Malki'nin çantası

Malki'nin çantası


Tunca BENGİN

     Erol Evcil'in açıklamaları çok can yakacak. Tabii, sonuna kadar gidilirse!.. Bakalım, öldürülen Nesim Malki'nin çantasındaki yeşil kaplı ajandası (içinde tüm özel notları bulunuyordu) ya da cep telefonunun sim kartı da ortaya çıkacak mı? Olay sonrası ajanda anında, sim kart ise İstanbul'daki evinden uçup gitmişti. Çok gizli damgalı dosyada çantayla ilgili şu bilgiler yer alıyor:
     "Cinayet eyleminin gerçekleştirildiği gün Nesim Malki'nin yanında taşıdığı çantasının jandarma tarafından İstanbul'daki eşine gönderildiği ve daha sonra kendisini polis olarak tanıtan Muzaffer .... isimli şahsın Nesim Malki'nin evine giderek çantanın cumhuriyet savcılığı tarafından istendiğini beyan etmesi üzerine eşinin çantaya dokunmadığını söyleyerek Muzaffer .... isimli şahsa çantayı getirdiği, Muzaffer ....'in çantayı açarak Nesim Malki'ye ait cep telefonunun içindeki kartı aldıktan sonra çantayı olduğu gibi teslim ederek ayrıldığı ve Muzaffer .... isimli şahsın kimliğinin tespit edilemediği..."

Yardımlar neden bekliyor

     Deprem sonrası yaşanan koordinasyonsuzluk çok tartışıldı. Aradan 75 gün geçti, hala aynı sorun gündemde... Devlet, yaralar hızla sarılıyor dese de depremzede isyanlarda. Yurtdışından gelen yardımların gümrüklerde bekletildiği öne sürülüyor. Daha geçen gün, prefabrike ev getiren bir hayırsever, aynı iddiaları yineledi.
       Gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Keçeçiler ise aksini savunuyor. Depremzedeler için gelen malzemelerin süratle bölgeye intikal ettirildiğini belirten Bakan Bey, şöyle diyor:
     "Bekleyen yardım yok. Bildiğiniz gibi yardım malzemeleri vergiden muaf. Ancak getirecekleri malzemeleri kriz masasına teslim etmek kaydıyla. Yok, ben kendim götürüp teslim edeceğim derseniz yüzde 15 KDV'sini ödemek zorundasınız. Atatürk Havalimanı ve Kapıkule'de bir kolaylık getirdik. Kişi Adapazarı, Kocaeli, Yalova'ya ben götüreceğim derse, tabii kriz masasına teslim etmek şartıyla; yanına kolcu veriyoruz, işlem yerinde yapılıyor. Yoksa ben getirdim, istediğime veririm, dilediğim yere götürürüm olmaz. Bu konuyu kriz masasındaki yetkililerle konuşarak çözebilirler. Ama teslim tesellüm belgesi şart, yoksa Maliye bizim yakamıza yapışır, yüzde 15'lik vergiyi bizden alır."

Türbanın adı yasak

     Devlet memurlarına çarşaf, türban, çember sakal kesinlikle yasak. Ancak 76. yılını kutladığımız Cumhuriyet Türkiyesi'nin bugünkü görüntüleri hiç de iç açıcı değil. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere bazı kamu kuruluşlarında yasak deliniyor, yerel yönetimlerde ise FP'liler kafalarına göre takılıyor. Üniversitelerde dinci kesimin türban kavgası sürüyor. Nerde kaldı, Atatürkçü, çağdaş, laik çizgi?..
       İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile ilgili iddiaları aktarmıştım. Bazı türbanlılara göz yumuluyordu. Bunların başında da Müdür Yardımcısı Canbey Avşar'ın aynı kurumda çalışan eşi geliyordu. Müdürlük yetkilileri, Ferdane Hanım'ın son dört aydır mesai süresinde başını açtığını, sonrasında örtündüğünü açıkladılar. Dört ay öncesi meçhul!..
       Bu arada; İstanbul'daki birçok sağlık kuruluşunda türbanın yaygın olduğuna ilişkin ihbarlar da yağdı. Örneğin Şişli Etfal Hastanesi'nde türbanlı doktor ve hemşireler görev yapıyormuş (okurumuzun açık kimliği bizde saklı). Balıkesir Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde görevli iki kadın doktorun (isimleri mevcut) da türbanlı olduğu öne sürülüyor. Hatta, hanımlar dikkat çekmesin diye sabaha karşı işe gelip, 08.00'de hastaneden ayrılıyorlarmış.
       Sağlık Bakanı Sayın Osman Durmuş'un dikkatine. Tabii, gerçekten ilgisini çekiyorsa...

Yaşasın Cumhuriyet

       . "Yüzyıllardan beri Türkiye'yi yönetenler çok şeyler düşünmüşlerdir. Ama yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir; Türkiye'yi. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk ulusunun karşılaştığı zararları ancak bu tutumla giderebiliriz. O da artık Türkiye'de Türkiye'den başka bir şey düşünmemek."
       Kemal ATATÜRK


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr