Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkileri tıkayan konu ya da bahane de diyebiliriz. Tabii ABD açısından. Çünkü ta başından beri hem Türkiye’nin hava savunma sistemi, Patriot taleplerini sallayan, hem de “S-400 alırsan” diye takoz olan, alındığında da kafasına göre baskı, şantaj, dahası yaptırım uygulayan bir ABD söz konusu. Hem de daha önce yapılan anlaşmaları yok sayarak. Örneğin, parası ödendiği halde verilmeyen ya da askıya alınan F-35’ler gibi... Yani, ABD’nin “S-400’ler NATO’nun güvenlik kuşağı için tehdit” gibisinden öne sürdüğü gerekçeler falan hep hikâye. Öyle bir şey söz konusu bile değil. ABD’nin tek derdi, şu anda Türkiye’nin dış politikasıyla ABD’nin dış politikasının örtüşmemesi. Mesela, eskiden Rusya’yla falan icazet alarak görüşüyordu, şimdi kendi başına hareket ediyor, kendi politikasını belirliyor. Aynı durum Suriye’deki gelişmeler, doğu Akdeniz ve diğer konular için de geçerli. Yani ABD’ye göre, kendine biçilmiş rolün üstüne çıkıyor Türkiye. Onlar da onu kabul etmiyor, edemiyorlar. Dolayısıyla da Türkiye’nin ABD’ye bağımlı olması için tehdit, şantaj her yolu deniyorlar. Bu durumda da akla gelen soru şu:

S-400’ler konusunda ABD tavizsiz yaklaşımını esnetmezse, F-35 programından çıkarılma kararındaki tavrı değişmezse ne olur? Yani ABD F-35’leri vermeme noktasında ısrarlı olursa Türkiye ne yapacak? Buna karşı öngörülen ya da var olan başka alternatifler ne olabilir? Emekli Hava Pilot Korgeneral Dr. Erdoğan Karakuş anlatıyor:

“F-35’lerin verilme imkânı sanki var gibi geliyor bana çünkü bizim F-35’ler için 1 milyar dolarlık parça üretecek olan 11 firmamız ağır basıyor. Özellikle bu salgın sırasında bazı ülkeler F-35 parçasının üretiminde sıkıntılar çekti. Ama Türkiye’deki bu 11 firma sağlam durdu, F-35’le ilgili program aksamasın diye her şekilde görevini yerine getirdi. O nedenle, ABD’deki firma da bu 11 Türk firmasının devamını istiyor. Aynı zamanda da nereden baksanız biz 120 civarında uçak alacağız. İngiltere’de 90 civarında uçaktan vazgeçti. Bu da ABD’deki firmayı feci şekilde sıkıştırıyor. ABD’de de sıkıntı var yani.”

Her şeye rağmen vermem diye diretirse?

“Bizim 250’ye yakın F-16 uçağımız var. Bunların hepsi modernize edildi, sadece 35’i hariç. Bu 35 tane de blok 30 dediğimiz en eskileri. F-35’ler onların yerine geçecekti, onun için de bunların modernize edilmemesi planlanmıştı. Ama F-35’ler aksayınca bu 35 tane blok 30 F-16 uçağının Türkiye’de modernize çalışmaları devam ediyor. Devamlı çare arama peşinde olduğumuzdan dolayı bu modernize çalışmaları da çok ilginç. Mesela ASELSAN radarını yapıyor, bilgisayarını, dost-düşman tanıma sistemini yapıyor, HAVELSAN bu bilgi sistemlerinin birleşimini tamamlıyor, TUSAŞ falan da bu işin içerisinde, zaten yapılan ilk işlem de orada. Bu 35 uçakla ilgili çalışma hakkı alabilmek için ABD’ye yüklü miktarda bir para verildi ama bu sayede uçağın gövde, motor dışında tamamı neredeyse bizim uçak, yani dışarıdan müdahale imkânı olmayan uçak haline geliyor. Hava Kuvvetleri benim gördüğüm kadarıyla eğer F-35’ler olmazsa ABD’den veya başka ülkelerden eski F-16 toplayabilir.”

Nasıl yani?

“Dünya ülkelerinden 100 tane eski F-16 toplanabilir. Onların tanesi de 2-3 milyon doların üzerinde pek olmaz. 1-1.5 milyar dolar verir alırsınız, yine 1-2 milyar dolar verirsiniz, modernize edersiniz. 100-120 uçağınız daha F-16 blok 70 seviyesinde olduğu takdirde Yunanistan’a karşı caydırıcılığınızı devam ettirirsiniz. Ve de tamamen Türkiye’nin uçağı olarak çünkü F-16’ların modernize edilmesi için izin alındı, ABD’ye parası verildi. Şu anda blok 30 F-16’ların bilgi sistemleri radarı, dost-düşman tanıma sistemleri ve her türlü donanımı Türk malı olacak, bizim üretimimiz olacak. Dolayısıyla, yepyeni bir uçak yapmış gibi konumdayız.”

250 artı 120 F-16 daha yani?

“Evet, F-35’ler olmazsa benim düşüncem o...”

Özetle; ABD’yle uzun zamandan sonra açılan diyalog kapısı kritik önemde. İki liderin Biden seçildikten sonra gerçekleşecek ilk yüz yüze görüşmesinden beklenti de Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerilimin düşmesi ve artık bundan sonrasına bakmamızı sağlayacak bir anlayış birliğine varılması yönünde. Her iki ülkenin de çıkarları açısından. Ama ABD, Türkiye’nin kaygılarını anlamama ve mesela S-400, dolayısıyla da F-35’leri vermeme noktasında ısrarcı olup, esneklik göstermemesi durumunda da dünyanın sonu değil yani...