Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davalar ve küresel protestolarla sıkışan İsrail, dünyada en çok izlenenler arasında yer alan Fauda (Kaos) dizisinin yeni vizyona giren 5. sezonuyla dikkatleri Gazze’deki katliamdan, sivil ölümlerinden uzaklaştırıp 7 Ekim travmasına geri döndürmek hesabında... Yayına girdiği 8 Eylül’den sonra daha ilk 24 saatte dünya çapında 43 farklı ülkede en çok izlenen ilk 10 arasına giren dizi olayların başlangıç noktasını 7 Ekim olarak belirleyip, ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı ve tüm dünyanın tepkisini çeken askeri harekâtı tamamen atlıyor. İzleyiciye sadece “saldırıya uğrayan ve arkadaşlarını/ailelerini kaybeden çaresiz İsrailli savaşçılar” imajı sunuluyor. Gazze'deki katliamdan söz etmek, dizinin inşa etmeye çalıştığı bu “mutlak mağduriyet ve haklı intikam” anlatısını zedeleyeceği için sansürleniyor... Konu doğrudan daha kişisel bir intikam hikâyesine dönüşüyor... Dizide güya bir denge kurmak adına, aileleri katledilen bir İsrailli ile bir Filistinli karakter yan yana getirilerek Marsilya sokaklarında ortak düşmana karşı bir av başlıyor. Hikâye Marsilya’ya taşınarak, peşine düşülen “Hamas’tan kopmuş Arap/Gazze unsurları” Batı dünyasını da tehdit eden küresel bir tehlike olarak konumlandırılıyor.. Niyet belli: Hikâyeyi Batı dünyasına taşıyarak, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını “bir işgal, katliam, soykırım” olmaktan çıkarıp, sözde “Batı medeniyetini terörden koruyan bir kalkan” algısı yaratma hesabı, tezgâhı... İsrail’in alçaklıklarına küresel kamuoyunda bir tür ahlaki ve hukuki meşruiyet sağlama çabası... Buna Fauda, Gazze’deki çok ağır siyasi/insani gerçekliğin altında ezilmemek ve küresel izleyici kitlesini kaybetmemek adına Marsilya’yı yeni bir anlatı alanı olarak seçti de denilebilir. Dolayısıyla dizinin 11 bölümlük 5. sezonunda kurgu tam anlamıyla toplumu aldatma amaçlı aşağılık bir dezenformasyon faaliyeti...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

★★★

İlk bölümü 2015 yılında İsrail TV’sinde yayınlanan daha sonra uluslararası bir yayın kuruluşuna transfer olan önceki sezonlarda olduğu gibi... Arapça konuşup, Arap gibi davranan bir komando İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) timinin hikâyesini içeren o bölümlerde de Batı Şeria bölgesinde Ramallah, Cenin’de, Gazze’de, Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah bölgesinde hastanelere, mülteci kamplarına operasyonlar yapılıyor ama gerçekteki İsrail terörü hep perdeleniyor. Kadınlar, çocuklar asla hedef olmuyor!.. Aksine en ufak bir zarar görmemeleri için büyük hassasiyet gösteriliyor!... Hatta bir bölümde bomba yerleştirilmiş aracın yanına tesadüfen gelen Filistinli bir çocuğu tim elemanı kendi canı pahasına kurtarıyor!.. Değil sivilleri vurmak öldürmek, düşüncesi bile tim elemanlarının hem kendileri hem de İsrailli yetkililer arasında büyük tartışmalara neden oluyor!.. Senaryo neredeyse her bölümde hep aynı yürüyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İsrail özel birliği bir operasyon yapmazsa, sivil kıyafetlerle bir şehre dalıp insanları öldürmezse, karşı taraf çok daha büyük ve korkunç bir katliam (örneğin kimyasal silah saldırısı veya intihar bombacısı) yapacaktır. Bu kurgu, izleyiciye “Evet, burada insanlar ölüyor ama yapılmasaydı daha çok kişi ölecekti, o yüzden bu operasyonlar haklıdır” düşüncesini bilinçaltından aşılıyor...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

★★★

İsrail'in uyguladığı aşağılık politikalarına meşruiyet kazandırmak, küresel kamuoyunu etkilemek ve tepkileri etkisiz kılmak adına yürüttüğü Hasbara denilen Fauda ve benzerleri gibi algı operasyonlarına bakıldığında da yanıtı kritik soru şu:

İnsanları, mahkemeleri etkileyip yaptıkları zulmü, soykırımı, katliamı unutturabilirler mi?

Bir zamanlar belki ama artık pek değil...

Dünya genelinde dizi hakkında yapılmış akademik incelemelere, film/dizi eleştirmenlerinin yazılarına, insan hakları raporlarına ve farklı kesimlerden izleyicilerin yorumlarına göre; Batı dünyasındaki protestolar, üniversite eylemleri ve hükümetlerin diplomatik kararları, sahadaki gerçek insani kriz verilerine (can kayıpları, insani yardım engelleri, uluslararası raporlar) dayanıyor. İnsanlar gerçeği, kurgulanmış senaryoları izleyerek değil; sahada acı çeken insanların seslerini duyarak, uluslararası hukuk raporlarını okuyarak ve devletlerin ikiyüzlü politikalarına karşı meydanlara iniyor.  Gerçek görüntüler sosyal medyada canlı olarak akarken kurgusal bir senaryonun Batı sokaklarındaki ve siyasetindeki diplomatik baskıyı ya da toplumsal öfkeyi nötrlemesi rasyonel bulunmuyor...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dolayısıyla Fauda, İsrail adına güçlü bir kültürel araç (propaganda) işlevi görse de İsrail'e, Netanyahu’ya yönelik öfkeyi değil dindirmek, nefreti ve “sistematik propaganda yapıldığı” inancını daha da keskinleştiriyor...