
Suriye yönetimi ve SDG arasında mutabakata varılmasının ardından öngörülen kademeli entegrasyon şartları adım adım yerine getiriliyor... Son derece kırılgan ve hassas bir süreç söz konusu. Zira şartları açık ve net olan aynı metni SDG ısrarla farklı okuyor, kafasına göre yorumluyor, çarpıtmaya çalışıyor... Söylem karmaşasıyla sahadaki durumu, masada tersine çevirmek istiyor aklınca...Anlaşmaya rağmen silahla sahayı karıştırma, kaos niyeti dahil... Bunda da artık her şeyi kaybettiklerinin farkında olan Kandil’den PKK/SDG’ye gelen çatışma baskısının etkisi büyük... Lafa geldi mi de hep PKK başka SDG başka diyorlar oysa!.. Dolayısıyla Suriye PKK’sı SDG’nin elebaşı Mazlum Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın “PKK’nın etkisinden çık” baskısıyla Kandil’den gelen emir, talimatlar arasında sıkışmış durumda... Şaşkınlığından kaynaklı olarak da bildik abuk sabuk çıkışlarına devam ediyor.. Mesela Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un kendisine bu anlaşma için siyasi güvenceler sağlayacağına dair şahsen garanti verdiğini açıkladı, ”Macron bizi koruyacak” dedi. Macron ne yapacaksa, nasıl koruyacaksa?.. Ha “entegre olmak istemeyenler Paris’e gelebilirler” diyorsa o başka tabi... Teröristlerin Elysee Sarayı’nda ağırlanmaları bildik hikâye zaten...
Yoksa gerçek olan şu: Sahada kaybettiler bu net… Bunu masada geri çevirmeleri söz konusu bile değil…Obama, Biden dönemlerinde ABD’nin sahada oyun kısıtlayıcı bir rolü vardı, bugün bu görüntü değişti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sahaya öyle bir ağırlığını koydu ki ABD artık Türkiye’yi karşısına almanın faydadan ziyade çok büyük bir maliyet üreteceğini gördü...”SDG’ye bağımsız bir devlet kurma borcumuz yok” diye ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack defalarca gerçeği deklare etti zaten...Kaldı ki öyle bir düşünce olsa bile Türkiye buna izin verir miydi?..
★★★
Terör örgütünün ele başları, destekçileri Barzani’si, Talabani’leri gibi DEM Parti şu gerçekliği iyi okumak zorunda: Bu örgütü kuran Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025’de bitti artık dedi... İmralı’dan gelen talimatın açık ve net olmasına rağmen ısrarla bütün unsurları bağlamadığı konusunda farklı yorumlar, saptırmalar var, ama sonuçta Türkiye bunu böyle görüyor ve defalarca deklare etti nitekim. Gerisi hikâye... Gelinen noktada da sahadaki manzara ve Suriye haritası da ortada. Dar bir alanda sıkışan terör örgütünden söz ediyoruz. Bunun Kürt halkıyla alakası yok, onlara yönelik bir tehdit ve baskı falan söz konusu değil... Bilakis Suriye yönetiminin kontrolüne geçen bölgelerde, terör örgütünün zulmünden kurtulan Kürtler bayram havasında...Suriye Devlet Başkanı Şara’nın Kürt vatandaşların haklarını ve güvenliğini güvence altına alan yayımladığı kapsamlı bir kararname de var zaten... Ama DEM parti hala Kürtlere yönelik baskı, zulüm ve tanınmayan haklar gibisinden açıklamalar yapıyor... Aynel Arap’taki direnişi de doğrudan bunlarla bağdaştırıyor... Suriye Ordusu’nun Halep’i teröristlerden arındırma operasyonunda da “Kürtlere etnik temizlik yapılıyor” diye en başta ABD ve dünya kamuoylarını manipüle etmeye niyetlenmişlerdi malum...Kimsede yemedi, yemiyor tabii...
Niyesi açık. Bırak bu gibi sözlerin palavralığını varsayalım teröristler dışında Kürt halkına, sivillere yönelik en ufak bir tehdit durumu olsa en başta Türkiye buna izin vermez... Geçmişte de aynı yerde yaşanmış örnekleri var zaten... Kaldı ki; değil yakınında dünyanın neresinde ve kim olursa olsun bu gibi durumlarda Türkiye’nin hassasiyetini, duruşunu herkes gördü biliyor... Bir tek onlar görmek istemiyor. Dolayısıyla DEM Parti’den gelen çıkışlara söylemlere bakıldığında dertlerinin Kürt halkı değil bizzat terör örgütünün durumu, pozisyonu olduğu açık… Daha yeni TBMM çatışı altında konuşan DEM partili vekillerden “askeri entegrasyon SDG’nin istediği gibi olacak” diye provokatif sözler sarf edildi...
★★★
Söylemlere baktığınızda da DEM
Parti’nin yaptığı, niyeti, derdi açık ve net: Kendi halkımı, Kürtleri savunuyorum derken aslında kendi örgütünü savunuyor ve meseleyi sürekli Türkiye’ye taşımaya çalışıyor. Türkiye’nin bu kadar hoşgörülü ve yapıcı duruşuna rağmen ısrarla sabırları zorluyor...DEM Partide Türkiye’nin iyi niyetle uzattığı eli, bir zaafmış gibi görüp, sürekli talepkâr ve sinir uçlarına dokunan hassasiyetleriyle oynayan çıkışlarla bir terör örgütü aklıyla hareket etme durumu var yani...