
Ekranlarda ve sosyal medya platformlarında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın tarafını seçip-seçmeme muhabbeti hiç eksik olmuyor. Şu an CHP’de görünse de Yeni Parti ile de temas halinde malum... Dolayısıyla tartışmalar da Yavaş’ın kararsızlığı ya da net olmadığı üzerine hep... Yavaş’ın bildik suskunluk stratejisi de her iki tarafca kendilerine mavi boncuk olarak algılanıyor... Yavaş’ın arada bir yaptığı açıklamalar da her iki tarafı kırmama, küstürmeme üzerine kurgulu... Bunlar da Yavaş’ın karar alamadığı ya da almakta zorlandığı anlamında değil... Karar aradığı falan yok, şu an bu konuda karar vermesi gerektiğini düşünmüyor sadece... An itibarıyla verdiği, geçerli kararlar da net zaten:
Mesela CHP Genel Merkezi’nde, hele de Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte fotoğraf vermek istemiyor... Kılıçdaroğlu’na yönelik tepkinin, öfkenin kendisine transfer olmasından korkuyor ya da böyle bir yükün altına girmekten çekiniyor... Özgür Özel ile konuşuyor, görüşüyor olsa da Yeni Parti’ye de gitmiyor, geçmiyor çünkü orada da partinin ne olacağını öngöremiyor... Özellikle de Ekrem İmamoğlu gölgesi, ağırlığından hareketle... Güven Park’ta Özel ile birlikte verdiği görüntü de o günün şartları içerisinde gelişen bir durum olarak geçiştiriliyor. “Bakın ben her iki tarafa da mesafeliyim, ayrılmalarına da karşıydım zaten” diye... Yavaş’ın tavrında, duruşunda bir farklılık yok yani...
***
Yavaş’ın şu anda iki tarafın da cumurbaşkanı adayı olarak göstermek istediği en favori isim olduğunu bilmeyen yok. Ürkütmemek adına Yavaş’ın bu tavrına karşı sabır politikası uyguladıklarını da... Onun için Yavaş’a “Bizimle misin yoksa değil misin?” netliğinde soru yöneltemiyor her iki parti de.. Özerk bir pozisyonu var, hem CHP hem Yeni Parti açısından... Yoksa şu sıralar her iki partinin de diğer belediye başkanlarına nasıl tarafını seç çağrısı, baskısı, hatta zorlaması yaptığı ortada. Üstelik bir partide görünüp aykırı sözler sarf etme hele de bir başka partiyle temas hali disiplin suçu içeren de bir durum... Bu anlamda ivme kazanan disiplin soruşturmaları, ihraçlar da malum.... Ama her iki taraf da Yavaş kendi partilerindeymiş algısı, havası yaratma ısrarında... Herkes Yavaş’ı yanında görmek istiyor. Ancak hem orada görünüp hem buradaymış havasındaki siyaseten pek alışkın olmadığımız bu manzaranın artık her iki partiyi de rahatsız eden, edecek bir durum olduğu açık... Bu partiler netleşemiyor, tek bir isme mahkum kalıyor anlamına da geliyor zira... Elbette partilerin A-B ya da C planları ya da adaylık anlamında ajandalarında farklı isimler vardır, olabilir, hiç kimse de vazgeçilmez değildir, hatta Özel'in adaylığı da dillendiriliyor ama an itibarıyla her iki taraf açısından da görünür gerçeklik bir sıkışmışlık ve kararsızlık havası veriyor daha çok... Partilerin bu durumunu görmese, hissetmese Yavaş’ın tavrı da farklı olabilirdi belki de...
***
Evet hem CHP hem Yeni Parti, bir geçiş sürecinde, taşlar yerinden oynadı, yeniden düzenleniyor... Dengelerin nasıl şekilleneceği de henüz netleşmiş değil... Her ne kadar daha en baştan ”adaylık için erken, ben Ankara’ya hizmet odaklıyım” demiş olsa da Yavaş’ın tek partiye sıkışmak yerine kendi tabanını genişletmek çabasıyla ülkenin en tepe koltuğuna dönük hesap içinde olduğu açık. Suskunluğu da genel politikası... İki tarafın da potansiyel adaylığına oynuyor. Hatta tercihen Özel ve Yeni Partililer kabul ederse CHP’nin adayı olarak, Altı Ok markası altında ortak bir cumhurbaşkanı adayı olmak gibi bir irade ortaya koyuyor denilebilir... Bunu da kendisini ortaya koyarak değil, tarafların ismi üzerinde aralarında uzlaşarak yapmalarını istiyor ve bekliyor... Bu olasılıkta akla gelen yanıtı kritik soru da şu elbette:
CHP ve Yeni Parti bu konuda uzlaşır mı, uzlaşabilir mi?
Siyaset bu: 24 saatte ne olur, ne değişir kestirmek zor ama şu anda böyle bir emare görülmüyor pek...
Yavaş taraf konusundaki fluluk siyaseti ve hamleyi karşımdan göreyim ona göre adım atayım yaklaşımıyla kendince doğru yapıyor olabilir ama meselenin bir süre sonra net olmayı gerektiren bir konjonktüre gittiği de açık... Tabii aynı açmaz, sıkıntı, Yavaş’ı kadrolarında görmek isteyen CHP ve Yeni Parti için de geçerli... Mesele sadece Yavaş’ın taraf anlamında vereceği karar ya da kararsızlığı değil çok daha çetrefilli yani. Kimin ne karar vereceğiyle bağlantılı meselenin daha da karmaşıklaşma olasılığı da yüksek...